Hepsi bizden biri gibiydi

MEHMET ERKEN
Abone Ol

Türkiye’deki en büyük göçmen grup olan Suriyeliler ve Afganlılar başta olmak üzere Türkiye’deki bütün "üçüncü dünya" göçmenlerini içeren "yabancı karşıtlığı ve düşmanlığı" sosyal medya aracılığıyla yaygınlaştırılmaya çalışılıyor. Türkiye'de yaşanan depremlerin ardından bir gurup insan, halk arasında "mülteci ve yabancı düşmanlığı" oluşturup ve bu düşmanlığı alevlendirmek için deprem bölgelerinden "düşünüleni ve istenileni" yansıtan "gerçek dışı" haberler ve yayınlar yapıyor. Depremlerden sonra ülkenin bir ferdi gibi yardımların her basamağında yer alan uluslararası yabancı öğrenciler de bu düşmanlığa malzeme edildi.

Deprem ve benzeri etkileyici olayların bizi uyarması, aklımızı başımıza getirmesi, düşündüğümüz yanlış fikirlerden uyandırması, kendimize dönüp bakmamızı sağlaması umulur. Geçirdiğimiz bir haftada saydıklarımın hepsine dair örnekler gördük, izledik, tecrübe ettik. Pek çok insanın bütün düşünce ve yargılarından kurtularak üç gün önce kanlı bıçaklı olduğu insanlar ile kol kola yardım için koştukları anbean kameralara yansıdı, görüldü, anlatıldı.

Diğer yandan insan hangi durumda olursa olsun ve nereye giderse gitsin yanında dertlerini, düşüncelerini, kaygılarını, sevgilerini ve nefretlerini de götürür. Hayatlarını kötülükler ve düşmanlıkları etrafında kurmaya meyyal herkesin, yaşanan olaylardan tek çıkardığı şey kötülüklerini sürdürmek ve düşmanlıklarını tahkim etmek oldu. Yıkılan inşaatının hatasızlığını anlatmaya çalışan müteahhitten, depremi duyduğu ilk anda hırsızlık için yola çıkan insanlara kadar açık ve örtük pek çok kötülük ortalığa yayıldı. Bunlardan bir tanesi de son birkaç senedir ülke gündemine dahil olan ve sürekli alevlendirilen mülteci düşmanlığı oldu.

AFAD Koordinasyonunda Bağcılar Kaymakamlığı ve Bağcılar Belediyesi’nin işbirliğiyle oluşturulan 6 yardım toplama merkezinde, İstanbul'da eğitim gören Kamerunlu, Etiyopyalı, Afganistanlı öğrenciler koli bantlamadan giyecekleri katlamaya kadar her aşamada yardımcı olmak için gayret sarf ediyor.

Haberlere erişilmediği, insanların çaresiz kaldığı her anda en etkin haberleşme aracı olan fısıltı gazetesinin yaydıkları, bütün kötücül düşünceleri canlandırmaya başladı. Üstüne bir de "olay yerinden" paylaşılan ama görüleni değil düşünüleni yansıtan "görüntüler" eklenince düşmanlıkların alevi daha da parladı.

Merkezinde Türkiye’deki en büyük göçmen grupları olan Suriyelilerin ve Afganlıların olduğu, çeperlerinde ise Türkiye’deki bütün "üçüncü dünya" göçmenlerini içeren yabancı karşıtlığı gündemi adım adım yaygınlaşıyor. Depremden birkaç gün sonrası itibariyle farklı sosyal medya mecralarında "amasız, fakatsız tüm yabancıların sınır dışı edilmesi"ne dair yorumlar kendine yer bulmaya başladı. Bu amaçla siyaset yürüten partiler sahaya indi ve neredeyse hepsi yalana dayanan haberleri gerçek olarak insanlara anlatmaya başladı. Türkiye’de yaşayan uluslararası öğrenciler de bu nefretten nasiplerini aldı. Peki, uluslararası öğrenciler bu konuda ne yaptılar?

Depremin ardından yardım için seferber olan yabancı öğrenciler, yardım toplama merkezinde bağışların paketlenmesi ve tırlara yüklenmesine yardım ediyor.

Uluslararası öğrencilere dair hususi vurgular aramak amacıyla yaptığım aramalar ilk etapta cılız bazı sonuçlar çıkardı. Fakat bu sonuçsuzluğun mutluluk verici olduğunu söylemem gerekir. "Tek yürek" olanların Türk milleti değil, Türkiye'de yaşayan herkes olduğunu görmemiz lazım.

  • Kendi imkanları ile bölgeye giden, bağış yapan, kan veren, yardım toplama ve dağıtma faaliyetlerine katılan, afet bölgesinde arama kurtarma faaliyetlerine arasında uluslararası öğrenciler de yer alıyor. Tabii ki bu on şehirde eğitim gören uluslararası öğrencilerden vefat edenler de oldu.

Takip ettiğim bütün uluslararası öğrenci dernekleri, uluslararası öğrenci kulüpleri ve bizzat uluslararası öğrenciler herhangi bir Türk vatandaşının yaptığı bütün yardım ve destek çağrılarını yineledi. Uluslararası Öğrenci dernekleri Federasyonu’na (UDEF) bağlı dernekler başta olmak üzere Türkiye’deki Filistinli Öğrenciler Birliği, Türkiye’deki Azerbaycanlı Öğrenciler Birliği gibi farklı topluluklar bizzat kendi içlerinde de yardımlar organize edip bölgeye ulaştırdı.

Kayseri Uluslararası Öğrenci Derneği bünyesinde kurulan “Uluslararası Arama Kurtarma” ekibindeki yabancı öğrenciler yurtdışından gelen yardım kuruluşlarıyla iletişim kurulmasında ciddi faydalar sağlıyor.

  • Fakat bunların yanında uluslararası öğrencilerin özellikle 2 alanda çok etkin olduklarını görüyoruz: tercümanlık ve kendi ülkelerinden gelen fiili yardımların koordinasyonu.

Depremi takip eden birkaç gün içinde özellikle Twitter'da ve WhatsApp gruplarında, farklı ülkelerden gelen insanlar için tercümanlık yapacak yabancı dil bilen insanlara ihtiyaç duyulduğuna dair pek çok ilan dolaşıma girdi. İngilizce'den öte Fransızca, İspanyolca, Arapça, Farsça, Urduca gibi daha az bilinen diller için duyulan bu ihtiyaçta uluslararası öğrencilerin aktif rol oynadıkları görülmektedir. Bu yöndeki destek talepleri depremin ikinci gününden itibaren uluslararası öğrencilere hitap eden bütün mecralarda defalarca paylaşılmış, öğrenciler bu paylaşımlara bilfiil destek vermiştir.

Gümüşhane Üniversitesi'nde eğitim gören Afrika asıllı yabancı uyruklu öğrenciler, Gümüşhane Gençlik Merkezi'nde yardım için getirilen kışlık kıyafet, ısıtıcı, battaniye, el feneri, bebek bezi ve kıyafeti gibi temel ihtiyaç malzemelerini depremzedelere ulaştırmak için seferber oldu.

Diğer yandan öğrencilerin, ülkelerinin gönderdiği aynî yardımların dağıtımında rol aldıkları ve yine ülkelerinde insanların şahsen yahut grup olarak topladıkları paraların Türkiye'de doğru kanallara aktarılmasına yardım ettikleri görülmekte. Hatta pek çok öğrencinin, kendi ülkelerinden temasta oldukları insanları yardım etmeye teşvik ettikleri ve yardım topladıkları; ara tatil dolayısıyla ülkelerinde bulunan öğrencilerin ise fiilen yardımları alarak Türkiye’ye getirmeye çalıştıkları görülüyor. Örneğin Türkiye’deki Pakistanlı öğrenciler, Pakistan merkezli Hizmet Vakfı (Alkhidmat Foundation) desteği ile bölgeye giderek çalışmalarda bulundu. Iraklı öğrenciler, Irak ve Türkiye’de ticaret yapan firmalar ve faaliyet gösteren vakıfların da desteği ile bölgede bizzat yardımda bulunuyorlar.

Neticede öğrencilerin katkılarının ve ilişkilerinin kendi ülkelerinde depremin oluşturduğu gündem ve toplanan yardımlar ile paralel olduğunu da söylememiz gerekir. Daha doğrusu, her uluslararası öğrenci burada olduğu kadar kendi ülkesinin de bir uzantısıdır. Bu nedenle sadece Türkiye’deki hayatı değil, kendi ülkesindeki gündelik hayatı da takip eder. Yine bu nedenle olaylara verdikleri tepkileri şekillendiren tek şey canlı gördükleri değil, yedeklerinde getirdikleridir.

Somali, Azerbaycan, Afganistan, Özbekistan, Kırgızistan, Suriye ve Irak gibi ülkelerden Kastamonu'ya eğitim öğretim için gelen öğrenciler depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımız için Kur'an-ı Kerim okuyup dua etti

Uluslararası öğrencilerin tepkilerinin ülkeler nezdindeki tepkiler ile büyük oranda paralel olduğu görülüyor. İlk günlerden beri farklı grupların ortak eleştiri noktalarından bir tanesi olan gelişmiş batı ülkelerinin Türkiye ve Suriye’de yaşananlara bigâne kalması durumunun, çoğunluğu Erasmus öğrenci değişim programı ile ülkemize gelen batılı öğrenciler için de geçerli olduğu görülmektedir. Benzer şekilde sosyal medyada ilgililer arasında önemli şikayet konularından bir tanesi de, uzun süre vakit geçirdikleri batılı arkadaşlarından bir geçmiş olsun mesajı dahi almamalarıdır.

Kayseri Uluslararası Öğrenci Derneği (KUDER), yaşanan depremin ardından acil yardım çalışmaları başlattı. KUDER bünyesinde kurulan “Uluslararası Arama Kurtarma” ekibinde 22 farklı ülkeden öğrenci yer alıyor. Öğrenciler enkaz kazma, gıda dağıtımı, ilk yardım, barınma gibi noktalarda çalışmalar yürütüyor.

Ortada buğz edilecek, nefret edilecek gruplar olduğu muhakkak. Bunları milletlere göre değerlendirmek ise başlanacak en kötü başlangıç noktasıdır. Ülkeye gelen tüccar, göçmen, öğrenci, sığınmacı yabancılar arasında da skalanın bir ucunda, pek çok unsuru bir araya gelen millete dahil olan ve yaşanan acıya ortak olanlar; diğer ucunda ise yaşanan her şeye bigâne kalıp tek amacı arzularını tatmin etmek olanlar ve kötülüğü şiar edinenler yer alıyor.