Hip-hop müzikle ruhsal yolculuk: Poetic Pilgrimage

BEYZA KARAKAYA
Abone Ol

“Aşk, ışık, dürüstlük, alçakgönüllülük, öz saygı. Birbirinizi, annenizi sevdiğiniz gibi sevin ve daha parlak günler için dua edin. Yeni bir yarın için dua edin, barış için dua edin, barış için dua edin.” (Poetic Pilgrimage/ No More War)

Sukina Abdul Noor ve Munira Rashida’nın 2002 yılında kurduğu Poetic Pilgrimage, hip-hopu ve şiiri kendilerini ve kimliklerini ifade etmekte bir araç olarak kullanıyor ve çok sayıda genci sözlerinin ritmiyle etkiliyor.

Abdürrahim’le yüksek lisans yaptığım esnada tanıştım. Brezilya’dan Türkiye’ye Balkan tarihi çalışmak için gelen Abdürrahim, 17 yaşında Müslüman olmuştu. Dilinden bir an olsun düşürmediği “sübhanallah, hamdolsun, elhamdülillah, inşallah”lar ile yeni doğmuş bebek heyecanında yaşıyordu İslamiyet’i. Hikâyesini sorduğumda, “hip-hop müzik” dinlerken bir arayışa düştüğünü söyledi. Zira şarkıların sözlerinde sıklıkla Allah ve Hz. Muhammed (s.a.v.) geçiyordu. Bu vesileyle araştırmış ve sonunda İslam’la şereflenmişti. Hatta birkaç yıl önce “elhamdülillah” annesi de Müslüman olmuştu.

O zamana dek, hip-hop müziğinin bu denli etkili olabileceğini düşünmediğimi itiraf etmeliyim. Fakat asıl şaşkınlığımı Poetic Pilgrimage ikilisi ile karşılaştığımda yaşadım. Zira Sukina Abdul Noor ve Munira Rashida’nın 2002 yılında kurduğu Poetic Pilgrimage, hip-hopu ve şiiri kendilerini ve kimliklerini ifade etmekte bir araç olarak kullanıyor ve çok sayıda genci sözlerinin ritmiyle etkiliyor. Her ikisi de Karayip asıllı olan Sukina ve Munira’nın anne babaları Jamaika’dan İngiltere’nin Bristol şehrine geliyor. İkili, lisedeyken genç siyahiler arasında düzenlenen yetenek yarışmasında karşılaşıyor ilk kez. Dostlukları okul korosunda pekişiyor ve ortak yönlerini; müziğe olan tutkularını birlikte keşfediyorlar.

2002 yılında grubu kurarak hip-hop müziği yapmaya ve şiir performansı sergilemeye başlıyorlar.

Poetic Pilgrimage’ın tohumları bu yıllarda atılıyor. Nihayet 2002 yılında grubu kurarak hip-hop müziği yapmaya ve şiir performansı sergilemeye başlıyorlar.

Sukina, Poetic Pilgrimage’ın başından itibaren bir ruhsal yolculuk olduğunu, Munira ile hep bir arayış içinde olduklarını söylüyor. Siyahi kadınların toplumda ve medyada söz hakkı olmadığını, kendilerini ifade edemediklerini gözlemledikleri için kendilerini, “sessizlerin sesi” olmaya adıyorlar.


İlk kadın hip-hopçılar arasında olan grup çok geçmeden İngiltere’nin şiir ve hip-hop çevrelerinde isim sahibi oluyor ve sahnede ünlü hip-hop sanatçıları ile birlikte performans sergilemeye başlıyor. Munira, iyi bir Katolik olan annesi ile birlikte küçükken sık sık kilise ziyareti yaptığını, kilise korosunun yaptığı müzikten oldukça etkilendiğini, müziğin ne için olması gerektiğini henüz küçükken, o yıllarda keşfettiğini söylüyor. 2005 yılında üniversitede bir derste Malcolm X’in hayat hikâyesini öğrendiklerinde, arayışları nihayete eriyor ve Müslüman olup, tesettüre giriyorlar. Siyahi, kadın, hip-hopçu kimliklerine eklenen tesettürlü Müslüman kimliğinin onları damgalamasına müsaade etmemek için müziklerinin ritmini ve sözlerini bu doğrultuda kullanmaya başlıyorlar. Fakat tesettürlü bir Müslüman kadının “sahnede” olmasının bıraktığı çelişkili izlenim çok sayıda eleştiri almalarına sebep oluyor.


İkili neredeyse her gün sosyal medyada, müziğin, bilhassa kadınların yaptığı müziğin, haram olduğunu, yaptıklarının yanlış olduğunu söyleyen uyarılar alıyor. Bazen performanslarını sergileyecekleri sahnelerde eleştirilere maruz kalıyor; bazen hip-hop yapmaksızın şiir performansı ile yetinmek zorunda kalıyorlar. Sukina, yaptıklarının gerçekten haram olduğuna inansa, zinhar bir daha yapmayacağını söylüyor.



2015 yılında onların hayatını konu edinen Al Jazeera’nın çektiği Hip-hop Hijabis isimli belgesel, bir taraftan ünlerini artırırken diğer taraftan eleştiri oklarını da üzerlerine çekmiş. Sukina ve Munira bu eleştirilere bir hayli üzülse de Allah’ın onlara bu yeteneği bahşetmesinin bir amacı olduğuna ve onların yaptıkları müzikle İslam ve hip-hopı bir araya getirip gençler için bir köprü kurmaları gerektiğine inanıyorlar. Yaptıkları müzikle ve şiirlerinin ritmiyle, kimlik, göç, küresel siyaset hususlarında yazdıkları sözlerle onlar, dünyayı şöyle bir sallamayı ve Müslüman kadının sesi olmayı temel gayeleri hâline getirmişler.

Eğer onlar da susar ya da susturulurlarsa başka birinin onlar adına konuşacağına inanıyorlar.

Poetic Pilgrimage, reggae, caz ve diğer dünya müziklerini harmanlayarak dünyanın farklı yerlerine, etnik ve dinî kimlik ayırt etmeksizin, müzikleri ve şiirlerinin ritmiyle ulaşmak, müziklerini bir kültür kavşağı hâline getirmek istiyorlar.

Kimliklerinin kapsayıcılığının, renkli kişiliklerinin, güçlü sözlerinin ve şiirlerinin ritminin daim olması duasıyla…