Zeytin yaprağı: Bir savunma silahı

KEMAL ÖZER
Abone Ol

‘Kuş gribi’ yalanıyla milyarlarca kanatlıyı itlaf ettiler. Netice itibariyle ilk bakışta hüsranla neticelenmiş bir fotoğraf çıkıyor karşımıza. Oysa kuş gribi taşıyla en az üç kuş vurdular. İlki, yerli kanatlı ırklarının yok edilmesi ve yerine genetiği ile oynadıkları türleri piyasaya sürmeleriydi. İkincisi, muazzam miktarlarda ‘ilaç’ satılması. İhtiyaç olmayan bu gereksiz ilaçlar sayesinde pek çok kişiyi hasta edip, modern tıbbın acımasız dişlilerinin arasına bırakıverdiler. Üçüncü ve daha fazlasını siz ekleyin…

Ardından ‘Domuz gribi’ palavrasıyla çıktılar insanlığın karşısına. Numara yine aynıydı ve milyarlarca kişiyi aşıladılar. Kimi öldü, kiminde ise kalıcı hasarlar meydana geldi. Her ikisi yüzünden devletler yüz milyarlarca dolar zarar etti. Bununla da kalmadı hesap edilemeyecek kadar insan bu aşı ve ilaçlarla kısırlaştırıldı, çeşitli hastalıklara müptelâ edildi.

Şimdi bir yıldır yine sahnedeler ve bu kez av çok büyük. Milyarları ürkütmeyi, korkutmayı başardılar.

Normal şatlarda ortada bir hastalık var mı?

Evet, elbette var!

Tehlikeli mi?

Asla değil! Buna ‘tehlikeli’ veya ölümcül diyenler’ demek ki, daha tehlikeyi ve salgının ne olduğunu görmemişler.

Ortada bir tehlike ve salgın var ise (ki var), o da bu ülkedeki kısırlık, kanser, kalp krizi, yüksek tansiyon, böbrek yetmezliği ve diyabet salgınıdır. Bunların toplamına baktığınızda, bu ülkenin en az yüzde 75’i hasta. Hem de öyle böyle falan değil. Tehlike sınırını yüz hatta bin kez aşmış bir salgın var!

  • Korona meselesini ‘Gerçek Hayat’ olarak hemen her sayıda ele aldık ve tam 9 kez kapağa taşıdık. Türkiye’de ‘Gerçek Hayat’ dışında hiçbir yayın organı, korona numaralarını eleştiren esaslı dosyalarla neşredilmedi. Herkes korku pompaladı, küresel çetenin değirmenine su taşıdı ve taşımaya devam ediyor. Bu süreçte televizyon haberi izlemeyi bıraktık. Çünkü haber bültenleri, gazete manşetleri, internet sitesi haberleri, eski Roma arenasında aç aslanların önüne atılmanızdan daha korkunçlar.

83 milyonluk ülkede mesele, üç beş aşı çapulcusuna emanet edildi. Muhtemelen ilaç firmaları bazı kanal ve yayın organlarını para ile satın aldı. Zîra bu kadar çok tepki alan, ilaç firmalarına çalıştıkları bilinen beyni sulanmışlar çıkarılmaz, milletin akıl, ruh ve beden sağlığı ile oynamalarına izin verilmezdi.

Türkiye bir gemi ise bu gemi ömrü boyunca reçete yazmak ve ilaç firmalarının programlarına katılmaktan başka hiçbir işlevi olmamış üç-beş enfeksiyon uzmanı çetesine teslim edildi. İşin ilginci, kuş gribi sürecinde de, domuz gribi palavrasında da süreci aynı isimler yönetti. Zamanlar değişti, bakanlar değişti ama bu üç beş isim değişmedi.

Hiçbirinin çözüme yönelik bir reçetesi yok. Çünkü ömürlerini bu iş için değil, ilaç mafyasına hizmete adadılar. Tabipliği, hasta muayene etmek, ilaç reçete etmek ve ameliyat etmek sanan modern tıpçılar; kadime, geleneğe, iyiye düşmanlık etmek üzere yetiştirildikleri için çâre nâmına hiçbir şey söylemediler. Dünya Sağlık Örgütü’nün talimatlarına uymayı, ilaç firmalarının isteklerini yerine getirmeyi, doktorluk ve bilim adamlığı olarak sunuyorlar.

Oysa Allah (c.c.) verdiği her derdin devasını da yaratmıştır. Üstelik deva tek bir yerde ve birilerinin tekelinde de değil. Yanı başımızda, neredeyse ücretsiz ve zahmetsiz. Lâkin onu görecek göz, işitecek kulak, itimat edecek kalp, akleden beyin Tanzimat ile birlikte bu ülkeden çalındı, o da rıza ile veya cebren çıktı gitti.

İşte Gerçek Hayat olarak biz bu sayımızda korona başta olmak üzere her türlü salgına karşı ücretsiz, zahmetsiz ve bir başkasının tekelinde olmayan bir nebâtî şifa ilacının detaylarını aktarıyoruz. Herkesin kolayca erişebileceği bir ilaç. Üstelik bu ülke bu ilacın cenneti.

Neden söz ettiğimizi biliyorsunuz. O halde detayları için sayfalarımıza buyurun.

Şifâ niyazı ile vesselam!