Tayvan sorunu çerçevesinde ABD-Çin arasında gerilim artar mı?

ÇAĞRI SAÇARALP
Abone Ol

Çin yönetiminde Tayvan'ın bağımsızlığının bir felaket olacağını, Çin ve Tayvan arasında birleşme için güç kullanma ihtimalini devre dışı bırakılmayacağı görüşü hakim.

Her platformda “Tayvan’ın demokratikleşmesi ve bağımsızlaşması” söylemini destekleyen Trump yönetimi ve Çin arasındaki tansiyon gün geçtikçe yükseliyor.

Çin Savunma Bakanı Wei Fenghe Tayvan’a müdahale edecek herhangi bir devlet veya güçle “sonuna kadar savaşacaklarını” vurguluyor.

Çin, her ne kadar Tayvan'ı bir gün anakara ile bir araya gelecek bir eyaleti olarak görse de birçok Tayvanlı ülkelerinin bağımsız olduğunu savunuyor.

Çin Halk Cumhuriyeti yönetimi "Tek Çin" prensibi gereği Tayvan'ın bağımsızlığına karşı çıkıyor.

Çin’in başkenti Pekin'de düzenlenen bir törende konuşan Çin Devlet Başkanı Şi Jinping, Çin'in Tayvan politikasını şu sözlerle açıklamıştı.

  • "Ayrılıkçı herhangi bir adıma izin vermeyeceğiz. Kuvvet kullanmamak noktasında bir söz vermeyeceğimiz gibi, tüm gerekli adımları atmak konusunda da hakkımızı saklı tutacağız."

Tayvan'daki Çinlilerin büyük çoğunluğu bağımsızlık için zaman zaman protesto gösterisi düzenliyor.

Jinping, konunun iç meseleleri olduğunu, dışarıda müdahale kabul etmeyeceklerini de vurgulamıştı. Bu bağlamda Çin ile ABD arasında Tayvan konusunda zaman zaman gerilim yaşanıyor. Zira Trump yönetimi “Tayvan’ın demokratikleşmesi ve bağımsızlaşması” söylemini destekliyor.

Önceki gün ABD Savunma Bakanı Patrick Shanahan'ın, Güney Çin Denizi ve Tayvan gibi konular da dahil olmak üzere “bölgeyi tehdit eden politikaları artık görmezden gelmeyeceklerini” dile getirmesine Çin'den yanıt gecikmedi.

"Tayvan'a müdahale eden ülkelerle sonuna kadar savaşacağız"

Singapur’da düzenlenen Asya’nın en büyük güvenlik zirvesi Shangri-La Diyaloğu’nda konuşan Wei, ABD Savunma Bakanı Patrick Shanahan’ın söz konusu zirvede yaptığı "Asya’nın istikrarını sağlama" açıklamalarına tepki gösterdi. Çin Savunma Bakanı Wei, Tayvan’a müdahale edecek herhangi bir devlet veya güçle “sonuna kadar savaşacaklarını” belirtti.

Konuşmasının devamında Wei Fenghe, “Bize kimse saldırmadıkça biz de kimseye saldırmayız” dedi.

Çin Savunma Bakanı Wei Fenghe

Wei, Çin ve ABD arasında yaşanacak çatışmaların sonuçlarının vahim olacağını öne sürerek Washington’ı uyardı: “İki taraf da olası bir savaşın hem kendileri için hem de dünya için bir felaket olacağının farkında.”

“1989 Meydanı olaylarını bastırmak doğru bir karardı”

Öte yandan Çin Savunma Bakanı Wei 30 yıl önce Pekin’de kanlı Tiananmen olaylarını bastırmanın “doğru bir karar” olduğunu ve ülkenin o günden itibaren “istikrarının sağlanabildiğini” açıkladı.

Eylemlerdeki öğrencilerden ve aydınlardan ‘kargaşa’ olarak bahseden Wei, “30 yıl önce yaşananlar herkesi ilgilendiriyor. Komünist Parti yönetimi altındaki Çin birçok değişikliğe katlandı. [...] Çin hükümeti kargaşaları durdurmaya kararlıydı.” dedi.

1989 Meydanı olayları nedir?

Çin'de "4 Haziran olayları" olarak bilinen kanlı olaylarda, Pekin'deki Tiananmen Meydanı'nda öğrencilerin reform talebiyle sürdürdükleri eylemlere ordu sert bir biçimde müdahale etmişti.

Protestolarda askerler ve Çinli üniversite öğrencileri karşı karşıya gelmişti.

Çin yönetimine göre bu hayatını kaybedenlerin sayısı 200-300 arasındayken, öğrenciler ve Kızılhaç hayatını kaybedenlerin sayısının 3 binlere dayandığını öne sürüyor.CIA ise ölenlerin 400-600 arasında olduğunu açıklamıştı.

Olaylar neden başlamıştı?

Çin'in Sovyetler Birliği'ndeki reform sürecinden etkilenmesi, Tiananmen Meydanı'nda üç grubun eylemlerine yol açmıştı. Birinci grup, sanayi işçilerinden oluşmaktaydı. Fabrikalarda grev de başlatan işçiler, sistemin liberal reformlarla esnetilmesinin işsizliğe ve yoksulluğa yol açtığını belirtiyor ve ekonomi üzerinde devlet kontrolünün artırılmasını istiyordu.

Tiananmen'de yaşananları özetleyen ve bir sembol haline gelen bu kare, Associated Press muhabiri Jeff Widener tarafından çekilmişti. Görüntüde tankı tek başına durdurmaya çalışan protestocunun akıbeti bilinmiyor.

İkinci grubu oluşturan öğrencilerin sosyalizmin terkedilmesine yönelik bir talebi yoktu. Öğrenciler özgürlükçü bir sosyalizme geçilmesini talep ediyordu. Protestocu öğrenciler askerlerin müdahalesiyle karşılaştıklarında bile Enternasyonel marşını söylüyordu.

Üçüncü grupta ise liberal reformların daha da ileri götürülmesini isteyen gruplar bulunuyordu.

Öğrenci lideri protesto sırasında basın mensuplarına açıklama yapıyor.

Çin yönetimi sıkıyönetim ilan etmişti

Başlangıçta Çin yönetiminin tahammül ettiği eylemlerin, diğer kentlere de yayılması, önce sıkıyönetim ilan edilmesine ve ardından meydanda açlık grevi yapan öğrencilere yönelik müdahaleye yol açtı; ancak can kayıplarının önemli bir bölümü, Tiananmen Meydanı'nda değil, ordunun meydana girmesini engellemeye çalışan öğrencilerle askerler arasında ara sokaklarda çıkan çatışmalarda yaşandı.

Çin-Tayvan sorunu nasıl ortaya çıktı?

1895 yılındaki Japonya-Çin Savaşı sonunda Çin’in mağlup olması sonucu Tayvan Adasının hakimiyeti Japonya’ya geçmişi.

İkinci Dünya Savaşı’nda yenilen Japonya, Tayvan’ı Çin’e iade etmek zorunda kalmıştı. 2. Dünya Savaşı sonrasında Çin’de Komünist ve Milliyetçi parti arasındaki iç savaşı baş gösterdi. Bu dönemde Çin’de iktidarda olan Milliyetçi Parti, 1949’da gerçekleşen devrim ile iktidarı Komünist Parti’ye devretmek zorunda kaldı.

1949 yılında Çin iç savaşı sırasında, Komünistlere yenilen Milliyetçiler, ada olan Tayvan'a kaçmışlardı.

Komünist Parti’nin Çin Halk Cumhuriyeti’ni ilan etmesiyle birlikte Tayvan adasına geçen(kaçan) Milliyetçi Parti, adada 1912 yılında kurulmuş olan Çin Cumhuriyeti’nin devam ettiğini ilan etti.

  • Çin’i terk eden Han kökenli Çinliler Tayvan’ı kurdu; ancak Pekin Hükümeti, Tayvan’ı kendi yönetimi altındaki bir eyalet olarak görmeye ve o topraklar üzerinde hak iddiasında bulunmaya devam etti.

Nüfusunun %90'ından fazlası Han kökenli Çinli olan Tayvan, Çin ile ticari ve kültürel ilişkileri bulunmakla birlikte, ülkenin demokratik niteliğini de korumak istiyor.

Amerika’nın Tayvan politikası ne yönde?

Önceleri Tayvan’ı tanımayan ABD, Kore Savaşından sonra Tayvan’ı desteklemeye başladı. 1954 yılında ABD ve Çin Cumhuriyeti(Tayvan) arasında bir savunma antlaşması (US-ROC Mutual Defense Treaty) imzalanmıştır.

Bu antlaşmaya göre, ABD, Tayvan’ın herhangi bir dış güç tarafından saldırıya maruz kalması durumunda, bu ülkenin güvenliğini sağlayacağını taahhüt etti. Ancak Soğuk Savaş konjonktürünün değişmeye başlaması, Rusya-Çin ilişkilerinin bozulmaya başlaması ile Batı, Çin Halk Cumhuriyeti ile ilişkileri düzeltmek için girişimlerde bulunma kararı aldı, bunun neticesinde de 1971’e kadar Çin’i temsil eden siyasal otorite olarak Tayvan’ı tanıyan BM, bu tarihte Çin Halk Cumhuriyeti’ni tanımıştır.

Çin Halk Cumhuriyeti’nin BM’de koltuk sahibi olmasından sekiz yıl sonra bir bildiriyle o zamana kadar Tayvan’ı tanıyan ABD, bu konudaki tavrını değiştirdi ve Çin Halk Cumhuriyeti’ni (yani Çin’in tamamını temsil eden meşru otorite olarak tanıdı.

ABD, 'Tek Çin' prensibini ve Ada’nın Çin’le barışçıl yollardan yeniden birleşmesini desteklediğini ifade ediyor.

ABD Tayvan ile askeri anlaşmalara devam ediyor. Trump yönetimi “Tayvan’ın demokratikleşmesi ve bağımsızlaşması”nı destekliyor.

Güney Çin Denizi sorunu nedir?

Güney Çin Denizi (GÇD) egemenlik iddiaları Çin, Vietnam, Filipinler, Endonezya, Singapur, Malezya, Brunei ve Tayvan’ın taraf olduğu ve tüm Güney Asya’yı ilgilendiren bir sorun haline gelmiştir.

GÇD’nin dünya ekonomisinde giderek artan önemi ve 5,3 trilyon dolarlık ticaretin GÇD’den geçmesi dikkatleri bölgeye çekmekte. Yine bölge ülkelerinin artan askeri kapasiteleri egemenlik iddialarının silahlı bir çatışmaya dönüşmesi durumunda yayılma riskine işaret etmektedir.

  • ÇHC’nin iddiaları 1947’de ilan edilen Güney Çin Denizi’ndeki adaların pozisyonu başlıklı 11 çizgili hattan oluşan haritayı temel alıyor. Kıta Çin’inde Komünistlerin yönetime hâkim olmasından sonra Çin bu haritadaki iki çizgiyi iptal ederek dokuz çizgili hat haline getirdi.
  • Çin haritada U şeklinde görülen alanda egemenlik iddia ediyor. Diğer bölge ülkeleriyle anlaşmazlık temel de Spratly (Nansha) ve Paracel (Shisha) adalarının yanı sıra Pratas (Tungsha) adaları, Natuna Adaları ve Scarborough Sahili etrafında sürmektedir.

Çin ile bölgede ABD’nin müttefiki veya yakın ilişki içinde olduğu ülkeleri karşı karşıya getiren sorun, ABD’nin Obama yönetimi ile birlikte Asya Pasifik bölgesine verdiği önem ve bölge ülkeleriyle savunma alanında yeni anlaşmalara imza atması GÇD’de Çin-ABD rekabetini gündeme taşıdı.