Yıldırım-İmamoğlu ortak yayınından 17 yıl önce: İşte açık oturumdan akılda kalanlar

TUNAHAN ELMAS
Abone Ol

16 Haziran Pazar günü Türkiye televizyonları tarihi bir yayına sahne olacak. Tekrarlanan İstanbul seçimlerinin en güçlü iki medyatik adayı Binali Yıldırım ve Ekrem İmamoğlu, gazeteci İsmail Küçükkaya moderatörlüğünde kozlarını paylaşacak. 17 yıl sonra ilk defa bu düzeyde iki liderin seçim öncesi bir canlı yayında tartışma programına çıkması ise herkeste büyük bir heyecan yarattı. Peki 17 yıl önce, AK Parti’nin iktidara geldiği 3 Kasım seçimlerine 9 gün kala Uğur Dündar’ın moderatörlüğünde gerçekleşen o programda neler yaşandı, liderler kozlarını nasıl paylaştı? Kısa bir yakın tarih yolculuğuna çıkalım.

16 Haziran Pazar günü tekrarlanan İstanbul seçimlerinin en güçlü iki medyatik adayı Binali Yıldırım ve Ekrem İmamoğlu, gazeteci İsmail Küçükkaya moderatörlüğünde kozlarını paylaşarak, İstanbulluları 23 Haziran seçimleri için ikna etmeye çalışacak.

17 yıl sonra ilk defa bu düzeyde iki liderin seçim öncesi bir canlı yayında tartışma programına çıkması büyük heyecana neden oldu.

'17 yıl önce, AK Parti’nin iktidara geldiği 3 Kasım seçimlerine 9 gün kala Uğur Dündar’ın moderatörlüğünde gerçekleşen o programda neler yaşandı, liderler kozlarını nasıl paylaştı?' Kısa bir yakın tarih yolculuğuna çıkalım.

İlk Olarak 12 Eylül Yönetiminde Ortaya Çıktı

Türkiye, geçmişte siyasi liderlerin seçim öncesi karşılıklı çıktıkları siyasi tartışmalara bir dönem çok alışıktı. Televizyonun seçimlerde bir propaganda aracı noktasına gelmesiyse 12 Eylül sonrasına rastladı. 12 Eylül Darbesinden sonra demokrasiye geçen Türkiye 1983 seçimlerine giderken, 22 Ekim 1983’de seçimlere girmesi onaylanan üç partinin lideri televizyon ekranlarında bir araya geldi.

Turgut Özal, Turgut Sunalp ve Necdet Calp’in karşılıklı tartıştığı açık oturum Türk televizyonlarında yeni bir geleneği başlatıyordu.

Turgut Özal

Bugün hala ‘köprüyü satma’ tartışmasıyla hatırlanan programda Özal, eski asker yeni siyasetçi rakiplerini oldukça zor durumda bırakmış ve açık oturumun tartışmasız kazananı duruma gelmişti.

1983 seçimleri öncesi Turgut Özal, Necdet Calp ve Turgut Sunalp TRT'de tartışıyor. (Kaynak:Depo Photos)

Hatta seçim öncesinde açık bir şekilde Turgut Sunalp’i destekleyen dönemin devlet başkanı Kenan Evren daha sonra o programı şöyle anlatacaktı;

  • ‘Özal puan aldı. Neden puan aldı? Çünkü devletin içinde. Taa Demirel zamanından beri devletin bütün sektörlerini bilen bir kişi.
  • Daha sonra Ulusu hükümetinde Başbakan Yardımcılığı yapmış, ekonomiden sorumlu. Orada sorulan sorulara rahatlıkla cevap verebiliyor. Sunalp bilmediği için en sonda kaldı.’

Gerçekten de Evren haklıydı. Bu açık oturum Özal’la rakipleri arasındaki farkı en net şekilde halkın gözlerinin önüne seren olaydı ve ANAP’ın iktidar yürüyüşünde bir kilometre taşı işlevi gördü. Fakat Başbakanlık koltuğuna oturmasıyla birlikte Turgut Özal için işler değişti.

Kenan Evren

Televizyonlarda sık sık boy gösteren Özal, seçim öncesi propaganda için televizyonu çok ciddi şekilde kullanmasına rağmen sonraki seçimlerde diğer liderlerle açık oturumlara katılmamayı tercih etti.

Özellikle 1987 Genel Seçimlerinde Demirel’in ısrarlı bir şekilde yaptığı ‘açık oturum’ davetlerini görmezden gelecekti.

Ünlü Seçim 91 Açık Oturumu

ANAP iktidarının iyiden iyiye kan kaybederek girdiği 1991 seçimleri öncesi, 1983 sonrası ara verilen açık oturumlar tekrar başladı.

Türkiye tarihinin belki de en ünlü ve renkli açık oturumlarından biri gerçekleşti. Konuklar siyasi tarihin en ünlü siyasileriydi.

Adeta bir şampiyonalar ligi olan programın konukları dönemin başbakanı Mesut Yılmaz, Süleyman Demirel, Necmettin Erbakan, Bülent Ecevit, Erdal İnönü ve tabi Türk solunun eskimeyen ismi Doğu Perinçek’ti. Seçimlere Refah’la ittifak kurarak giren Alparslan Türkeş ise bu programa katılmamıştı.

20 Ekim'de seçime katılacak siyasi parti liderlerinin katıldığı TRT'de yayınlanan açık oturum programı

Can Okanar’ın moderatörlüğünü yaptığı program oldukça renkli geçti. Tüm ülkenin ekran başından izlediği programda yılların siyasi kurdu Demirel, Başbakan Mesut Yılmaz’ı oldukça terletmiş, Yılmaz’ın verdiği cevaplar ise seçmeni tam manasıyla tatmin etmemişti. Doğu Perinçek’in hırçın, Demirel ve Erbakan’ın güvenli, Ecevit ve İnönü’nün sakin, Yılmaz’ın ise oldukça acemi gözüktüğü program çok özel diyaloglara sahne oldu. Seçimler sonucunda Türkiye koalisyonlara geri dönerken, 90’lı yıllar boyunca yaşanan tüm siyasi gerilimlere rağmen liderlerin seçim öncesi açık oturumları örneğine çokça rastlanan bir gelenek haline dönüştü. Bu anlamda son büyük açık oturum ise bugün birçok insanın aklına gelen 17 yıl önceki ‘Seçim Arenası’ydı…

Ve Tarihi Erdoğan-Baykal Buluşması

3 Kasım 2002 seçimlerinden önce gerçekleşen son liderler açık oturumu AK Parti lideri Recep Tayyip Erdoğan ve CHP lideri Deniz Baykal arasında gerçekleşti. Bugün İmamoğlu-Yıldırım açık oturumunu yönetmesi teklif edilen Uğur Dündar’ın moderatörlüğünde gerçekleşen programın atmosferi ise oldukça farklıydı.

Oturumun bir tarafında AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan vardı. Milli Görüş geleneğine bayrak açan yenilikçilerin kurduğu AK Parti kısa sürede toplumda ciddi bir karşılık bulmuştu. Özellikle merkez sağdaki ANAP ve DYP’nin çöküşe doğru hızla gittiği bir ortamda ortaya çıkan AK Parti uzlaşmacı diliyle toplumun tüm kesimlerini kucaklayan bir söylem geliştirerek 3 Kasım seçimlerine yürüyordu.

3 Kasım 2002 seçimleri öncesi gerçekleşen Erdoğan-Baykal açık oturumu Uğur Dündar’ın moderatörlüğünde yapılmıştı.

Diğer tarafta ise DSP’nin yaşanan ekonomik ve siyasal krizde tükendiği bir ortamda merkez solun tek alternatifi olan CHP’yi temsilen Genel Başkan Deniz Baykal bulunuyordu. İki lider anketlerde barajı aşmasına kesin gözüyle bakılan iki partinin başındaydı ve bu tarihi buluşma seçim sonrası kurulacak muhtemel koalisyonun da habercisiydi.

Program, Recep Tayyip Erdoğan’ın yasaklı olmasına rağmen AK Parti kurucu üyeliği ve Genel Başkanlığı görevinde bulunması yüzünden Anayasa Mahkemesinde açılan kapatma davası sorusuyla başladı. Türkiye’yi bir ‘kanun devleti’ olarak nitelendiren Erdoğan’ın ilk cümleleriyse ‘Türkiye’yi kanun devletinden, hukuk devletine dönüştüreceğiz’ oldu. Program bugün birçoğumuza tuhaf gelecek şekilde dostane bir havadaydı. Öyle ki CHP lideri Deniz Baykal, rakibi Erdoğan’ın önüne konan hukuki engeli ‘yadırganacak bir durum’ diyerek özetledi ve şöyle devam etti;

  • ‘Gerçekten yadırganacak bir tabloyla karşı karşıyayız. Dünya siyaset alanında bir başka benzeri var mı bilemiyorum.
  • Türkiye’nin önemli bir partisinin genel başkanı pozisyonundaki arkadaşımız milletvekili olamıyor, seçimlere katılamıyor, hükümet sorumluluğunu üstlenme şansı yok ve partinin başında ve göreve devam ediyor. Bu Türkiye’de hukuk ve siyaset alanında ilişkinin çarpıklığını gösteriyor.
  • Sayın Erdoğan’ın siyasi düşüncelerinden dolayı milletvekili olmasının önüne engel konulmuştur. Bunu doğal karşılamak mümkün değildir. Bu doğru değildir. Türkiye bu yanlışı acil düzeltmelidir.’

İki parti lideri yer yer bazı noktalarda farklı fikirler beyan etseler de tartışmanın harareti hiçbir zaman artmıyor ve liderler birbirlerine esprilerle cevap veriyorlardı.

Baykal ve Erdoğan’ın en net ayrışması Erdoğan’ın İBB dönemindeki icraatları olurken, siyasi yasaklar ve dokunulmazlıklar gibi meselelerde iki liderin ortak tavır göstermesi tüm Türkiye’nin gözünde 2002 seçimlerinden çıkacak sonuçtan sonra AK Parti ve CHP arasında bir koalisyonun kurulabileceği intibasını oluşturuyordu. Tayyip Erdoğan ve Deniz Baykal’ın daha önce karşılıklı verdikleri ‘koalisyon kurabiliriz’ demeçleri de bu algıyı ciddi bir şekilde destekliyordu. Fakat 3 Kasım’da sandıktan çıkan sonuç yeni bir tek parti iktidarına kapı araladı.

AK Parti’nin %34, CHP’nin %19 aldığı seçimde diğer tüm partiler baraj altı kalmış ve AK Parti %66 temsil oranıyla Meclis’te çoğunluğu sağlamıştı. Daha sonra Erdoğan’ın siyasi yasağının kalkmasına CHP de destek vermiş ve Recep Tayyip Erdoğan Siirt’te yapılan ara seçimlerin sonunda önce milletvekili ve daha sonra Başbakan olmuştu.

3 Kasım 2002 seçim sonuçlarına dair akılda kalanlar
Gündem

O günlerde AK Parti ve CHP arasındaki geçici bahar havası ise daha sonra hızla kayboldu ve yerini şiddetli bir poyraza bıraktı.

Aradan geçen uzun sürede ise iki parti bir daha hiçbir düzlemde bir araya gelmedi ve böylesine bir yayın için Türkiye 17 sene bekledi. Aslında Pazar günü yapılacak olan canlı yayın iki partinin lideri olan Recep Tayyip Erdoğan ve Kemal Kılıçdaroğlu arasında gerçekleşmeyecek. İstanbul büyükşehir belediye başkan adayları arasında gerçekleşecek. Ancak yıllardır böylesine büyük çapta bir yayının yapılmaması ise şimdiden bu olayı tarihi bir havaya sokmuş durumda.

Ekrem İmamoğlu-Binali Yıldırım

Binali Yıldırım ve Ekrem İmamoğlu arasında gerçekleşecek bu açık oturumun, İstanbul seçimlerine ne denli etki edeceği, daha sonra yeni açık oturumların veya yeni siyasal süreçlerin önünü açıp açmayacağını da hep birlikte göreceğiz.

Büyük ümitlerle kurulup siyaset sahnesinde tutunamayan partiler
Gündem