Beyaz Atlı Ürdün Prensi Ali Bin Hüseyin ve Çerkesler

MAHMUT YAŞAR
Abone Ol

Çerkes kültürünü dünyaya tanıtmak ve 1864 yılında Çarlık Rusya'nın göçe zorladığı 500 bin kişinin yaşamını yitirdiği bir trajediye sahne olan Çerkes sürgünü hakkında farkındalık oluşturmak amacıyla Kafkasya'ya atlı yolculuk yapan Beyaz Atlı Ürdün Prensi Ali'nin sıra dışı hikâyesi...

İnanıyorum ki, insanoğlunun varlığının gerçek garantisi tarihinin ve kültürünün gerçek esası olan kimlik bilgisine sahip olmasıdır.

Ürdün Prensi Ali Bin Hüseyin

Beyaz Atlı Ürdün Prensi Ali Bin Hüseyin ve Çerkesler
Çerkes kültürünü dünyaya tanıtmak ve 1864 yılında Çarlık Rusya'nın göçe zorladığı 500 bin kişinin yaşamını yitirdiği bir trajediye sahne olan Çerkes sürgünü hakkında farkındalık oluşturmak amacıyla Kafkasya'ya atlı yolculuk yapan Beyaz Atlı Ürdün Prensi Ali'nin sıra dışı hikayesi.


Tarihî kitlesel göçlerle dolu olan Kafkasya’da en dikkat çekici göç hadisesi 1864 yılında Çarlık Rusyası'nın yayılmacılık politikası kapsamında gerçekleşen Çerkes sürgünüdür. Zorunlu göç, milyonlarca insanın yaşamını etkilemiştir. 1,5 milyon Çerkes zorla göç ettirilmiş, açlık, hastalık, yol ve iklim şartlarından dolayı 500 bin kişi yaşamını yitirmiştir.

1864'deki Büyük Çerkes Sürgünü'nden sonra Çerkeslerin Osmanlı İmparatorluğu'na göç akışlarının yönü.

Osmanlı Devletine sığınanlar ilk etapta Rusya’nın Panslavizm politikalarına karşın Balkanlar, Arap milliyetçiliği ve Dürzî isyanları nedeniyle Suriye, Rum ve Ermenilere karşı güç ve denge unsuru olarak Anadolu’da iskan edilmiştir. 93 Harbi'nden sonra Balkanlar'da yaşanan toprak kayıplarından dolayı çoğu Kabardey, Şapşığ ve Abzeh kabilelerinden oluşan Çerkesler ikinci bir göçle Ürdün’e yerleştirilmiştir. Ürdün Çerkesleri, başkent Amman, Zerka ve Caraş bölgelerinde iskân edilmiş, Hicaz Demiryolu hattının güvenliği ve Bedevî Arap kabilelerinin isyanlarında askerî güç olarak devlete hizmet etmiştir.

''21 Mayıs'' Kuzey Kafkasya halklarının sürüldüğü ve Çerkeslerin soykırıma uğratıldığı bir ''Yas Günü'' olarak her yıl anılmaktadır.

I. Dünya Savaşı'ndan sonra Ürdün İngilizlerin kontrolüne geçmiş, 1920’li yılların başında da Şerif Hüseyin’in oğlu Abdullah’ın yönetimine bırakılır ve 1946 yılında bağımsızlığını kazanır. Böylece modern Ürdün ve Çerkesler için yeni bir dönem başlar.

Kral Abdullah, Ürdün Haşimi Krallığı'nın kuruluşunda bölgede meskun olan Çerkeslerin desteğini alır.

İlk dönemlerden itibaren başbakanlık yapanlar ve orduda komuta düzeyinde görev verilenler olmuş, tarım alanında ülkenin gelişmesine katkı sağlamışlardır. Ürdün meclisinde azınlık kontenjanından 3 milletvekilliği ve bir bakanlık Çerkeslere verilmektedir. Kraliyet muhafız takımı yerel kıyafetli Çerkes askerlerden seçilmektedir. Ürdün’de devlet kademelerinde çeşitli görevlerde hala Çerkeslerin aktif olarak çalıştıkları bilinmektedir. Günümüzde Ürdün’de 100 bin dolayında nüfusları vardır.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin 2007 yılında Ürdün'e gerçekleştirdiği ziyarette, kendisini Kral Abdullah'ın muhafız alayındaki Çerkesler geleneksel kıyafetleri ile karşılaşmışlardı.

1951 yılında suikast sonucu yaşamını yitiren Kral Abdullah’ın yerine oğlu Talal geçer fakat bir süre sonra psikolojik rahatsızlığından dolayı koltuğunu bırakmak zorunda kalır. Talal’ın ardından oğlu Hüseyin 47 yıl boyunca birçok badireyi atlatarak ülkeyi yönetir. 1999 yılında Kral Hüseyin vefat edince yerine büyük oğlu Abdullah Ürdün’ün yeni kralı seçilir. Tüm bu süreçlerde Çerkesler Ürdün devletine sadık olarak hizmet etmeye devam ederler.

Kral Hüseyin, yaşamı boyunca dört evlilik yapmıştır. Çerkeslerin fahri temsilcisi kabul edilen Prens Ali 1975 yılında üçüncü eşi Aliye Tokan’dan doğan oğludur. Annesini 3 yaşında helikopter kazasında kaybeden Prens Ali İngiltere kraliyet askerî akademisi mezunudur. Arapça dışında iyi derecede İngilizce ve Çerkesçe bilir. Futbolla yakından ilgilenir hatta futbol arenasında dünya çapında üne sahiptir. Ürdün Futbol Federasyonu ve 13 ülkenin katılım sağlayarak kurduğu Batı Asya ülkeleri futbol federasyonları birliği başkanlığını yapmaktadır. 2015 yılında FIFA başkanlığına aday olup oylamada seçimi kaybetmiştir.

  • Prens Ali’nin asıl ünü Çerkes kültürünü dünyaya tanıtmak ve farkındalık oluşturmak amacıyla 1998 yılında Kafkasya’ya yaptığı atlı yolculuğa dayanmaktadır.

Kral Hüseyin üçüncü eşi Aliya Tokan ve çocukları Ali (annesinin kucağında), Haya ve Abir Muhaisen ile birlikte.

Bir rivayete göre annesi de Çerkes kökenli olan Prens Ali üniversite eğitimi yıllarında tanıma fırsatına eriştiği Çerkes kültürüne karşı kendisini borçlu hissetmiş ve atlı yolculuk projesini gerçekleştirmiştir. Prens Ali, yolculuğun gayesini "Bu atlı gezinin amacı şimdiki Çerkeslerin dedelerinin yaşadığı trajediyi görmekti.’’ sözleriyle açıklamaktadır. Göç yolculuğu anayurda geri dönüş hayal edilerek tasarlanmıştır. Yolculuk Çerkes kabilelerini temsilen 12 atlıyla birlikte Haziran 1998 tarihinde Ürdün’den başlar.

Ürdün notları
Mecra

Prens Ali 1998 yılında Ürdün'den başladığı yolculuk sırasında Düzce'de Çerkeslerin yoğun yaşadığı bölgelere de gelerek Kafkasya'yı da ziyaret ettti.

Kafile, yoluna yoğun Çerkes nüfusunu barındıran Suriye’den geçerek Cilvegözü sınır kapısından Türkiye’ye giriş yapar. Türkiye’deki rota yine Çerkeslerin yoğun şekilde yaşadığı Kahramanmaraş, Pınarbaşı, Ankara ve Samsundur. Samsun limanından gemiyle devam edilen yolculuk Soçi limanından Rusya’ya oradan anayurt Kafkasya’ya ulaşılarak sona ermiştir. Uğradığı her yerde ilgiyle karşılanan yolcular şüphesiz Çerkes kültürünün tanıtılmasına ve göç esnasında yaşanan trajedilerin hatırlanmasına büyük katkıda bulunmuştur.

Prens Ali bin Hüseyin (sağda) 2016 yılında FIFA başkanlık seçimi için başvuru yapmış ama kazanamamıştı.

Ancak burada önemli olan husus zamanla yaşadıkları ülkelerin aslî unsuruna dönüşen Çerkeslerin dil ve kültürlerinden kopma sorununun görülmesi ve asimilasyon probleminin ortaya çıkmasıdır. Yolculuk, Çerkes halkının dil ve kültürlerine daha çok sahip çıkmasına ve yeni nesillere aktarılmasına vesile olmuştur.

Yönetmen Şehbal Şenyurt’un çekimlerini yaptığı "The Adyghe" belgesel filminin de konusu olmuştur. Böylece 1864 yılında başlayıp 1920’li yıllara kadar devam eden acılarla dolu katliam niteliğindeki bu göç beyaz atlı prensin yürüyüşüyle tekrar hatırlanmıştır.