Tam 103 yıl önce bugün: Amritsar Katliamı

HABER MASASI
Abone Ol

Amritsar Katliamı tam 103 yıl önce bugün 13 Nisan 1919'da, Hindistan'ın Pencap eyaletinin en büyük şehri olan Amritsar'daki Calivanyala Bahçesi'nde gerçekleşti. Amritsar Katliamı, Birinci Dünya Savaşı döneminde Hint halkının yaşadığı eziyet ve İngiltere'nin sömürge politikalarının gün yüzüne çıktığı sembolik bir olay ve tarihte kara bir leke olarak yerini almıştır.

Amritsar katliamı olarak da bilinen Jallianwala Bagh (Calivanyala Bahçesi) katliamı, 13 Nisan 1919'da gerçekleşti.

Büyük ve barışçıl bir kalabalık, Hindistan'ın bağımsızlık yanlısı liderleri Dr. Saifuddin Kitchlew ve Dr. Satya Pal'in tutuklanmasını protesto etmek için Hindistan, Pencap'taki Amritsar şehrindeki Calivanyala Bahçesi'nde toplanmıştı. Halkın toplanmasına yanıt olarak, Anglo-Hint Tuğgeneral Reginald E. H. Dyer, protestocuları Gurka İngiliz Hint Ordusu birliği ve 52. Sih alayı ile kuşattı.

Kraliçe Victoria'nın Müslüman dostu
Mecra

Calivanyala Bahçesi'nin diğer üç tarafı binalarla çevrili olduğu için sadece bir taraftan çıkılabiliyordu. Tuğgeneral Reginald Dyer, askerleriyle çıkışı kapattıktan sonra, kalabalığa ateş etmelerini emretti ve protestocular kaçmaya çalışırken bile ateş etmeye devam etti. Askerler cephaneleri bitene kadar ateş etmeye devam etti. Ölenler tahminen 379 ile 1500 (ve üzeri) kişi arasında değişmektedir ve 192'si ağır olmak üzere 1.200'den fazla kişi yaralanmıştır.

  • Tepkiler, hem İngiliz hem de Hint halklarının kutuplaştığını gösteriyordu. Anglo-Hintli yazar Rudyard Kipling, o sırada Dyer'in "görevini iyi bildiği gibi yaptığını" duyurdu. Bu olay, Hintli bir bilge ve ilk Asyalı Nobel ödüllü Rabindranath Tagore'u ise şoke etti ve şövalyelik ünvanından vazgeçti.

Bu umarsız vahşetin seviyesi, ve hiç sorumluluk alınmaması, bütün Hint halkını dehşete düşürdü ve İngiltere'ye karşı olan güvenlerini kaybetmelerine neden oldu. Etkisiz soruşturmalar ve Dyer'e övgülerle birlikte, Hint halkı arasında İngilizlere karşı büyük bir öfke körüklendi ve 1920-22'deki işbirliği yapmama hareketine yol açtı.

Nisan ayının ilk haftası bitmeden eylemler zirve noktasında ulaşmıştı. (1919)

İngiltere, katliam için hiçbir zaman resmi olarak özür dilemedi, ancak 2019'da "derin pişmanlığını" dile getirdi. Tarihçiler, bu olayı Hindistan'daki İngiliz egemenliğinin sonunu getiren süreçte belirleyici bir adım olarak görüyorlar.

Hindistan Savunma Yasası

Birinci Dünya Savaşı sırasında, İngiliz-Hindistan'ı, İngiltere'ye adam ve kaynak sağlayarak İngiliz savaş gücüne katkıda bulunmuştu.

Osmanlı'nın Britanya Şeyhülislamı: Quilliam
Mecra

Milyonlarca Hintli asker ve işçi, Avrupa, Afrika ve Orta Doğu'da görev yaparken, hem Hint yönetimi hem de prensler Britanya'ya büyük miktarda yiyecek, para ve mühimmat gönderdi.

  • Bununla birlikte, Bengal ve Pencap, sömürgecilik karşıtı faaliyetlerin merkezleri olarak kaldı. Bengal'de giderek artan ve Pencap'taki rahatsızlıklarla ilişkilendirilen devrimci saldırılar, bölgesel yönetimi neredeyse felç edecek kadar büyüktü.

Bunlardan, İngiliz Hint Ordusu'nda Şubat 1915 için planlanan bir pan-Hint isyanı, Hindistan, Amerika Birleşik Devletleri ve Almanya'daki Hint milliyetçileri tarafından 1914 ile 1917 arasında planlanan bir dizi komplo arasında en önemli olanıydı.

Planlanan Şubat isyanı, İngiliz istihbaratının Ghadarite'ye (Hint Bağımsızlık Hareketi) sızması ve kilit isimleri tutuklaması ile nihayetinde engellendi. Hindistan'daki daha küçük birimlerdeki ve garnizonlardaki isyanlar da bastırıldı. İngiliz savaş gücü ve Hindistan'daki militan hareketin tehdidi senaryosunda, sivil ve siyasi özgürlükleri sınırlayan 1915 Hindistan Savunma Yasası kabul edildi. O zaman Pencap Valisi olan Michael O'Dwyer, eyaletteki Ghadarite tehdidi nedeniyle, hareketin en güçlü savunucularından biriydi.

Rowlatt Yasası

Uzun süren savaşın para ve insan gücü açısından maliyeti büyüktü. Savaştaki yüksek can kaybı oranları, savaşın bitiminden sonra artan enflasyon, ağır vergiler, 1918'deki ölümcül grip salgını ve savaş sırasında ticaretin aksaması Hindistan'daki insani acıyı tırmandırdı.

Hindistan Ulusal Kongresi'ndeki ılımlı ve aşırılıkçı gruplar birlik olabilmek için farklılıklarını görmezden gelmesiyle savaş öncesi dönemdeki Hint Milliyetçiliği yeniden filizlendi. Kongrenin 1916'daki başarısı Hindistan Müslüman Birliği (All-India Muslim League) ile geçici ittifak sağlayan Lucknow Paktı'nın kurulması oldu.

  • İngiliz siyasi tavizleri ve İngiltre hükümetinin Birinci Dünya Savaşı'ndan sonraki Hindistan Politikası, 1917'de Hindistan alt kıtasında ilk siyasi reform turunu başlatan Montagu-Chelmsford Reformları'nın kabulü ile değişmeye başladı.

Ancak, Hindistan siyasi hareketi bu reformları yetersiz buldu. Yakın zamanda Hindistan'a dönen Mahatma Gandhi, sivil itaatsizlik hareketlerinin siyasi huzursuzluğun bir ifadesi olarak hızla büyüdüğü bir dönemde, karizması giderek artan bir lider olarak görünmeye başladı.

Erik Bennett: İki monarşi arasında bir köprü
Mecra

Yakın zamanda bastırılan Ghadar komplosu, Mahendra Pratap'ın Afganistan'daki Kabil misyonunun (o sırada inşa aşamasında olan Bolşevik Rusya'sı ile bağlantısı muhtemel olan) varlığı ve özellikle Pencap ve Bengal'de halen aktif olan bir devrimci hareket (bununla beraber Hindistan genelinde artan toplumsal huzursuzluk), 1918'de Anglo-Mısırlı bir yargıç olan Sidney Rowlatt'ın başkanlık ettiği bir İsyan komitesinin göreve getirilmesine yol açtı.

  • Komite Hindistan'daki, özellikle Pencap ve Bengal'deki militan hareketlerin Alman ve Bolşevik bağlantılarını değerlendirmekle görevlendirildi.

Komitenin tavsiyeleri üzerine, Hindistan'da, 1915 Savunma Yasası'nın bir uzantısı olan ve sivil özgürlükleri sınırlandıran Rowlatt Yasası yürürlüğe girdi.

Rowlatt Yasası'nın 1919'da yürürlüğe girmesi ile beraber Hindistan genelinde büyük ölçekli siyasi huzursuzluklar tetiklendi.

Muhammed Ali Cinnah ve Mahatma Gandhi.

Talihsiz bir şekilde, Amir Habibullah'ın suikastı ve Amanullah'ın Kabil misyonunun uzantısı olan ve dünya savaşı sırasında ortaya çıkan politik figürlerin güçlü etkisi altında teşekkül eden yapılanmasının ardından, yine 1919'da, Üçüncü Anglo-Afgan Savaşı başladı.

  • Muhammed Ali Cinnah, Rowlatt yasasına tepki olarak Bombay'daki görevinden istifa etti ve Viceroy'a hitaben yazdığı mektupta barış döneminde böylesi bir yasayı hayata geçiren bir yönetimin medeni bir hükümet olarak anılmasının mümkün olmadığını dile getirdi.

Gandhi'nin Rowlatt Yasası'na karşı protesto çağrısı, Hindistan'da eşi görülmemiş öfkeli bir huzursuzluğa ve protestolar zincirine yol açtı.

Katlimdan öncesi

Özellikle Pencap'ta durum, demiryolu, telgraf ve iletişim sistemlerinin kesintiye uğramasıyla hızla kötüleşiyordu. Nisan ayının ilk haftası bitmeden eylemler zirve noktasında ulaşmıştı. Bazı kaynaklara göre neredeyse tüm Lahor halkının sokaklara döküldüğü ve Anarkalı Çarşı'sından geçen devasa kalabalığın yirmi bin kişi civarında olduğu tahmin ediliyordu. Hint ordusundaki birçok subay isyanın mümkün olduğuna inanıyordu ve kendilerini en kötüsüne hazırladılar.

Protestonun amacı daha önce hükümet tarafından tutuklanan ve gizli bir yere taşınan Hindistan Bağımsızlık Hareketi'nin iki popüler lideri Satya Pal ve Saifuddin Kitchlew'in serbest bırakılmasını talep etmekti.

İngiliz Pencap Valisi Michael O'Dwyer, bunların, Mayıs ayı içerisinde gerçekleşmesi planlanan bir ayaklanmanın iyi gizlenmiş sinyalleri olduğuna inanıyordu. Valiye göre isyancılar 1857 yılında meydana gelen darbede olduğu gibi İngiliz birliklerinin yazın gelmesiyle tepelere doğru çekilmesini fırsat bileceklerdi.

  • Amritsar katliamı ve aynı zamanlarda cereyan eden diğer olaylar, bazı tarihçiler tarafından, Pencap yönetiminin endişe duydukları bu komployu bastırmak için eyleme geçmesinin sonuçları olarak yorumlandılar.

James Houssemayne Du Boulay, Pencap'a giderek gerginleşen durumun ortasında bir Ghadarite ayaklanmasından (Hint bağımsızlık hareketi) duyulan korku ile İngilizlerin katliamla sonuçlanan tepkileri arasında doğrudan bağlantı olduğunu söylemektedir.

İngiliz hükümeti, Pencap şehrinin tamamına yakınını 13 Nisan'a kadar sıkıyönetim altına almaya karar verdi.

10 Nisan 1919'da Amritsar Komiser Yardımcısı Miles Irving'in konutunda bir protesto düzenlendi.

Protestonun amacı daha önce hükümet tarafından tutuklanan ve gizli bir yere taşınan Hindistan Bağımsızlık Hareketi'nin iki popüler lideri Satya Pal ve Saifuddin Kitchlew'in serbest bırakılmasını talep etmekti.

Her ikisi de Gandhi liderliğindeki Satyagraha hareketinin savunucularıydı. Bir güvenlik görevlisinin kalabalığa ateş açması neticesinde göstericilerden yaralanan ve ölenler oldu. Bu durum karşısında kontrolden çıkan gösteri saldırgan bir hal aldı ve isyancılar İngiliz Bankaları'nı kundakladı. Saldırılar esnasında zarar gören İngilizlerin arasında iki de kadın bulunmaktaydı, dahası hayatını kaybeden İngiliz vatandaşları da oldu.

Bahçede toplanan halka dağılması için fırsat verilmedi.

11 Nisan'da, yaşlı bir İngiliz misyoner olan Marcella Sherwood, bakımı altındaki yaklaşık 600 Hintli çocuğun güvenliğinden endişe duyduğu için okulları kapatmaya ve çocukları evlerine göndermeye karar verdi. Marcella Sherwood okul yolu üzerinde Kucha Kurrichhan adlı dar bir sokaktan geçerken, saldırgan bir kalabalık tarafından etrafı sarıldı. Aralarında öğrencilerinden birinin babası da bulunan bir grup Hintli onu kurtarmak adına kalabalıktan saklayarak civarda bulunan bir kalenin güvenliğine teslim etti.

  • 19 Nisan'da Sherwood'u ziyaret ettikten sonra, Raj'ın yerel komutanı General Dyer, saldırıya duyduğu öfkeyle bu sokağı kullanan her Hintli erkeğin ceza olarak elleri ve dizleri üzerinde uzunlamasına emeklemesini emretti.

Albay Dyer sonraki zamanda bir İngiliz müfettişine yaptığı açıklamada Hintlilerin tanrıları önünde nasıl diz çöktüklerini bildiği için, bir İngiliz kadınının Hintlilerin tanrıları kadar kutsal olduğunu anlamaları için bu cezayı verdiğini söyledi. Dahası, Albay Dyer boyu Hint polisinin jobları kadar uzamış olan Hintli erkeklerin halka açık bir şekilde kırbaçlanmalarını da emretti. Marcella Sherwood tüm bu olaylardan sonra Albay Dyer'ı savunarak onu "Pencap'ın kurtarıcısı" olarak nitelendirdi.

General Dyer, saldırıya duyduğu öfkeyle Kucha Kurrichhan adlı sokağı kullanan her Hintli erkeğin ceza olarak elleri ve dizleri üzerinde uzunlamasına emeklemesini emretti.

Sonraki iki gün boyunca Amritsar şehri sessizdi, ancak Pencap'ın diğer bölgelerinde şiddet devam etti. Demiryolu hatları kesildi, telgraf direkleri yıkıldı, hükümet binaları yakıldı ve üç Avrupalı öldürüldü.

İngiliz hükümeti, Pencap şehrinin tamamına yakınını 13 Nisan'a kadar sıkıyönetim altına almaya karar verdi.

Sıkıyönetim yönetmeliği, toplanma özgürlüğü de dahil olmak üzere bir dizi sivil özgürlüğü kısıtladı. Örneğin dört kişiden fazla insanın bir araya gelmeleri yasaklandı.

Bahçe, 6-7 dönüm büyüklüğünde ve etrafı yaklaşık 3 metrelik duvarlar ile çevrili açık bir alandı (bugün hala aynı şekilde yerinde durmaktadır).

12 Nisan akşamı, hareketin Amritsar'daki liderleri, Hindulara ait bir kolejde toplantı yaptı. Toplantıda, Kitchlew'in yardımcılarından Hans Raj, ertesi gün saat 16:30'da Calivanyala Bahçesi'nde Muhammed Bashir tarafından organize edilecek ve kıdemli ve saygın bir Kongre Partisi lideri Lal Kanhyalal Bhatia tarafından yönetilecek bir halk protestosu düzenleneceğini duyurdu.

  • Toplantıda Rowlatt Yasasını, İngiliz makamlarının son eylemlerini ve Satyapal ile Kitchlew'in tutuklanmasını protesto eden bir dizi karar hazırlanıp onaylandı.

Katliam günü

13 Nisan 1919 Pazar günü, Albay Dyer, büyük bir ayaklanmanın gerçekleşebileceği şüphesiyle tüm toplantıları yasakladı.

Ancak bu bildiri geniş çapta duyulmadan birçok köylü kültürlerinde önemli bir yere sahip olan Sih festivalini kutlamak ve iki ulusal liderin, Satyapal ve Saifuddin Kitchlew'in, tutuklanıp sınır dışı edilmelerini barışçıl şekilde protesto etmek üzere Calivanyala Bahçesi'nde toplandı.

13 Nisan 1919 sabah saat 9:00'da, Amritsar ve çevresinden sorumlu komutan vekili Reginald Dyer yanına birkaç şehir yetkilisini de alarak şehir boyunca dolaştı ve şehre yeni getirilen giriş çıkış sisteminin duyurusunu yaptı. Buna göre geçişler izne tabi olacaktı, ayrıca bildiri aynı gece saat 20:00'da başlayacak sokağa çıkma yasağını ve dört kişiden fazla insanın bir araya gelmesine ve tüm tören ve toplantılara dair yasakları da barındırıyordu. Bildiri İngilizce, Urduca, Hintçe ve Pencapça okunup açıklanmasına rağmen o esnada yeterince dikkat çekemedi ve çoğu insan bildirinin neye dair olduğunu sonradan öğrenecekti.

Katliamın resmi, kan gölüne dönmüş piknik alanını gösteriyor.

  • Bu arada yerel polis, sivil dedektifler aracılığıyla Calivanyala Bahçesi'nde yapılması planan toplantı hakkında ağızdan ağız dolaşan bilgilere ulaştı. Dyer, saat 12:40 itibariyle toplantıdan haberdar oldu ve nasıl eyleme geçileceğine karar vermek için 13:30 sularında üssüne döndü.

Öğleden sonra binlerce Hintli, Amritsar'daki Harmandir Sahib yakınlarındaki Calivanyala Bahçesi'nde toplanmıştı. Kalabalığın içerisindeki birçok insan Altın Tapınak'ta ibadetlerini yerine getirdikten sonra eve dönüş yolunda Bahçe'den geçmektelerdi. Bahçe, 6-7 dönüm büyüklüğünde ve etrafı yaklaşık 3 metrelik duvarlar ile çevrili açık bir alandı (bugün hala aynı şekilde yerinde durmaktadır). Etrafında balkonları Bahçe'ye bakan üç dört katlı evlerle sarılı olan açık alana bazıları kolayca engellenebilir beş farklı dar kapıdan giriş vardı. Bahçe ekinler için elverişli olan yağmur mevsimi dışında genelde toplantı ve etkinlikler için kullanılmaktaydı. Bahçe'nin merkezinde bir samadhi (ölü yakma alanı) ve çapı 6 metreye yaklaşan kısmen dolu bir su kuyusu vardı.

Katliamın resmi, kan gölüne dönmüş piknik alanını gösteriyor.

Sadece ibadet için bulunanlar dışında, Amritsar önceki günlerde her yıl düzenlenen Baisakhi at ve sığır fuarına katılan çiftçiler ve tüccarlarla dolup taşmıştı. Şehir polisi o gün öğleden sonra saat 14:00'te fuarı kapattı ve daha da fazla sayıda insanın Calivanyala Bahçesi'ne sürüklenmesine neden oldu.

Hakikatin peşinde bir İngiliz: Muhammed Marmaduke Pickthall
Mecra

Dyer, bahçeyi aşmak ve kalabalığın büyüklüğünü tahmin etmek için bir uçak ayarladı, ve yaklaşık 6.000 kişi olduğunu bildirdi. Avcı Komisyonu ise Dyer'in varış zamanında 10.000 ila 20.000 kişilik bir kalabalığın toplandığını tahmin ediyor.

Amritsar'ın üst düzey sivil otoritesi olan Albay Dyer ve Komiser Yardımcısı Irving, kalabalığın toplanmasını önlemek veya kalabalığı barışçıl bir şekilde dağıtmak için hiçbir önlem almadı. Bu daha sonra hem Dyer hem de Irving'e yöneltilecek ciddi bir eleştiri olacaktı.

Toplantının planlandığı gibi 17:30'da başlamasından bir saat sonra, Albay Dyer, 1/9 Gurka tüfekli birliklerinden oluşan 25 Gurka, 25 Peştun ve Beluç ve 59. Sind tüfeklilerinden oluşan 50 kişilik bir grupla bahçeye geldi. Dyer, İngilizlere kanıtlanmış sadakatleri nedeniyle bu etnik gruplardan özel olarak asker seçmiş olabilirdi. Dyer, bahçeye makineli tüfeklerle donatılmış iki zırhlı araç da getirmişti; ancak araçlar dar girişlerden siteye giremedi.

  • Calivanyala Bahçesi'nin her tarafı evler ve binalarla çevriliydi ve çoğu kalıcı olarak kilitli tutulan sadece beş dar girişi vardı. Ana giriş nispeten genişti, ancak herhangi birinin dışarı çıkmasını önlemek için zırhlı araçlar tarafından desteklenen birlikler tarafından yoğun bir şekilde korunuyordu.

Dyer, kalabalığı dağılmaları için uyarmadan ana çıkışları kapattı. Birliklerine, panik içindeki kalabalığın bahçeden ayrılmaya çalıştığı mevcut dar çıkışların önündeki en yoğun kısımlarına doğru ateş etmeye başlamalarını emretti.

Amritsar'da Altın Tapınak yakınındaki Caliyanvala Bahçesi bugün katliamın anıldığı büyük bir anıt alanı. Anıt alanındaki duvar resminde katliamın ayrıntılı bir tasviri yer alıyor.

Ateş yaklaşık on dakika boyunca devam etti. Erkekler, kadınlar, yaşlılar ve çocuklar da dahil olmak üzere silahsız siviller öldürüldü. Bu olay Amritsar katliamı olarak bilinir hale geldi. Ateşkes sadece mühimmat kaynakları neredeyse tükendiğinde emredildi. Dyer, daha sonra bu eylemin "toplantıyı dağıtmak için değil, Hint halkını itaatsizlikten dolayı cezalandırmak için" olduğunu belirtti.

Ertesi gün Dyer bir bildiride "200 ila 300 arasında kişinin öldürüldüğünü duydum. Ekibim 1.650 mermi ateşledi" diye belirtti.

Bağımsızlıktan sonra bölgeye yerleştirilen bir tabela, kuyudan 120 ceset çıkarıldığını belirtiyor.

Doğrudan açılan ateş sonucu gerçekleşen çok sayıda ölümün yanı sıra, çok sayıda insan da dar kapılardaki izdihamda ezilmekten veya kurşunlanmadan kaçmak için yerleşkedeki kuyuya atlayarak öldü. Bağımsızlıktan sonra bölgeye yerleştirilen bir tabela, kuyudan 120 ceset çıkarıldığını belirtiyor. Dyer o gün sokağa çıkma yasağını her zamankinden daha erkene almıştı, bu nedenle yaralılar düştükleri yerden hareket ettirilemedi ve yaralananların çoğu o gece öldü...