Adriyatik'in kıyısında bir hayat: Karadağ

SKYROAD
Abone Ol

Uzun ya da orta mesafe Balkan gezisinin en keyifli rotalarından biri Karadağ. Bu şirin ve küçük Balkan ülkesi ziyaretçisine hem eşsiz ve doğal bir ziyaret sunar. Her yerden görülen bir şeyken dünya, yaşamaktan yapılmış bir ülkenin sınırlarına doğru gidiyoruz.

Balkan gezimizin bir önceki rotasında, Arnavutluk'un başkenti Tiran'ı ziyaret etmiştik. Yoksul Arnavutluk'un göz bebeği başkentini geride bırakıp Karadağ (Montenegro) sınırına yol alırken benzer koşullara tanık oluyoruz: Gelişmemiş yollar, standart dışı trafik işaretleri. Bu yüzden Türkiye'de alıştığımız konforlu seyahat hevesimizi bir başka Balkan ülkesine bıraktık diyebilirim.

Karadağ Türkiye'ye vize uygulamayan ülkelerden biri.

Karadağ Türkiye'ye vize uygulamayan ülkelerden biri, bu yüzden sınırda bürokrasiye takılmadan Karadağ'ın adını hak eden coğrafyasına giriş yapıyoruz. Başkent Podgorica'ya değil dağ yolundan Bar'a oradan da ülkenin en önemli turizm merkezlerinden Budva'ya gidiyoruz. Dağlardan kıvrıla kıvrıla Adriyatik kıyılarına iniyoruz. Bu tek şeritli yolda tek ihtiyacımız keskin nane aromalı bir şeker.

Seyrine Doyulmaz Sveti Stefan

Karadağ'daki ilk uğrağımız liman şehri olan Bar'da bir panoramik tur yapıyoruz ve bu şirin turistik ve tarihi şehir için "Bir başka ziyarette daha iyi gezmeliyiz" kaydını düşüyoruz. Ardından Dalmaçya müjdecisi sahilleri seyre dalarak Budva'ya yol alıyoruz. Bu yolda karşımıza çıkan muhteşem sürpriz ise Sveti Stefan.

  • Yıllar boyunca dünyaca ünlü simaların uğrak yeri olan bu adacıkta, birçoğu 6 asırlık olmak üzere 100 civarı ev var.

Şu sıralar çok uluslu bir turizm şirketinin 50 yıllığına kiraladığı Sveti Stefan, kaldırımları, zamana ayak direyen evleri ve karşınıza çıkan minik avlusuyla benzersiz Akdeniz maviliğinin sarmaladığı enfes bir yer. Eğer burada bir gece olsun geçiremeyecekseniz (çünkü bu, artık aşırı zenginiş adamlarının yapabildiği oldukça pahalı bir eylem) dağ yolundan kıyıya inmeden muhteşem fotoğraflar çekerek Budva için bir beş kilometre daha yol alabilirsiniz.

Akdeniz mutfağına ait lezzetlerin olduğunu söyleyebilirim.

Güzellikler bıkkınlık anında karşımıza çıkar.

Karadağ'ın Bodrum'u Budva

Ülkenin 700 bin civarındaki nüfusunun yaklaşık 20 binini barındıran Budva ise Karadağ'ın Bodrum'u unvanını kesinlikle hak ediyor. Türlü hediyeler alabileceğiniz, dar sokaklarında fotoğraflar çekebileceğiniz, uzun bir dalgınlıkla kendinizi arayabileceğiniz bu yerde kale içinde gezindikten sonra kıyı boyunca yürüyoruz. Bu yürüyüşte bize marinalardaki lüks yat ve gemiler, tarifsiz deniz mavisi, davetkâr restoranlar ve eğlence mekânları eşlik ediyor. Ucuzlukları ve kaliteleriyle şaşırtan mekânlarda Akdeniz mutfağına ait lezzetlerin olduğunu söyleyebilirim.

Karadağ - Budva

Modern Ve Lüks: Porto Montenegro

Sabah erkenden Tivat şehrinin kıyısında yepyeni bir turizm projesi olan lüks tutkunlarının gözlerini kamaştıran Porto Montenegro'ya yol alıyoruz. Avrupa Birliği'nin ilgi ve desteğine mazhar olmuş bu proje; marinalar, büyük gemilerin demir atabileceği limanı, Çeşme - Alaçatı hattını andıran kıyıdaki restoran, kafe ve otellerden oluşuyor. Lüks gözünüzü korkutmasın.

Büyük gemilerin demir atabileceği limanı, Çeşme - Alaçatı hattını andıran kıyıdaki restoran, kafe ve otellerden oluşuyor.

Fiyatlar bir İtalyan ya da Fransız şehrine göre en az yarı yarıya ucuz. Bu yüzden deniz ürünleriyle donattığınız masanıza bahşiş dahil makul bir ücret bıraktıktan sonra Kotor'a doğru yola çıkabilirsiniz.

Mora Çalan Mavi: Kotor

Tivat ile Kotorarası yaklaşık 10 kilometre. İki farklı koy kıyısında bulunan iki şehir arasındaki kısa yolculukta tersiniz dönebilir. Zaten tatlı sorunu muhteşem Kotor Körfezi'nin irili ufaklı tüm koylarında yaşayacaksınız. Bu da tam olarak şu demek; döne dolaşa bir de bakmışsınız ki bir saat sonra bir önce geride bıraktığınız kasabanın karşısındasınız. Arada deniz olmasa, 10 dakikalık yürüyüşle bu mesafeyi kat edebilirsiniz.

Kotor da tipik bir Avrupa, daha doğrusu Karadağ şehri. Granit tepelerin gölgesini düşürdüğü sahilde bir kale...

Bir iç şehir ve zamanla onun etrafında oluşan modern yapılardan oluşan yeni bir kasaba.

Kotor da tipik bir Avrupa, daha doğrusu Karadağ şehri.

Bazı gönülsüz gezginleri bekleyen sinsi tehlikedir, yorulunca kimilerinin ağzından çıkıverir "Amaaan oradaki de kaleydi, buradaki de. Evler de birbirinin neredeyse aynısı. Hepsi taş işte!" Lakin siz, ne Budva ve Kotor'da ne de gezdiğiniz başka yerlerde sakın böyle demeyin. Çünkü en gizli güzellikler, tam kendinizi bıkkıntının kollarına bırakacağınız an, daracık bir sokağın bitiminde karşınıza çıkar. Ben de öyle yaptım ve Kotor için ayırdığımız tüm vakti Old Town'ın daracık sokakları arasındaki sürprizleri keşfetmeye ayırdım.