Kim suçlu? İsrail ve ABD mi yoksa Müslümanlar mı?

BAKİ YAYA
Abone Ol

Müslümanların her alanda ayrılığa düşmüş olması zulmün, kargaşanın ve dahi adaletsizliğin dünyaya hakim olmasına sebep oldu.

Allahu Teala ayeti kerimede şöyle buyuruyor: "İnkâr edenler birbirlerinin dostudur. Eğer siz de bunu yapmazsanız, yeryüzünde fesat ve büyük bir kargaşa çıkar." (Enfal, 73)

Yani bu birlik oluşmadığı sürece hem İslam coğrafyasındaki hem de diğer coğrafyalardaki acılar dinmez. Malumunuz Avrupa'da olduğu gibi Hindistan'da da İslam düşmanlığı akıl durduran seviyelerde. Hindistan'ın Pradeş eyaletinde 300 yıllık cami Hindu hükümeti tarafından buldozerlerle yıkıldı. Dahası bu artık Hindistan'da rutinleşti. Daha önce 500 yıllık camiyi de yıkmışlardı ve her sene bu serüven tekrarlanıyor.

Mesele bir yapının yıkılmış olması değil. Mühim olan Müslümanların değerlerine istedikleri gibi zarar verebiliyor olmaları. Çünkü bu yapılan zulme karşı sesini yükselten yok. Mesela bir kilise yıksanız, Avrupa ülkelerinin birlik içerisinde tepki koyduğunu görürsünüz.

Geçtiğimiz günlerde Hindistan'da Müslüman bir öğrenci öğretmeni tarafından diğer öğrencilere dövdürülmüştü. Mesele gündeme gelince öğretmen bu yaptığından utanmadığını söyledi. O görüntülerdeki çocuk herhangi bir Yahudi çocuk olsaydı ne olurdu? Yahudi lobileri ayağa kalkar, dünyanın her yerinden kınama mesajları yayınlanır, BM'nin gündemine gelir, o öğretmen hem ceza alır hem de meslekten atılırdı.

Hint bir rahip de çıkıp Mekke'yi işgal ederek Kâbe'yi Hindu tapınağına dönüştürmekten dem vurdu. Şimdi de Müslüman mezarlarını balyozlarla kırarak tahrip etmeye başladılar. Bu düşmanlık Yahudilere ya da Hristiyanlara yapılsaydı çok farklı sonuçları olurdu.

Bu arada dünyada bir tane Yahudi devleti var. Buna karşılık 50'den fazla Müslüman ülke. Dünyadaki Yahudi nüfusu yaklaşık 15 milyon. Müslüman nüfus ise yaklaşık iki milyar.

Her alanda ayrılığa düşen Müslümanlar, yeryüzünde çıkan kargaşaya mani olmak bir yana dursun kendi haklarını bile koruyamayacak bir noktaya geldi.

Zulüm büyüdükçe büyüdü. Müslümanlar olarak ABD ve İsrail'i suçlamakla oyalanıp birbirimize İsrail ve Amerika olduk. "Komşusu açken tok yatan bizden değildir" diyen bir peygamberin ümmeti, daha fazla doymak için komşusu olan kiracının kirasını artırabildiği kadar artırdı. Miras kavgaları aileleri böldü, kimse kimsenin yüzüne bakmaz oldu. Müslümanlar birbirlerine düşmanlık ettikçe güçten düşen yine Müslümanlar oldu. Müslümanlara yapılan ayrımcılığa ve zulme karşı bir yaptırım gücü kalmadı.

Allahu Teala bu durumu şöyle anlatıyor:

"İnkâr edenler birbirlerinin dostudur. Eğer siz de bunu yapmazsanız, yeryüzünde fesat ve büyük bir kargaşa çıkar." (Enfal, 73)