Avrupa'ya 'umut' yolculuğu: Süreç nasıl gelişti?

HİKMET YALÇINKAYA
Abone Ol

Türkiye'nin sınır kapılarındaki güvenlik önlemlerini kaldırmasıyla 100 binlerce sığınmacı Yunanistan ve Bulgaristan sınırına akın etti.

Sığınmacıların 'umut' yolculuğunu Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selami Kuran GZT için yorumladı.

Düzensiz göçmen konusunda Türkiye'nin yalnız bırakıldığını değerlendiren Kuran, "Bu yük uluslararası camia tarafından paylaşılmalı" diyor.

Ülkelerindeki iç karışıklıkla ve iç savaş nedeniyle Türkiye'ye sığınan binlerce düzensiz göçmenin iş bulabilmek, daha iyi bir eğitim ve yaşam koşulları için Avrupa'ya geçme hayali devam ediyor.

Umuda yolculuklarında özellikle Yunanistan güvenlik güçlerinin orantısız müdahalesiyle karşılaşan sığınmacıların bu zorlu sürecini Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selami Kuran ile konuştuk.

Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selami Kuran

Süreç nasıl gelişti?

Sığınmacılar meselesinin, Suriye'de iç savaşın başladığı 2011-2012'den itibaren başladığını söyleyen Selami Kuran, "Türkiye'nin 2013'ten itibaren temel tezi özellikle Suriye'deki savaştan kaçan sivil halk için bir güvenli bölge oluşturulması yönündeydi" dedi.

Türkiye'nin o tarihlerde; göçün önlenmesi için kuzey Suriye'de uçuşa, çatışmaya yasak bir güvenli bölge oluşturulmasının önemini vurguladığına değinen Kuran, "Maalesef Türkiye'nin bu haklı talepleri yıllarca ne ABD ne de Avrupa ülkeleri tarafından ciddiye alınmadı. Sığınmacıların son 6-7 yıldaki sayı olarak artışıyla Avrupa Birliği ülkeleri harekete geçti. Özellikle deniz yoluyla Yunanistan'a geçen oradan da muhtelif ülkelere dağılan sığınmacıların engellenmesi ve Yunanistan'a geçen sığınmacıların Türkiye'ye iadesi için ciddi bir girişim oldu. Bu çerçevede de AB ve Türkiye arasında yasa dışı sığınmacıların iadesi için Mart 2016'da geri kabul anlaşması yapıldı" şeklinde konuştu.

Avrupa'ya geçmek için sınırda bekleyen bir düzensiz göçmen

Avrupa Birliği'nin sığınmacı politikası sınıfta kaldı

Avrupa Birliği'nin (AB) gerek finansal açıdan, gerek mali açıdan, gerekse diğer fiili desteği noktasında bir takım yükümlülüklerini yerine getirmediğine işaret eden Kuran, AB'nin 3 milyar avro ödediğini fakat bu paranın merkezi yönetimin kasasına gitmediğini belirtti. AB'nin 3 milyar dolarlık yardımının sivil yardım kuruluşlarının projelerine aktarıldığını belirtti.

Türkiye'nin 2012'den beri merkezi bütçeden sığınmacılar için 40 milyar dolar harcama yaptığına değinen Kuran şöyle konuştu:

Sığınmacıların Avrupa yolculuğu nasıl başladı?

"Son olarak İdlib'deki tansiyonun yükselmesi, Astana ve Soçi mutabakatlarının yok sayılması, sivil halkın kuzeye yani Türkiye'ye sığınmasına neden oldu.

Bu sayının yaklaşık 1-1 buçuk milyon insan olduğu iddia ediliyor. Bu çatışmaların son 4-5 gündür ciddi seviyeye ulaşması nedeniyle Türkiye sınır kapılarını, Türkiye'den gitmek isteyen sığınmacılara açacağını ifade etti. Bunun üzerine Türkiye'nin muhtelif bölgelerinden Yunanistan ve Bulgaristan sınırına geçen 100 binlerce sığınmacı var. Göçmenlerin bu şekilde sınırlara akın etmiş olması başta Yunanistan ve Bulgaristan olmak üzere birçok Avrupa ülkesini ciddi şekilde rahatsız etti. Almanya ve Fransa başta olmak üzere bunun engellenmesi yönünde AB Zirvesinde olağanüstü bir karar aldılar. Bu toplantı da gerek siyasi gerekse sosyolojik açıdan olayın vahametini gösteriyor."

Bir sığınmacının güzergahı
Türkiye sınır kapılarını açarken Cezayirli Al Abbah Avrupa'ya gidiş rotasını anlattı.


Türkiye'deki Suriyeliler hangi statüde?

Suriye'den Türkiye'ye gelen sığınmacıların hukuki statüsünün 'geçici koruma' altında olduğuna dikkati çeken Kuran, "Geçici koruma altında olmalarının anlamı şudur; Türkiye sadece savaştan, iç çatışmadan kaçan can ve mal kayıplarından bıkan sığınmacıları kabul edebileceğini bunlara geçiçi bir koruma sağlayabileceğini ve belli bir kamu düzeni kurulmasıyla ülkelerine gidecekleri yönünde bir statüdür." bilgisini verdi.

Sınır kapılarında bekleyen sığınmacılara ses ve gaz bombası atılıyor.

Suriyeli sığınmacıların uluslararası hukuka göre kalıcı bir mülteci statüsünde olmadığına dikkati çeken Kuran, "Dolayısıyla uluslararası hukuka göre Türkiye'nin sorumluluğu savaştan kaçan insanlara karşı bir koruma sağlamaktır. Bu koruma bu kişilerin Türkiye'ye gelmesiyle başlar Türkiye'yi terk edinceye kadar devam eder. Zaten Türkiye'nin de kara ve deniz sınırlarını açmasındaki amaç gitmek isteyeni engellememe yönündedir. Türkiye kimseyi zorla gönderme girişiminde bulunmuyor" ifadelerine yer verdi.

"Sığınmacıların yükü Türkiye'nin omuzlarında"

"İdlib'deki son gelişmeler üzerine Suriye'deki yükün artması ve daha da artacağının sinyallerinin verilmesi üzerine Türkiye, bu konunun uluslararası bir mesele haline gelmesini, uluslararası toplumun da Türkiye'nin yıllardır tek başına taşıdığı bu yükü adil bir şekilde paylaştırılması yönünde girişimde bulunmuştur." diyen Selami Kuran, "Umarım önümüzdeki süreçte ciddi adımlar atılır. Girişimlerde bulunması gereken, adımlar atması gereken BM Yüksek Mülteciler Komiserliği dahi bu konuda gerekli destekleri vermemektedir. Bu yükün maddi, fiili anlamda ortak bir adım atılmalıdır" şeklinde konuştu.

Denizden Yunanistan'a geçmek isteyen çocuklar sahilde otururken görünüyor.

Bir sığınmacının öldürülmesi: Uluslararası hukuk ne diyor?

"Farklı bir ülkeye girmek isteyen kişinin yasal olarak ve yasal olmayarak ülkeye girişi söz konusudur. Yasal geçişe izin verilmediği Yunanistan ve Bulgaristan'da sığınmacılar kaçak yollarla buraya girmek istiyorlar" ifadelerini kullanan Prof. Dr. Selami Kuran sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kaçak yollarla ülkeye girmek isteyen sığınmacılara ilgili ülkeye iki farklı şekilde girebilir; zorunla durumda bulunup bulunmadıklarına bakılmalı ve onlarnı irtica başvurularını alınmalıdır. İrtica kabul edilir edilmez bu o ülkenin inisiyatifindedir. İrtica başvurusunu kabul etmediği takdirde güvenli bir ülkeye gönderebilir. Ama bu kişilere karşı kuvvet kullanarak, güç kullanarak özellikle silah kullanarak zarar veremez.

İlgili ülke, suçu işleyen güvenlik yetkilisi hakkında gerekli cezai yargılamanın yapılması, eğer bunu yapmıyorsa, suç işleyen kişi Türkiye'ye geldiği takdirde -öldürülen kişi de Türkiye'de yasal olarak geçici sığınma statüsünde bulunuyorsa-cinayet ve kasten adam öldürmekten yargılanabilir. Yunan makamlarının bu suçu işleyenler hakkında cezai yaptırımları başlatması lazım.

Bir diğer husus da özellikle Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ülkeleri ve diğer muhtelif ülkeler başta olmak üzere göç meselesiyle ilgili ciddi bir girişimde bulunulması lazım. Sadece söylem ve resmi ifadelerle değil bunu hem finans anlamında hem de fiili noktada çözmeleri lazım".

Sınır tellerinin arkasında bekleyen sığınmacılar ve güvenlik güçleri aynı karede.

Avrupa sınırını geçen sığınmacılar ne ile karşılaşıyor?

Yunanistan'a geçmeyi başaran sığınmacıların önemli bir bölümünün Yunanistan'ın adalarında kaldığına işaret eden Kuran sözlerini şöyle noktaladı:

"Resmi açıklamalara göre burada kalan sığınmacılar kötü muameleyle karşılaşıyor. Türkiye'deki denetimlerden kaçıp deniz veya kara yoluyla Yunanistan'a geçen insan sayısı yıllık bazda 500 ila bin kişi arasında. Türkiye'nin sayısal anlamda taşıdığı yük karşısında bunlar çok komik rakamlar.

Türkiye'nin bugün göç politikası insan odaklıdır. Gerek uluslararası mevzuata, mülteci hukukuna gerek Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine gayet uygun bir göç politikası uygulamaktadır. Türkiye'nin ilk günden itibaren söylediği de budur; Kuzey Suriye'de güvenli bölge oluşturulması ve bu yükün uluslararası camia tarafından paylaşılmasıdır".

Mülteciler tampon bölgede
Edirne Pazarkule Sınır Kapısı’nda hareketli dakikalar. Mülteciler, Pazarkule Sınır Kapısı ve Kastanies Sınır Kapısı arasındaki tampon bölgeye geçtiler.