Avrupa'nın Kudüs'ü: Saraybosna

SKYROAD
Abone Ol

1492-1878 yılları arasında kesintisiz bir biçimde Osmanlı egemenliği altında hayat bulan Saraybosna, saygın bir şehir olarak esenlik içinde yaşamış, bilhassa Kanuni Sultan Süleyman döneminde Bosna Sancak Beyi Hüsrev Bey’in katkılarıyla yeniden ihya ve imar edilmiştir. Bugün Saraybosna’ya gezmeye gidenlerin Anadolu’daki bir Osmanlı şehrini görmüşçesine sıcaklık duymalarında Osmanlı’nın izlediği Rumeli politikalarının etkisi büyüktür aslında.

Saraybosna bugün, etine saplanmış şarapnelleri çıkarmış, savaşın izlerini silmeye çalışan, unutmayan ama bu travmayla cesurca yüzleşen bir şehir hüviyetinde. İnsanların yüzlerinde bunu görebiliyorsunuz. Üzerinde mermi izleri olan, duvarları delik deşik binalara rastlamak çok normal bu yüzden. Kıyasıya, toptan unutmak istemiyorlar. Savaşın kolektif hafızadaki yeri hâlâ çok keskin.

1896'da hizmete açılan bina, II. Dünya Savaşı sonuna kadar belediye binası, sonrasında ise ulusal kütüphane olarak hizmet vermiştir.

Saraybosna Başçarşı’dan başlar, yine Başçarşı’da biter.

Burada bir söz vardır, ilk gelenlere söylenir: “Nehri takip eden çarşıya ulaşır”. Bir Türk çarşısında dolaştığınızı düşündürecek kadar bizden bir atmosferi var bu çarşının. Boşnakların sosyalleşme, turistlerin ise buluşma yeri burası.

Kafeler, yeme-içme alternatifleri, hediyelik eşya dükkânları ve mağazalarıyla dikkat çekici haraketli bir merkez. Sürekli tazelenen kalabalık da çarşının potansiyelini besliyor. Bu şehri kesinlikle adımlayarak keşfetmenizi öneririm.

“Sonsuz Ateş” anıtı II. Dünya Savaşı’nda hayatını kaybedenlerin anısına inşa edilmiş bir anıttır.

Başçarşı’dan yürümeye devam ettiğinizde sizi Ferhadiye Cadddesi karşılayacak, İsa’nın Kalbi Katedrali’nden savaşta kaybedilenlere saygı olarak yakılmış ‘sonsuz ateş’e ulaşacak ve oradan da Miljacka Nehri üzerindeki Latin Köprüsü’ne bağlanacaksınız.

  • Köprü’nün 1914’te I. Dünya Savaşı’nın fitilini ateşleyen Avusturya Arşidükü Franz Ferdinand ve eşinin öldürülmesine sahne olmak gibi tarihi bir önemi var.
Bir trajediye sahne olan Miljacka Nehri üzerindeki Latin Köprüsü.

(Mlada Bosna -Genç Bosna- örgütüne mensup Gavrilo Princip adlı bir Sırp tarafından gerçekleştirilmiş bu suikast) Latin Köprüsü’nün tam karşısında yer alan dikkat çekici mimarisiyle Milli Kütüphane binası, kütüphanenin de tam karşısında şimdilerde restoran olarak kullanılan ilginç hikâyesiyle İnat Kuça (İnat Evi) yer alıyor. Nehri takip ederek çarşıya ulaştığınızda Gazi Hüsrev Camii, Brusa Bedesteni ve Saat Kulesi’ni de gezmeyi unutmayın.

Saraybosna’nın en huzurlu yerlerinden biri kesinlikle Vrelo Bosne’dir.

Igman Dağı eteklerinde yer alan bu doğal park, şelaleler, ağaçlar, köprüler ve yürüyüş yollarıyla cennetten bir köşe gibi adeta. Fotoğrafçıların deklanşörlerini hiç durmadan ateşleyecekleri bir güzelliğe sahip Vrelo Bosne. Bu bahçeye en az yarım gününüzü ayırmalısınız.

1889'da inşa edilen İsa'nın kalbi katedrali, Paris’teki Notre Dame Katedrali’nden esinlenilerek yapılmıştır.

En huzurlu yerden, kolektif hafızayı besleyen en ‘huzur kaçırıcı’ yere doğru gidiyoruz. ‘Umut Tüneli’ müzesine yani. Saraybosna kuşatması sırasında şehre can suyu veren bu tünel, Bosna Hersek Ordusu’nun kontrolündeki iki bölge olan Dobrinja ve Butmir’i birleştirmek üzere Saraybosna Havalimanı pistinin altından başlayarak şimdi müze olan bu iki katlı evin altına kadar uzanan 800 metrelik bir hayat hattı olarak kullanılmış.

İçine malzemelerin taşınması için ray bile döşenen tünelin sağlam kalan 20 metrelik kısmı ziyaretçilere açık. Tünelin içinde girmek bile ürpertici, yalnızca o 20 metreyi kat edince bile Boşnakların ne yaşadığını anlayabiliyorsunuz.

Banderija'nın, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'na arsasını vermemek için inat ettiği ve inadı sonucu yıkılmadan karşı yakaya taşıdığı evdir.

Saraybosna’dan Mostar’a yapılacak manzaralı bir tren yolculuğu seyahatinize farklı anlamlar katacaktır. Evet bu şehirle, Saraybosna’yla vedalaşmak zor. Burayı bir kere gördükten sonra, yeniden gelmek isteği her daim baskın olacak. İstanbul uçağı kalkmak üzere, hoşçakal Saraybosna. Etine saplanan şarapnellerinle de güzelsin.

Saraybosna 5'lisi

  • • Moriça Han’da kahve içip, sabah Burek, akşam Cevapi yemek.
  • • Sevda Kucha'da uzun uzun oturup Sevdalinka dinlemek.
  • • Tarihi tramvay hattını kullanarak şehri boydan boya izlemek
  • • Kovaçi Şehitlik Mezarlığı huzurla uyuyan Aliya ve ordusunu dualarla selamlamak.
  • • Tekrar gelmek için Başçarşı’daki ahşap oyma kubbeli meşhur sebilden su içmek. Ve Saraybosna Gülü’nü bulup, Mavi kelebeklerin hikâyesini anlamak.