Yayıncıların yeni başkenti İstanbul

HALİME KİRAZLI
Abone Ol

Alımı- satımı yapılan şey kültür ürünü olduğu için Fellowship bir kültür etkinliği olarak görülüyor. Ama asıl maksadı ticaret olan bir etkinlik. Gelen yayıncılar görüşmeleri yapıp telif alışverişi yapıyorlar. Biz de forumlarla, panellerle bunu destekliyoruz. Özel bir veritabanımız var oraya kaydoluyorlar. Portalımıza kayıt olan yayıncılar birbirlerinden aynı sistem üzerinden randevu da alabiliyor.

İstanbul’un bir telif marketi haline getirilmesi amacıyla düzenlenen İstanbul Fellowship’e Türkiye bu sene 5. kez ev sahipliği yaptı.

İstanbul’un bir telif marketi haline getirilmesi amacıyla düzenlenen İstanbul Fellowship’e Türkiye bu sene 5. kez ev sahipliği yaptı. İstanbul’u yayıncılık dünyasının başkenti haline getirmeyi hedefleyen Fellowship, birçok ülkeden yüzlerce yayıncıyı ağırladı. Sıkı pazarlık ve görüşmelerin yapıldığı program yayın dünyasından birçok önemli isme ev sahipliği yaptı. Paneller ve sempozyumlarla zenginleşen programda yayıncılık sektöründeki sorun ve çözüm önerileri de masaya yatırıldı. İstanbul Fellowship genel koordinatörü Esra Ceceli, programın onur konuğu Meksikalı Ruben Padillo Cortes, Lübnanlı telif hakkı temsilcisi Mohammed Elkhatib ve Slovenyalı Katja Kac ile Fellowship’i, ülkelerindeki yayın hayatını ve programdan kazanımlarını konuştuk.

Dünyaya Açılmak İçin Buraya Geliyorlar

Batı aklıyla düşünen siyasetname yazamaz
Gerçek Hayat

Esra Ceceli- Genel koordinatör

Aylardır bunun heyecanını yaşıyoruz. Bir yandan bu kadar insanın burada toplanması mucize. Biraz önce Londra kitap fuarının iptal edildiğini öğrendik. Geçen hafta keza Bologna iptal edildi. Dünyada koronavirüs gibi bir durum varken 250’den fazla insanın yurtdışından buraya cesaret edip gelmesi, ülkemize güvenip gelmesi hem bizi gururlandırdı, hem de bu etkinliği gerçekleştirmemizi sağladı.

Ceceli,

Alımı- satımı yapılan şey kültür ürünü olduğu için Fellowship bir kültür etkinliği olarak görülüyor. Ama asıl maksadı ticaret olan bir etkinlik. Gelen yayıncılar görüşmeleri yapıp telif alışverişi yapıyorlar. Biz de forumlarla, panellerle bunu destekliyoruz. Özel bir veritabanımız var oraya kaydoluyorlar. Portalımıza kayıt olan yayıncılar birbirlerinden aynı sistem üzerinden randevu da alabiliyor. Gelmeden önce kimlerle görüşeceklerini belirlemiş oluyorlar. Biz de bunu takip edebiliyoruz. Hangi yayıncılar kimlerle görüşüyor, nasıl bir randevu trafiği var, kim kiminle görüştü, nasıl bir satış alış ilişkisi oldu, bunlar ölçülebilir bir şekilde gerçekleşiyor. Biz buradaki anlaşmaların ölçülebilirliği açısından onlara bir ön anlaşma formu veriyoruz. Yaptıkları ön anlaşmaları kaydedip bize bir kopyasını teslim ediyorlar. Bu şekilde nasıl gittiğini ölçebiliyoruz.

  • Her yıl müracaat sayısı artıyor. Bu sene çok fazla yeni başvuru aldık. Bu yıl Latin Amerika’dan çok katılım var. Uzak Asya Filipinler, Endonezya ve Malezya da gelen ülkeler arasında. Bunlar bulundukları yörelerde büyük ama mahalli kalmış pazarlar. Dünyaya açılmak istiyorlar ve buraya geliyorlar. Bu sene kitap fuarları koronavirüs nedeniyle teker teker iptal olunca dediler ki “herhalde gelebileceğimiz tek etkinlik bu olacak ve ne yaparsak burada yapacağız.”

Bir önceki yıla göre 10 kat artış var

Türkiye, telif ihracatı hususunda yeni bir ülke.

Telif aynı zamanda bir ticaret ürünü. Ülkemizden doğmuş bir fikir ve sanat eserini dışarıya satıyoruz. Bu bakımdan telif satışları belki ihracat kalemleri açısından rakam olarak çok küçük ama etki olarak büyük. Yurtdışına daha çok kitap ve sanat eseri telifi satıldıkça başka alanlarda da etkimiz artacaktır.

Türk katılımcısı bu etkinliği her geçen yıl daha verimli kullanıyor. Türkiye, telif ihracatı hususunda yeni bir ülke. Fellowship’in başlangıcından bugüne telif satış ve anlaşmalarının ya da yapılan anlaşmaların artışından bunu anlayabilirsiniz. Bir önceki yıla göre artışın 10 kat olduğunu görebilirsiniz. Yayıncımız da ürettiğinin yurtdışında bir karşılığı olduğunu bu tür etkinlikler sayesinde görüyor. Birçok küçük yayıncı, yurtdışında fuarlara gidemiyor. Bu programla onların ayağına 63 ülkeyi getirmiş oluyoruz. Çok az sayıda kitabı olup da tamamının telifini satan küçük yayıncılar var.

  • Yavaş yavaş bu alanda bir şeyler yapmaları gerektiğini anladılar. Birçoğunun yurtdışı telif görüşmelerini yapacak bir uzmanı yok. Bizim burada Fellowship sırasında çalışan 25 tane tercümanımız, tercüman ihtiyacı olan yayıncılara da yardımcı oluyor. Bu yıl daha verimli kullanıp daha çok anlaşma yaptıklarını, hazırlıklı geldiklerini gördük. Ticari bir kurum bundan bir kazanç sağlamasa buna yatırım yapmaz.

Yayıncılara Saygı Yok

Rubén Padilla Cortés – Meksika

Rubén Padilla Cortés – Meksika

Guadalajara uluslararası kitap fuarında koordinatörüm. Bu da İspanyolca konuşan dünyanın en büyük kitap fuarı. Dünyanın en büyük ve en önemli yayın fuarı açısından ilk 5’e girmiş. Bu 5’linin içerisinde Londra, Bologna, Guadalajara ve Frankfurt var.

Meksika 120 milyon kişilik bir ülke, o yüzden insanlar birçok farklı konuda kitap okuyor. Tabi çok önemli bazı konular var. Aynı zamanda kurgu kitaplar, politika ile ilgili kitaplar okunuyor. Bir de mülteci sorunlarıyla ilgili kitaplar çok okunuyor. Meksika'da kâğıt sorunu olmuyor. Çünkü Meksika'dakiler eserlerini, Çin’de basıyorlar. Çünkü orada fiyatlar çok düşük. Şimdilik koronavirüs olayları yüzünden ne olacağını bilmiyoruz. Çünkü tüm operasyonları durdurdular.

Meksika korsan konusunda ilk beşte

Karşılaştığımız en büyük sıkıntı hem okuyucu sayısının az olması hem de bu kitapları bastıktan sonra insanlara ulaştırma. Çünkü Meksika'daki kitapçıların yüzde 80’i başkentte bulunuyorve Meksika çok geniş bir ülke. Kitapları sadece başkent değil diğer yerlerde de yaymak zor oluyor. Böyle bir zorluk olduğu için de ülkedeki insanların çoğu kitap okumaya alışamamış.

Basılan kitapların insanlara ulaşmaması yayıncıları ciddi bir sıkıntıya düşürüyor.

Meksika, korsan konusunda Rusya ve Brezilya’dan sonra ilk beşe giren ülkelerden birisi. İnsanlar ders kitaplarını bile korsan basmayı tercih ediyor. Bunu da kitapçıların çok yaygın olmamasına bağlıyorum. Dağıtımcılar daha iyi bir planla insanlara ulaştırabilseler, insanların kültürünü değiştirebilsek çok daha iyi bir sonuç elde ederiz. İnsanlar yayıncılara ne yazık ki o kadar saygı duymadıkları için sahte kitap almayı tercih ediyor.

Telif Bir Kerelik Bir Olay Değil

Mohamad Elkhatib - Lübnan

Mohamad Elkhatib - Lübnan

Dijital Future’ın başkanıyım. Yaklaşık 25 yıldır bu işi yapıyorum. Birçok yayıneviyle işimiz var. Aynı zamanda dışarıdan yayın hakları alıyor, kendi ülkemizden de dışarıya yayın hakkı veriyoruz. Bunu da en çok yapan kurumlardan birindeyim. Programa da telif hakkı satın almak için geldim. Yaş aralığı fark etmeksizin İslam’a yönelik eğitici kitaplar arıyorum. Kurum olarak telif haklarının yüzde 80’ini dışarıdan alıyoruz. Her yıl yaklaşık 500 telif hakkını Türkiye'den alıyoruz.

Süreç şöyle işliyor, yazar bize geliyor eğer fikri ve yazdığı uygunsa fikrini uygun bir dil ve illüstrasyonla geliştiriyoruz. Kontrat imzalıyoruz ve kontrata göre komisyon gibi bir ücret ödüyoruz. Mesela kontratta her bir kitaptan 10 bin tane basıldığında komisyon ödeyeceğimizi yazıyoruz. 2. baskıda yine ücret ödüyoruz. Aynı şekilde başka bir dile çeviri yapığımızda da ücret ödemesi yapıyoruz. Yani bir kerelik bir olay değil. Bazı durumlarda başka yayın evlerinden aldığımız telif hakları sadece bir kerelik ve tek bir dile mahsus olabiliyor.

Türk Yayınları Gelişiyor

Katja Kac – Slovenya

Katja Kac – Slovenya

Yayıncılıkla alakalı bir şirketin satış departmanında çalışıyorum. İlk kez geçen sene katıldım. Daha önce de fuarlara gittim ama bu program daha avantajlı. O da şu, buradaki birebir görüşmelerden sonra iletişimin kopmuyor. Arkadaşlık ortamını programdan sonra da sürdürebiliyorsunuz. Mesela Frankfurt'ta görüşme bitince gidiyorsunuz ve ilişki kurulmuyor. Bu programın en çok sevdiğim yanı.

Şirketim için çocuk kitapları arıyorum. Çocuk kitaplarından tüm çocukların anlayabileceği kitapları seçiyorum. O kitapları da buldum. Geçen seneye göre Türkiye'deki yayınevleri, çocuk kitaplarındaki resimlere ve illüstrasyonlara daha fazla özenli. Burada katılımcılarla, özellikle de Türklerle iyi bir iletişim kurdum. Kaliteli de içerikler üretiyorlar. Herkes bilsin istediğim için Fellowship’te tanıştığım Türkleri başka fuarlarda diğer kişilere öneriyorum.