Tarihten bugüne ramazan bayramı ikramlıkları

SEVDE TOPCU
Abone Ol

Çocuklar, bayramlıklarını başuçlarına koydular; kadınlar sarmaları tencerelere inci gibi dizdiler ve adamlar mahmur gözlerle cami yolunu tuttular. Ramazan Bayramı nihayet geldi ve yuvalarımıza şenlik getirdi. Peki bu bayramda size ikram edilenleri afiyetle yerken kadim bir geleneğin parçası olduğunuz hiç aklınıza geldi mi?

Osmanlı’da bayramlar muazzam hazırlıklarla kutlanırdı. Bayramdan günler önce saray mutfağında hummalı bir çalışma başlardı. Bayram şenliği sadece saraya değil tüm İstanbul’un üzerine rahmet gibi yağardı. Bayram günleri Sultan Ahmet Meydanı'nda panayır kurulurdu. Panayırda; oyuncakçılar, şerbetçiler, yiyecek tezgâhları bulunurdu. Halk panayırlara gelerek hem eğlenir hem de karınlarını doyururdu. Evlerde de ikramlıklar pişer, lokum tabakları hazır edilirdi. Gelin birlikte geçmiş ve bugünün bayram ikramlıklarına yakından bakalım.

Baklava

Kanunî Sultan Süleyman zamanından itibaren, ramazanların on beşinci günü, İstanbul'da bulunan yeniçerilerle sâir asker ocaklarına, on nefere bir tepsi üzerinden saray baklavası ikram edilirdi. Anlayacağınız, bu bayramda mutfaklarımızda şerbetlenmeyi bekleyen baklavanın tarihi, Kanuni dönemindeki bayramlara kadar uzanıyor.

Zeytinyağlı yaprak sarma

15. ve 16. yüzyıllardan beri Osmanlı mutfağında yaprak sarmasının yeri ayrıdır. Sarma kültürü sadece Osmanlı ile sınırlı kalmamış, Balkanlardan Orta Doğu’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada benimsenmiştir. Anadolu’da ise yaprak sarma, sadece bir yemek olarak değil; bayram sofralarının ayrılmaz bir parçası olarak kültürümüzde yer edinmiştir.

Bu zahmetli yemeğin bayramlarda ikram edilmesinin diğer bir sebebi de misafire verilen kıymettir. Bu tek tek asma yapraklarının sarılmasıyla ve sabırla ortaya çıkan yemeğin misafire sunulması bir çeşit özen ve muhabbet ifadesidir.

Akide şekeri ve lokum

Bayramların ilk akla gelen geleneksel ikramlığı tüm dünyada Türk lokumu (Turkish delight) olarak bilinen lokumdur. Anadolu'da 15. yüzyıldan beri üretilen, 17. yüzyılda Osmanlı Sarayına giren lokum Ramazan Bayramı misafirliklerinin olmazsa olmazı haline gelmiştir. Öyle ki Ramazan Bayramı’na şeker bayramı denmesinin sebeplerinden biri de lokum, akide şekeri gibi şekerlemelerin ikramının zamanla bayramla özdeşleşmiş hale gelmesidir.

Akide şekerinin tarihi de 16. yüzyıla kadar uzanıyor. Şeker ve meyvenin uzun süre kaynatılması ve sonrasında mermerde yoğurulup katılaşmadan kesilmesiyle elde edilen akide şekerleri lokumlarla aynı tabağa konularak bir limon kolonyasıyla birlikte misafirler arasında dolaşıyor.

Osmanlı macun şekeri olarak da anılan macun şekeri çocuklar için en dikkat çekici büyükler için de en nostaljik şekerlemelerden biridir. Günümüzde ramazan şenliklerinde rengarenk macun dağıtılmakta ve gelenek sürmektedir.

Türk kahvesi

Bayram günleri bayram namazından sonra büyük kahvaltıların yapılması adettendir. Türk kahvesi bu büyük kahvaltıyı sindirebilmek için de sıklıkla tüketilmiş ve hala tüketilmektedir. Süregelen geleneklerden biri de şeker ikramı sonrası türk kahvesi ikramıdır.

Şerbet ve hoşaf

Osmanlı’da şeker bayramının gözde ikramlıklarından biri de şerbetlerdi. Demirhindi şerbeti, kızılcık şerbeti ve gül şerbeti bayram masalarını donatırdı. Mutfaklardan kase kase vişne hoşafı çıkar ve sofralarda yerini alırdı.