İnsanlığın kolektif belleğinde yerini koruyan ‘kutsal meyve’: Nar

İnsanlığın kolektif belleğinde yerini koruyan ‘kutsal meyve’: Nar

HABER MASASI
Abone Ol

Nezle, soğuk algınlığı gibi bizi halsiz düşüren ve kışla birlikte kapımızı çalan hastalıklara karşı bir dost var hemen yanı başımızda! Bereket denildiğinde akla ilk gelen meyve: Nar. Her kültür ve inanışta yeri olan mitolojik öykülerde bolluğu simgeleyen nar, endüstriden sağlığa her tanesiyle her derde deva, şifa kaynağı bir meyve olarak çıkıyor karşımıza. İnsanlığın kolektif belleğinde ‘kutsal meyve’ olarak yerini alan o parlak kırmızı tanelerin, daha bilmediğimiz ne faydaları ne gizli güçleri mevcut insanlık için kim bilir. Öğrendiğinizde sizi şaşırtacak nar meyvesiyle ilgili bilmek isteyeceğiniz gerçekler.

Tarihin el değmemiş dehlizlerinde gizemini canlı tutan ama bugün etkisini kaybeden narın farklı inanışların içerisinde üstlendiği roller

Yaklaşık M.Ö. 3500 yıllarından itibaren yetiştirildiği bilinen nar antik dönemden günümüze birçok sayıda bilimsel çalışmaya konu olmuştur. Tarihin her döneminde doğum, ölüm, hayat, bereket ve bolluğu simgeleyen nar bilinen faydaları ve sayısız imgeleriyle yeniden gün yüzüne çıkmayı bekliyor.

Anavatanı İran’da

Zerdüştlük inanışında evlilik ritüellerinde ve tapınma törenlerinde nar kullanılırmış. Tek nar meyvesinin içindeki onlarca tanecik refahın, zenginliğin ve doğurganlığın sembolü olarak kabul görmüş. Yıl boyunca yeşil kalan nar bitkisinin, ruhun ölümsüzlüğünü simgelediği düşünülmüş. İsfendiyar’ı yedikten sonra yenilmez yapan meyvenin de yine nar olduğu kabul edilmiş.

Antik Mısır’da mezar odalarında

Antik Mısır’da nara bazen mezar odalarının duvar resimlerinde bazen de mezara gömülen nesneler arasında yer verilmiş. Narın ölen kişiye ikinci yaşamı getireceğine inanılmış. Bunun yanında nar sadece süs eşyası ya da mücevherlerde değil, Ebers Tıp Papirüsü’nde şifalanma için önerilen reçeteler arasında da yerini almış.

Antik Yunan’nın Hipokrat tıbbında

Antik Yunan'da mitolojik öykülerde yerini alan nar, Hitit tanrıçası Kubaba gibi, Hera, Afrodit ve Demeter’in de sembolüdür; saçlarında nar dallarından bir taç taşırlar. Nar bitkisine, Antik Yunan’da da ilaç olarak başvurulmuş; Hipokrat tıbbında gebe kalmak ve doğumdan sonra ateş düşürmek için nar suyu önerilmiş.

Eski İbrani mühürlerinde ve tapınak süslemelerinde

Museviler’in kutsal kitap metinlerinde nar, çiçekleri, meyvesi ve tadının güzelliği övülerek kutsallığın, bereket, bolluk ve doğurganlığın simgesi olarak kabul edilmiş. Ayrıca, Yahudi inancına göre nar, doğruluğu da simgeler. Kudüs Tapınağı’nın süslemelerinde de o yüzden nar motifleri vardır. Kral Solomon için yapılmış sarayın tüm sütun başları ve diğer Yahudi krallarının saraylarındaki duvarlar nar meyvesi ve yaprak şekillerine benzeyen resimlerle kaplıdır. Narın içindeki 613 adet tanenin, Tevrat’taki 613 mitzvot’a (emir) karşılık geldiği düşünülür ve bu yüzden de Roş Aşana bayramında hala baş köşede yer alan bir meyvedir nar.

Hıristiyanlıkta İffet Sahibi Meryem

Sandro Botticelli’nin tahminen 1487 yılında yaptığı “Narlı Meryem” eseri

Nar, Hıristiyanlık inanışında Bakire Meryem’le özdeşleştirilir. Kendisine insan eli değmeyen iffet sahibi Meryem, İsa’yı mucizevi bir şekilde doğurduğu için, kapalı bir sandık gibi içinde yüzlerce tohum taşıyan nar ile simgelenir. Dini resimlerde Meryem Ana’nın kucağındaki çocuk İsa genellikle elinde, taneleri görünen bir narla resmedilir. Sandro Botticelli’nin tahminen 1487 yılında yaptığı “Narlı Meryem” eserinde olduğu gibi…

Türk kültüründe 'Cennet Meyvesi'

Bizde de nar kutsal kabul ediliyor ve 'cennet meyvesi' olarak biliniyor. Nar da tıpkı elma gibi Türklerde zürriyetin simgesidir. Kuranı Kerim’de Mide suresinde İsa’nın birlikte çölden geçerken on iki havarisi için -hem onları cesaretlendirmek hem de inançlarını sağlamlaştırmak adına- Tanrı’dan çöle bir sofra indirmesini istediğini anlatır. İsa’nın duasıyla, altında ve üstünde iki bulutla birlikte inen sofrada ekmek, kızarmış balık, sarımsak, tuz, zeytin, hurmanın yanı sıra beş adet nar da vardır.

Bizim kültürümüzde rüyada nar görmek neslin bereketli olacağına yorulur. Yine eskiden kara kabuklu bir narın taneleri, çocuğu olmayan kadınlara okuyarak yedirilmiş. Burada narın tek bir tanesinin bile ziyan edilmemesi tanelerin hepsinin yenmesiyle ancak duanın kabul olacağına inanırlarmış.

Anadolu’nun birçok yöresindeki düğünlerde özellikle Akdeniz ve Ege yöresinde yaygın bir gelenek olaraknar parçalanır; parçalanan nar tanelerini en çok yiyen genç kızın ilk önce evleneceğine inanılır.

Narın geçmişten günümüze insanlık belleğinde bıraktığı 'kolektif faydaları'

I. Narın mücevher benzeri tohumları (arils) bugün “süper besinler” arasında kendine yer buluyor. Her derde deva tanelerinde savunma sistemimiz için son derece önemli anti-oksidanları barındırdığı biliniyor. 100 gram nar tohumunun suyu böğürtlenin iki katı, yaban mersininin 3 katı, portakalın 4 katı kadar antioksidan içerir.

II. Nar suyu insanı kalp krizlerinden korur.

III. Nar çekirdeklerinin östrojeni içerik açısından zengin olması, menopoz döneminde kadınların nar meyvesini çekirdekleri ile birlikte tüketmesinin kemik erimesi dahil bazı menopoz şikayetleri üzerinde yararlı olabileceği yönündedir.

IV. Nar meyvesi, zengin yakut kırmızısı görünümünü güçlü antioksidan olan polifenollerden alır. Nardaki polifenol bileşiği, Alzheimer’in gelişimini engellemeye veya yavaşlatmaya yardımcı olduğu yönündedir.

V. Narın güçlü antioksidan ve antienflamatuar özellikleri, bağırsak enfeksiyonları ve
cildin güneş kaynaklı hasara karşı korunmasına yardımcı olabilir. Antioksidan bileşenleri olan polifenoller ve flavonoidler insanları karaciğer hasarlarından koruyabilir. Kolestrol ve kan şekerinin stabil bir seviyede durmasını sağlar.