Yeni bir dünya savaşına mı doğru?

NAZGÜL KENZHETAY
Abone Ol

Rusya-Ukrayna çatışması büyük bir savaşa dönüşür mü? Dönüşürse Azerbaycan dâhil Türk cumhuriyetleri bundan ne şekilde etkilenir? Rusya'nın yayılmacı politikası nerede, ne zaman son bulur?

Sovyet Birliği parçalandığında ortaya on beş devlet çıktı. Coğrafya artık farklı dillere ve geleneklere göre ayrılmıştı. Bu ayrımın istisnası ise, sonu ‘istan’ ile biten Türk cumhuriyetleri oldu. Sınırları doğrudan Stalin tarafından belirlenen Türk cumhuriyetleri, topraklarında diğer milletlerden azınlıklar barındıracak şekilde tasarlanmıştı.

Eski Sovyet ülkelerinin hamisi olarak ortaya çıkan Rusya, yenidünyada eski gücünü korumak için saldırgan bir pozisyon aldı. Eski Sovyet ülkelerinden herhangi birinin NATO’ya üye olması Rusya için bir savaş sebebiydi. Bunlar göz önüne alındığında, 2013’te Ukrayna’nın yönünü Batı’ya çevirmek istemesine Rusya’nın sert tepkisi rahatlıkla anlaşılabilir.

Eski Sovyet ülkelerinin hamisi olarak ortaya çıkan Rusya, yenidünyada eski gücünü korumak için saldırgan bir pozisyon aldı.

Yüzünü Rusya’dan çevirip Batı’ya dönmek isteyenler için Rusya’nın ölüm cezasıdır ‘işgal’. Buna örnek olarak, Moldova ve Gürcistan’ı gösterebiliriz. Bu cezayı alanlardan biri de Ukrayna oldu.

Karadenizle arasında engel istemiyor

Kiev’de Rus yanlısı hükümet olduğu sürece, Ruslar kendi tampon bölgelerinin güvende olduğundan emin olabilirlerdi. AB ve NATO’ya üye olmama sözü veren, Kırım’daki tatlı su limanı Sivastopol’u Rusya’dan geri istemeyen, yapmacık tarafsızlık içindeki bir Ukrayna bile Moskova tarafından kabul edilebilirdi. Ancak, Ukrayna AB ile ortaklık anlaşmasını imzalamanın eşiğine geldiğinde, Ruslar uzun yıllardır yerleştirdiği mayınları patlattı. Çünkü Rusya için, Karadeniz’e erişimini kısıtlayan ve NATO’ya deniz üssü açabilecek bir hükümet asla kabul edilemezdi. Rus dış siyaseti AB üyeliğine NATO için ilk adım gözüyle bakar. Putin Rusya’sının asla duymak istemediği şey ‘eski Sovyet ülkelerinin Batıyla entegrasyonu’dur.

Putin Rusya’sının asla duymak istemediği şey ‘eski Sovyet ülkelerinin Batıyla entegrasyonu’dur.

İşgal sürecinde Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik hibrit saldırıları yoğun bir şekilde devam etti. Ukrayna’nın doğusu sadece Ukrayna’nın değil, Avrupa’nın da en önemli kömür çelik madeni. Kırım ise hem Batı’nın, hem de Doğu’nun sahip olmak istediği Karadeniz’in en stratejik noktası. Durum böyle olunca Rusya, yönünü Batı’ya çevirmek isteyen Ukrayna’ya ‘hak ettiği’ cezayı verdi ve Kırım ile Ukrayna’nın doğusu Donbas’ı işgal etti.

Sahaya önce ‘Rus propaganda araçları’ çıkar

İşgalin yedinci yılında, ABD’de yönetim değişti. Kiev hükümeti de ülkede Kremlin’in propaganda makinesine dönüşen kanalları kapattı, Kremlin’e yakınlığı ile bilinen unsurlara karşı ağır yaptırımlar uyguladı. Ve birden tansiyon arttı. Rusya Ukrayna’nın doğusuna asker ve teçhizat yığmaya başladı.

V. Zelensky

İlk savaş ve gerginlik alarmı Rusya’dan geldi: ‘Ukrayna bölgeye asker yığıyor’, ‘NATO savaşa hazırlanıyor’ haberleri Kremlin destekli medya ajanslarında ardı ardına paylaşıldı. Rusya’nın başta ABD’nin yeni yönetimini mi sınadığı yoksa başlattığı işgali sona erdirmek mi istediği belli değildi. Ancak Kiev’i köşeye sıkıştırmak istediği kesindi.

AB’nin mutat ikiyüzlülüğü

Ukrayna’nın Batı’ya güvenmek dışında bir alternatifi yoktu. Fakat Kiev, Batı’dan istediği desteği alamadı. AB ile ortaklık anlaşması imzalansa da metninde Ukrayna’nın lehine tek bir madde yoktu. Kazanan yine, Ukrayna’nın ekonomisini tek elde tutan şirketler oldu. NATO ise Ukrayna’yı bünyesine alma sürecini Turuncu Devrim zamanından başlatmıştı. Aynı motivasyon, Gürcistan’da Saakaşvili için de verilmişti. NATO üyeliği Saakaşvili’yi Rusya’ya karşı cesaretlendiren konuydu. Ukrayna'nın tam teşekküllü NATO üyeliği Batı'ya büyük sorumluluk yüklediği için Ukrayna’nın NATO’ya üyeliğini ilk reddedecek taraf AB oldu.

Cumhurbaşkanı Zelensky’nin Macron ve Merkel ile yaptığı son görüşmede, Makron’un Zelensky’ye “Kırım’a su verilmesi ve Donbas’taki sözde cumhuriyetin tanınması karşılığında” kredi teklif ettiği biliniyor.

Cumhurbaşkanı Zelensky’nin Macron ve Merkel ile yaptığı son görüşmede, Makron’un Zelensky’ye “Kırım’a su verilmesi ve Donbas’taki sözde cumhuriyetin tanınması karşılığında” kredi teklif ettiği biliniyor. AB, Ukrayna’ya bir güvenlik meselesi olarak bakar ve bir savaşın eşiğinde olan ülkeyi asla NATO bünyesinde görmek istemez.

Biden ikili oynuyor

Rusya-Ukrayna sınırındaki yeni bir şiddet dalgası, çatışmanın tam ölçekli bir savaşa dönüşebileceği korkularını da geri getirdi. Hemen ardından Biden’ın Putin’e ‘kâtil’ demesi, vatandaşlarının ve özellikle müttefiklerinin gözünde “Trump'tan farklı bir yerde olduğu” şekilde görünmesi için gerekliydi. Ancak Biden'ın Putin'e açtığı telefon, savaşın yeni ABD yönetiminin planlarının bir parçası olmadığını da doğruladı. Sonuçta Biden’ın Kremlin’i araması sonrası silahlar sustu, ruble düşmeyi bıraktı, ancak Ukrayna bir türlü sakinleşmedi.

Biden’ın Putin’e ‘kâtil’ demesi, vatandaşlarının ve özellikle müttefiklerinin gözünde “Trump'tan farklı bir yerde olduğu” şekilde görünmesi için gerekliydi.

Görünüşe göre, Ukrayna’daki gerginliği her iki taraf da birbiriyle temasa geçmek için kullandı. ABD’nin yeni başkanıyla ilk teması kuran Zelensky başarı elde etse de, bir zirve toplantısına çağrılan Putin, Zelensky’yi geride bıraktı.

Türk varlığı, Rusların kırmızıçizgisi

Rusya, etkisi altındaki ülkelerin her zaman Rus yanlısı olarak kalmayacağının farkında. Kırım’ın ilhakı bir anda gerçekleşmedi. Rusya’nın gücü Kırım’da yıllarca devam etti ve Rusya yıllardır işgalin alt yapısını hazırladı. Ancak Batı diplomatları bunun farkında mıydı? Yoksa Ukrayna’yı Avrupa’ya çekme ve Batı etkisine alma ihtimalini, Putin’in Kırım’ı işgal etme riskine değer mi gördüler?

Ukrayna AB ile ortaklık anlaşmasını imzalamanın eşiğine geldiğinde, Ruslar uzun yıllardır yerleştirdiği mayınları patlattı. Çünkü Rusya için, Karadeniz’e erişimini kısıtlayan ve NATO’ya deniz üssü açabilecek bir hükümet asla kabul edilemezdi. Rus dış siyaseti AB üyeliğine NATO için ilk adım gözüyle bakar.

Rusya sadece Ukrayna’nın değil, etkisinde tutmaya çalıştığı diğer devletlerin de bir gün avucunun içinden kayıp gidebileceğinin farkında. 1992 yılında terk etmek zorunda kaldığı Dağlık Karabağ’a 2020 yılında ‘barış gücü’ adı altında giriş yaptı. Çünkü Türkiye’nin bölgedeki gücü ve Türkistan ile bağlantısının asla oluşmaması gerekiyordu. Türkistan devletleri için Rusya ve Çin dışında Türkiye gibi bir diğer alternatifin bölgede olmaması Rusya’nın kırmızıçizgisidir. Dolayısıyla, Rusya Dağlık Karabağ’a 30 sene sonra geri döndü.

Rusya artık Avrasya’nın süper gücü değil

Rusya diğer taraftan, Türkistan bölgesinin en zengin ve en büyük devleti olan Kazakistan’da artan Çin nüfuzuna karşı da toprak iddiasında bulunarak, gözdağı veriyor.

  • Çin’in gözünde Rusya’nın bir askeri tehdit olarak görüldüğü günler geride kaldı. 1945’te olduğu gibi, Rusya’nın Mançurya’yı işgal edebileceği fikri artık geçerli değil. Ancak, kritik bölgeler söz konusu olduğunda, iki ülke birbirine karşı hâlâ temkinliler. Tıpkı Kazakistan gibi.

Rusya genel tabloda çok güçlü görünse de etkisi altındaki ülkeleri avcunda tutmaya çalışan, her tarafa aynı anda saldıran, elindeki müttefiklerini de yavaş yavaş kaybeden bir ülke konumunda. Rusya, Ukrayna’yı da kaybetmesiyle Avrasya’nın süper gücü konumundan çıktı.

Ukrayna hamlesi, Türklere gözdağı

Bir diğer perspektiften baktığımızda, Rusya’nın yayılmacı politikasını kontrol altına alabilecek tek NATO üyesi Türkiye’dir.

‘Dünyadaki insanların yarısı ölse ne olur ki?’
Gerçek Hayat

Son olarak 2020 yılında, Türk İnsansız Hava Araçları, Suriye ve Libya’daki savaş suçluları Esed ve Hafter rejimine karşı ağır darbe vurarak, Rusya tarafından tedarik edilen birçok ekipmanı imha etmişti. Bir diğer örnek olarak, Dağlık Karabağ’ı gösterebiliriz. Türkiye, Moskova’nın etki alanı olarak gördüğü birçok bölgeye girmeyi başardı.

Türk Birliği hayalini kuran diğer Türk cumhuriyetlerine Ukrayna örneğini göstererek ders vermek istiyor.

Ancak, Moskova bunu kabul etmek istemiyor. Türk Birliği hayalini kuran diğer Türk cumhuriyetlerine Ukrayna örneğini göstererek ders vermek istiyor. Özellikle, Türkiye’nin Rusya’nın karşısına çıkması sadece Orta Asya’daki Türk Cumhuriyetlerini değil, Rusya bünyesindeki diğer Türk bölgelerini de cesaretlendiriyor.