"Bay Yüzde Beş"in olağanüstü öyküsü

HABER MASASI
Abone Ol

Bir Osmanlı vatandaşı olarak başladığı yaşamını, -bir dünya vatandaşı olarak- İstanbul’a çok benzeyen Lizbon’da noktalayan Calouste Gülbenkyan, uluslararası güçlerin petrol yarışında fazla tanınmayan kritik bir başrol oyuncusuydu. Oynadığı rolün büyüklüğü düşünüldüğünde, petrol sahnesinin aktörleri arasında Gülbenkyan’ın ismi neredeyse en az anılanıdır.

Sarkis ve Dirouhi Gülbenkyan çifti, tarihlerin 29 Mart 1869’u gösterdiği o gün hayatlarının belki de en mutlu gününü yaşıyordu. Bahar bütün güzelliğiyle İstanbul’u süslerken, Gülbenkyan’ların Üsküdar’daki müstakil evinde, dünyaya gözlerini yeni açan bir erkek bebeğin ağlaması duyuluyordu. İhracat-ithalat işleriyle uğraşan ve bu sayede hatırı sayılır bir servet edinen Sarkis Gülbenkyan, “Calouste” (Kalust telaffuzu yaygınlaşacaktır) adını verdiği oğlunu -doğal biçimde- kendi veliahtı olarak görüyordu. Kayseri'den İstanbul’a göç eden bir Ermeni aileye mensup olan Sarkis, İran Ermenilerinden olan eşi Dirouhi ile evlendiğinden beri bu saadet vaktinin gelmesini beklemişti.

Calouste Sarkis, üç yaşındayken...

Van Gölü çevresinde geniş arazileri de bulunan Gülbenkyan’lar, oldukça kalabalık bir sülaleydi. 1800’lerin başında Kayseri’ye yerleşmişler, Talas yakınlarında bir Ermeni okulu ve yeni bir Ermeni kilisesi tesis etmişlerdi. 1850’lerde Sarkis ve kardeşi, başkent İstanbul’a göç etmiş, ellerindeki muazzam ekonomik imkânlarla şehrin birçok noktasında yatırımlar yapmıştı. Maddî destek verdikleri kurumlardan biri de, 1832’de Sultan İkinci Mahmud’un fermanıyla kurulan Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi’ydi. İstanbul’da bir banka kuran, ardından Kafkaslarla İstanbul arasında halı, kilim ve yün ticaretine soyunan aile, kısa sürede hem servetlerini katladı hem de Osmanlı sarayıyla yakın ilişkiler geliştirdi.

  • Sultan İkinci Abdulhamid’in tahta çıktığı 1876 yılı itibariyle, Gülbenkyan’ların imparatorluğun dört bir yanındaki şehirlerde temsilcilikleri bulunuyordu. “S&S Gulbenkian” markası Londra ve Marsilya’da bile temsil ediliyordu.

Gülbenkyan'ların İstanbul'dan önce yerleştiği Talas'ın eski bir fotoğrafı.

Calouste Sarkis Gülbenkyan, ilköğrenimine Kadıköy’deki Aramyan-Uncuyan Ermeni okulunda başladı. Ailesinin maddî imkânları ve babasının vizyonu, daha küçük yaşta ona Avrupa’nın yollarını araladı. 14 yaşında, eğitim için Marsilya’ya gönderilen Calouste, burada Fransızcasını mükemmel hale getirdikten sonra, İngiltere’nin başkenti Londra’ya geçerek ünlü Kings College’a kaydoldu. Fizik alanında yoğunlaşmayı ve Paris’e giderek akademik kariyer yapmayı düşünürken, babası onu ticarete yönlendirdi.

Gülbenkyan, gençlik yıllarında...

1888’de -yine babasının ön ayak olmasıyla- Bakü’ye yaptığı seyahat, Calouste Gülbenkyan için hayatının dönüm noktasını teşkil etti. Bakü’deki petrol endüstrisini inceleyen, petrolün çıkarılması ve pazarlanması süreçlerini yakından izleyen Calouste, izlenimlerini çeşitli Fransızca dergiler için yazı dizisi haline getirdi. Yazıları kısa zamanda Sultan Abdulhamid’in dikkatini çekti. Yıldız Sarayı, Sultan’ın uhdesinde bulunan Irak’taki arazilerin petrol potansiyeliyle ilgili raporlar kaleme alması için Calouste Gülbenkyan’la temasa geçti.

“Petrol uzmanı” olarak ünlenen Gülbenkyan, bu raporları ayrıntılı bir şekilde hazırlayıp takdim etti.

Calouste-Nevarte Gülbenkyan çiftinin düğün fotoğrafı.

Calouste Gülbenkyan, 1892’de Kayseri kökenli bir Ermeni ailenin kızı olan Nevarte Essayan ile Londra’da evlendi. Essayan’lar da tıpkı Gülbenkyan’lar gibi Osmanlı sarayıyla yakın bağlantıya sahipti. Çiftin ilk çocukları Nubar’ın Kadıköy'de dünyaya geldiği 1896 yılı, aile açısından zorunlu bir göçü beraberinde getirdi. Sultan Abdulhamid aleyhine eylemlerini sıklaştıran Ermeni çetelerinin İstanbul’da Osmanlı Bankası’na yaptıkları baskın, şehirdeki bütün Ermeniler için hayatı zorlaştırdı. Bazı semtlerde Ermenilere ait evler yağmalanmaya başlayınca, Calouste ve Nevarte Gülbenkyan, İstanbul-İskenderiye seferi yapan bir vapura atlayarak Mısır’a geçti. Gülbenkyan’ların imparatorluğun birçok kentinde yatırımları ve ofisleri bulunduğu için, bu yer değiştirme onlar için ciddi bir ekonomik kayıp değildi.

İstanbul’dan ayrılarak ailesini İskenderiye’ye yerleştirdikten sonra, Calouste Gülbenkyan, ilgisini uluslararası ticarete yoğunlaştırdı. Güney Afrika ve Avustralya’daki maden yataklarına kadar radarlarını açan Calouste, Bakü’deki tecrübelerinin de yardımıyla, geleceğin “petrol çağı” olacağını erkenden ön görmüştü. Kafkaslardaki petrol yarışında Avrupa’nın dev şirketleri birbiriyle kapışırken, Calouste Gülbenkyan, kendisini o şirketlerle yerel yönetimler arasında aracılık ve komisyonculuk yaparken buldu.

Rothschild Frères, Deutsche Bank ve Royal Dutch-Shell, Gülbenkyan’ın petrol pazarlığındaki partnerlerinden yalnızca birkaçıydı.

Çalışma sahası da bu arada sadece Kafkaslar değil, Amerika Birleşik Devletleri, Venezuela ve Romanya’yı da içine alan uçsuz-bucaksız bir coğrafyaydı. Petrol o dönemde sadece yakıt değil, aynı zamanda ısınma, aydınlatma ve silah sanayiinde patlayıcı (TNT) hammaddesi olarak hayatî derecede önem kazanmıştı.

Calouste Sarkis Gülbenkyan'ın 1912 tarihli yağlıboya portresi.

Kariyerine ve ticaret hayatına “Osmanlı vatandaşı” olarak başlayan Calouste Gülbenkyan, 1902’de Büyük Britanya vatandaşlığına geçmişti. Tüm bu ticari faaliyetlerinde, İngiliz pasaportu kendisine olağanüstü imkânlar ve kolaylıklar sağlıyordu. Sultan Abdulhamid’in 1909’da devrilmesinden sonra, iktidara gelen İttihad ve Terakki Partisi de Gülbenkyan’la temas kurmakta gecikmedi. 1910’da Gülbenkyan, İstanbul hükümetinin hem Paris hem de Londra’daki temsilciliklerinin ekonomik danışmanlığını üstlendi. 1919’da bu defa, İran devletinin Londra’daki büyükelçiliği için aynı görevi kabul etti.

Gülbenkyan, 1930'da Mısır'a yaptığı bir seyahat sırasında...

Calouste Gülbenkyan’ın İttihadcılarla yakın ilişkileri, 1908’den hemen sonra ilk milli bankanın kurulması ve sonrasında 1912’de Türk Petrol Şirketi’nin (TPC) oluşturulması süreçlerinde de kendini göstermişti. TPC’deki hisselerin yüzde 35’i Osmanlı Merkez Bankası’na, yüzde 25’i Royal Dutch-Shell’e, yüzde 25’i Deutsche Bank’a, yüzde 15’i de tek başına Calouste Gülbenkyan’a aitti. Irak ve çevresinde petrol arama faaliyetlerine hız veren şirket, kısa zaman içinde karşısında dişli bir rakip buldu: Anglo-Persian Oil Company, yani şimdiki adıyla BP. Böyle bir denklemde, İngiliz pasaportu taşıyan ve Londra’yla güçlü ilişkileri bulunan Calouste Gülbenkyan’ın bir centilmenlik gösterisinde bulunması kaçınılmazdı.

  • TPC’deki hissesini yüzde 15’ten yüzde 5’e düşürdü. Fazla zaman geçmeden Birinci Dünya Savaşı patlak verince, TPC de feshedildi. Savaşın sonunda Almanya yenilenler arasında yer alınca, Deutsche Bank’ın yüzde 25’lik hissesi Fransa’ya devredilecek, buradan da Fransız petrol devi Total doğacaktı.

Gülbenkyan, bu geçiş sürecinde Fransızlara da danışmanlık ve rehberlik hizmeti verdi.

Gülbenkyan'ın filmleri aratmayan yaşam öyküsü, çok sayıda kitaba konu olmuştur.

Bilahare ABD’nin de devreye girdiği bu pastadan pay kapma yarışında, Gülbenkyan hep merkezî bir yol oynadı. İmza attığı uluslararası mukavelelerde aldığı yüzde 5’lik komisyon, kendisinin “Bay Yüzde Beş” olarak ünlenmesine yol açacaktı. Calouste Gülbenkyan, 1920’lerde dünyanın en zengin insanlarından biriydi. TPC’den kalan sermayeyle kurulan Irak Petrol Şirketi’nin yüzde 5 hissesi de Gülbenkyan’a aitti. Gülbenkyan ve oğlu Nubar ayrıca, İran Başbakanı Muhammed Musaddık tarafından 1951’de görevden alınana kadar, İran’ın Londra Büyükelçiliği’ndeki ekonomi danışmanlığı görevini de sürdürdü.

Ajax Operasyonu'nun nihai hedefi: Musaddık
Mecra

Calouste Gülbenkyan'ın hayatını konu alan bir diğer kitap.

Dört kıtada ticari faaliyetlerini son hızla devam ettiren Calouste Gülbenkyan, elinde tuttuğu sınırsız serveti sanat yatırımları için kullanıyordu. Hem tarihî eser hem de tablo vb. satın alarak geniş bir koleksiyon oluşturan Gülbenkyan’ın elinin altındaki parça sayısı 6 bini geçmişti. Monet, Rembrandt, Guardi ve daha birçok ressamın eserlerini minik servetler ödeyerek satın alan Gülbenkyan, koleksiyonunun parçalarından “çocuklarım” diye söz ediyordu. 1937’de kendi adına bir enstitü kurularak eserlerinin koruma altına alınmasını düşünen Gülbenkyan, İkinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesiyle bu hayalini gerçekleştirme fırsatı bulamadı.

Gülbenkyan'ın 6 binden fazla parçadan oluşan koleksiyonu, Portekiz'in başkenti Lizbon'da kendi adını taşıyan müzede sergilenmektedir.

Savaş sırasında, Fransa’yla yakın ilişkileri nedeniyle İngiliz hükümetinin kendisine cephe alması ve Irak’taki (bilhassa Musul ve Kerkük) petrol hisselerine tedbir koyması, Calouste Gülbenkyan’ın rahat ve huzurlu yaşamak için yeni bir ülke arayışına girmesine yol açtı. İsviçre ve Portekiz seçenekleri gündeme gelince, ikincisini tercih etti. 1942’nin nisan ayında Portekiz’in başkenti Lizbon’a yerleşen Gülbenkyan’ın bu seçiminde, herhangi bir kriz anında deniz yoluyla ABD’ye gitme kolaylığı etkili olmuştu.

Gülbenkyan'ın, ölümünden hemen önce yapılan bir portresi.

20 Temmuz 1955’te 86 yaşında ölene kadar Lizbon’dan hiç ayrılmayan Calouste Gülbenkyan, şehir merkezindeki Hotel Aviz’de tuttuğu bir süitte yaşadı. Ölümünden yaklaşık bir ay önce, 18 Haziran’da yazdırdığı vasiyetinde İstanbul’daki Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi’ne ve Kudüs’teki Ermeni Müzesi’ne ciddi meblağlar ayıran Gülbenkyan, koleksiyonunun yönetimini de çok güvendiği avukatı Cyril Radcliffe’in kararına bırakmıştı.


Calouste Gülbenkyan'ın devasa serveti, kendisinden sonra oğlu Nubar Gülbenkyan'a (1896-1972) intikal etmiştir.

1947’de Hindistan-Pakistan sınırını çizmesiyle tarihe geçen Radcliffe, uzun yıllardır Gülbenkyan’ın hem danışmanı hem de hukukî mümessiliydi. Cyril Radcliffe’in bizzat yönettiği sürecin sonunda, 1956’da Calouste Gülbenkyan Vakfı kuruldu. Ardından, 1969’da koleksiyonun tamamının sergilendiği Gülbenkyan Müzesi de tesis edilerek, Calouste’un “çocukları” koruma altına alındı.

Bir Osmanlı vatandaşı olarak başladığı yaşamını, -bir dünya vatandaşı olarak- İstanbul’a çok benzeyen Lizbon’da noktalayan Calouste Gülbenkyan, uluslararası güçlerin petrol yarışında fazla tanınmayan kritik bir başrol oyuncusuydu. İlginçtir ki, oynadığı rolün büyüklüğü düşünüldüğünde, petrol sahnesinin aktörleri arasında Gülbenkyan’ın ismi neredeyse en az anılanıdır.