Doğal olanın sanata yansıma hâli: Yaprak Nakışı

KÜBRA KURUALİ YAŞAR
Abone Ol

Hillary Waters Fayle, Virginia’da yaşıyor. Nakış ve lif alanlarında aldığı eğitimi ağaçlardan topladığı yapraklarla birleştirip ortaya pek de alışık olmadığımız sanat eserleri çıkarıyor. Çalışmalarını görünce, etrafımızda hiç bakmadığımız ne kadar çok şey varmış, dedirten Hillary ile yaprağa, doğaya ve sanatına dair konuştuk.

Bazen sevdiğim yaprakları biriktirir, bir kısmını ayraç olarak kullanırım. İnce ince işlenip bir sanat eserine dönüşebileceğini hiç düşünmemiştim. Sanırım yaprağa bakış açımı değiştirdiniz. Nasıl aklınıza geldi onları nakış gibi işlemek?

Hillary Waters Fayle, Virginia’da yaşıyor. Nakış ve lif alanlarında aldığı eğitimi ağaçlardan topladığı yapraklarla birleştirip ortaya pek de alışık olmadığımız sanat eserleri çıkarıyor.

Bakış açınızı değiştirdiğimi öğrendiğim için çok memnun oldum. Bu benim yapraklarla çalışırken çokça düşündüğüm bir şey. Sanatımı yaparken umut ettiğim şeylerden biri, algılarken çevremizi kuşatan doğaya dair, zemininden kaydığını düşündüğüm bazı bakış açılarının değişmesi için ilham olabilmek.

İngiltere’de üniversitedeki nakış eğitimim bitip eve döndüğümde, New York’un kırsalında bir yaz kampında çalışmaya başladım. Sürekli dışarıda, yani doğada zaman geçirdiğim bu dönemde çevre koruma eğitimine özel olarak yoğunlaşmıştım.

Doğa bu şekilde sürekli çevremdeyken, doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımı ve çevreye saygı göstermek gibi konular sürekli zihnimde dolaşır bir hâldeyken, Manchester’da aldığım dikiş eğitimimi kolaylıkla ulaşabileceğim, en bol bulunan ve tabii bir şekilde sürdürülebilir olan tek materyale, yaprağa uygulamaya karar verdim.

Yapraklarla yaptığım çalışmalar sırasında nihayet ortaya güzel bir ürün çıkarabildiğimde bir an geldi ve ben o anda ciddi bir işin üstünde olduğumu fark ettim. Yaptığım iş beni bir bütün olarak hissettiriyordu ve yaşadığım tatmin çok üst boyutlardaydı.

Yapraklarla yaptığım çalışmalar sırasında nihayet ortaya güzel bir ürün çıkarabildiğimde bir an geldi ve ben o anda ciddi bir işin üstünde olduğumu fark ettim.

En başta sadece yaprakları dikerek işe başladım. Sonrasında, bana dikiş yapmak için yer açılsın diye yapraklardan bazı ufak parçalar kestim. Çok uzun zaman geçmeden de sadece yaprakları kesmeye ve artık onları dikmemeye başladım. Bu şekilde çok daha hızlı sonuca ulaşabiliyorum.

Keserek bir ürün ortaya çıkarmanın zorluğunu, dikiş yoluyla eklemeyi ve kesme yoluyla çıkarmayı, bu iki işin arasında gidip gelmeyi seviyorum. Her zaman kâğıt kesim teknikleriyle ilgili oldum ve o şablonlardan ilham aldım. Yaprak kesmek bütün bu işleri anlamlı bir şekilde mezcetmemi mümkün kıldı.

Malzemeyi seçerken neye dikkat ediyorsunuz? Yaprağın yaş veya kuru, kalın ya da ince olması fark eder mi?

Tekstil tasarımı ve nakışçılıktan gelen bir temelim var zaten. Bu sebeple yaprak kullanmak benim için basit bir değişiklik oldu. Yaprakların çok güçlü bir kumaş hissi oluyor. Bir kere yaprak kullanma fikri kafamda oluştuğunda, kumaş veya kâğıttan yaprak dikmeye veya kesmeye geçmek basit bir adım oldu benim için.

Yapraklarla çalışmayı gerçekten çok seviyorum.Çünkü hem gerçekten sürdürülebilir bir madde hem de doğayı güçlü bir şekilde sembolize ediyor. Ayrıca, aklın o şekilde manipüle edilemeyeceğine inandığı bir nesneyi değiştirmenin verdiği gerçek bir büyü hissi var.

Bir yaprak seçerken, onun ilginç bir özelliğe sahip olmasını ama kesmek, dikmek gibi süreçlere dayanacak kadar sağlam ve beni zorlayacak kadar narin olmasını istiyorum. Genellikle taze yapraklarla çalışırım, ama her zaman değil.

Kâğıt, kuş tüyü, pul kullanarak yaptığınız çalışmalarda da mutlaka doğadan bir parça var. Özel bir sebebi var mı? Sanatınızla anlatmak istediğiniz şey tam olarak ne?

Bir yaprak seçerken, onun ilginç bir özelliğe sahip olmasını ama kesmek, dikmek gibi süreçlere dayanacak kadar sağlam ve beni zorlayacak kadar narin olmasını istiyorum. Genellikle taze yapraklarla çalışırım, ama her zaman değil.

Benim için organik olan sürdürülebilir bir materyal kullanmak çok önemli. Ama aynı zamanda materyaller ve onların birer sanat eserine dönüşme sürecinin kendisine de değer veriyorum.

Yakın bir arkadaşımı kaybedişimin yasını tuttuğum dönemde kuş tüyü ile çalışmaya başladım. Kuş tüyü ile yaptığım ürünler bu sebeple hayat ve ölüm arasındaki ilişki ve hem kavramsal hem de fiziksel olarak dönüşüm ile alakalı. Enerji sürekli ölüm ve hayat arasında dönüşmektedir, sonsuz bir gidiş ve geliş, ama her zaman yeni bir form kazanarak.

Kuş tüyleri benim elime geçene kadar, kendi metamorfozlarına çoktan başlamış oluyorlar; yani bağlı bulundukları vücuttan kopmuş oluyorlar. Ben tüyün içinden her ucu dikkatli bir şekilde çekerken ve o tellerin her birini beyaz temiz bir kâğıdın üzerine yatırırken, aslında yeni bir şeklin ortaya çıkmasına izin veriyorum.

Fırçanın kâğıtla dansıJapon kaligraf: Sisyu
Nihayet

Bütün parçalar şu anda hâlâ mevcut ama o parçaların önceki terkip ve tezahüründen hiçbir iz kalmamış, bir anıdan başka. Tüyün şekil değiştirerek bu yeni forma kavuşmasını hem yitip giden için bir ağıt hem de geride kalan için bir kutlama olarak görüyorum.

Son zamanlarda ayrıca yılanların deri değiştirdikten sonra arkalarında bıraktığı kuru derilerle de çalışıyorum. Bu parçalar ise daha az yasla ve ölümle, daha çok yeniden doğum ve değişim ile alakalı. Dikkatsizce çizilmiş bir daire imajını, hiçbir başlangıç ve sonucun olmadığı fikrini desteklemek için de sıklıkla kullanıyorum.

Jackson Ward semti için yaptığınız proje çok etkileyici. Bu çalışma sadece o bölgedeki bitkileri arşivlemek için değil sanki. Çıkış noktanız ve vurgulamak istediğiniz şey neydi?

Benim için organik olan sürdürülebilir bir materyal kullanmak çok önemli. Ama aynı zamanda materyaller ve onların birer sanat eserine dönüşme sürecinin kendisine de değer veriyorum.

İki yıldır her gün işe yürüyerek gidiyorum ve bu iki yılda tüm kış ve bahar boyunca mükemmel krem rengi çiçekler açan aynı Kamelya ağacının yanından geçtim. Bir gün bu ağacın yere düşmüş bir çiçeğini aldım ve onu stüdyoda kullanmak üzere işe götürdüm.

Eve dönerken de bir çiçek daha almak istedim. Ağacın olduğu yere gittiğimde sarsıldım, ağaç artık orada değildi. Onu kesip yok etmişlerdi. Bu olay, mahallemin ortak kullanım alanlarının, çevremde yaşayan bitkilerin, insanların ve onlar arasındaki ilişkinin bir arşivini yapmam, bu sayılanları haritalandırmam için beni harekete geçirdi.

Proje daha çok, bu belirli alandaki insanlar ve çevreleri arasındaki ilişki üzerineydi. Ben de bu bölgede yaşayan bitkileri ve varlığıyla bizatihi insanları işaret eden şeyleri arşivledim.

İnsan bileşeninin tabiatla daha az ve insanların çevreye yaptığı gündelik katkılarla daha çok ilgili olduğu ortaya çıktı. İnsanlar tarafından dört bir yana atılmış çöpleri biriktirdim ve demeliyim ki bu projenin büyük bir kısmı da mahalleyi temizlemek ile ilgili oldu.

Sonuç olarak, sanırım projeyi çevremi ve çevremdeki insanları daha iyi anlayan biri olarak bıraktım. Bu proje benim için aynı zamanda yaşadığım yere karşı faydalı olmanın bir yoluydu.

Sanatımda kullandığım ürünlerin çoğu da dışarıda bulduğum şeyler. Dünyanın başka bir bölgesinden bitki göndermek her zaman güvenli değil. Bu konu hakkında çok dikkatli davranıyorum. Tüm dünyadaki insanlarla materyal ve fikir paylaşımı benim gelecekte keşfetmek istediğim bir alan.

Dünyanın farklı yerlerinden takipçileriniz var. Size kendi bölgelerinden yaprak gönderiyorlar mı?

Dünyanın birçok bölgesinden yaprak gönderen kişiler oldu, ama ben yaprakları kendim toplamayı tercih ediyorum. Dışarıda olmayı çok seviyorum ve doğa ile ilişki kurmak benim için çok önemli.

Sanatımda kullandığım ürünlerin çoğu da dışarıda bulduğum şeyler. Dünyanın başka bir bölgesinden bitki göndermek her zaman güvenli değil. Bu konu hakkında çok dikkatli davranıyorum. Tüm dünyadaki insanlarla materyal ve fikir paylaşımı benim gelecekte keşfetmek istediğim bir alan.

Bir yere özgü bitkileri, büyüdükleri, hayat buldukları yerin geleneksel motifleri ile birleştirmeyi çok isterim. Bence insan ve doğa arasındaki ilişki evrenseldir. Bu ilişki her yerde önemlidir ve herkes için olduğuna inandığım sanatı ben de bu ilişki fikrini kuvvetlendirmek ve yaymak için kullanmak istiyorum.

Koleksiyonunuzda olmasını çok istediğiniz hâlde henüz ulaşamadığınız bir yaprak var mı?

Tropikal bölgelerde büyüyen geniş yapraklarla bir şeyler yapmayı çok istiyorum. Şu anda daha çok yaşadığım bölgede bulduğum yapraklarla çalışıyorum ama gelecekte farklı bitkilerle de çalışmak istiyorum. Gelecek için plan yapmayı çok sevmem.

Çünkü ilgilerim çok hızlı değişiyor ve aynı anda birden fazla proje ile ilgilenmeyi seviyorum. Bu sebeple kendimi çok uzun süren tek bir şeye bağlamak istemiyorum.

Yakın zamanda bir proje için İzmir’deymişsiniz. Belki dönerken bizden hatıra birkaç yaprak götürmüşsünüzdür yanınızda. Ülkemizi nasıl buldunuz, neler söylersiniz?

Nisan ayında İzmir’deydim ve çok güzel vakit geçirdim. Özel bir üniversitenin bu yıl üçüncüsünü düzenlediği Uluslararası Sanat ve Tasarım Sempozyumu’na katıldım.

Çöl ile içsel yolculuğu harmanlayan "Görsel Filozof" : Petecia Le Fawnhawk
Nihayet

Orada hem kendi işimi yaptım hem de dünyanın birçok noktasından gelen öğrenciler ve sanatçılarla beraber çalışma imkânı buldum. Benim için gerçekten çok özel bir tecrübeydi ve ülkenizi ziyaret etme şansı bulduğum için şükran duyuyorum.

Tanıştığım herkes şaşılacak derecede cömert, kibar ve sıcakkanlıydı. Kendimi orada çok iyi karşılanmış hissettim. Yanımda hiç yaprak getirmedim ama oradayken birkaç parça yaptım.

İzmir’de geçirdiğim vakit benim için ilham kaynağı oldu. Türkiye’ye tekrar gelmeyi ve bu sefer daha fazla vakit geçirmeyi çok istiyorum.