Batı yakasından bir öfke: Tupac

ŞAHKURT EMİRDAĞLI
Abone Ol

Tüm zamanların en iyi 100 sanatçısı listesindeki yerini sürekli muhafaza eden, toplamda 100 milyon albüm satmış, ölümümün üzerinden geçen 25 yıla rağmen capcanlı bir rap ikonu.

Gelmiş geçmiş en büyük MC değildi belki ama kesinlikle en çok iz bırakanlardan biri oldu. 25 yaşında ayrıldığı rap dünyasının vazgeçilmez yıldızı olarak “yaşamaya’’ devam eden Tupac, skandallarla örülü çok çalkantılı yaşantısı, albümleri, şiirleri, filmleri ve şarkı sözleriyle, suikasta kurban gittiği 13 Eylül 1996’dan beri protest idol kimliğine yönelik ilgiyi her geçen gün daha da arttırıyor. Ölümünün ardından üretilen efsanelerle birlikte hızlı büyüyen popülaritesi, şarkılarının gücüne karşı yeni bir keşif imkânı tanıyarak, Tupac’ın sesini 25 yıldır yükseltiyor.

Bizim yaptığımız, betonda yeşeren bir gül olmaya çalışmak.

Amerikalı şair, aktör ve rapçi. Çok çete üyesi. Gangsta rapper. 2Pac ya da Makaveli. 16 Haziran 1971 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri’nin New York şehrinde doğdu. Brooklyn’de. Çocukluğu Doğu Harlem Mahallesi'nde geçti. Doğum adı Lesane Parish Crooks'dı. Ama Tupac Amaru Shakur olmaya azmetti ve bunu başardı. Kara Panterler’de aktivist olan annesi Afeni Shakur, oğlunun adını, parıldayan yılan anlamına gelen namıyla tanınan, sömürgecilere direnen son İnka Kralı Tupac Amaru'dan esinlenerek değiştirmesini şu sözlerle gerekçelendirmişti:

Dünyadaki devrimci, yerli halkın ismine sahip olmasını istedim. Onun sadece bir mahallenin değil bir dünya kültürünün parçası olduğunu bilmesini istedim.

Batı yakası ya da namı diğer West Coast. Tupac, temsil ettiği rap kültürünün lideri olmayı başarmış, çete hesaplaşmalarının ortasında -genç yaşına rağmen- geleceğe kalacak çok kaliteli albümlere imza atmıştı. Sanki öleceğini biliyormuşçasına çalışarak, skandallar arasına sıkıştırdığı sert üretim temposuyla, sağlığında yayınlananlar dışında onlarca iyi şarkı kaydedecekti. Kendini manipüle etmekten, ruhunu kışkırtmaktan, kavgaların ortasında kalmaktan ve kalbine saldırmaktan hiç vazgeçmeden yapacaktı bütün bunları. Krizlerin ortasında, kendi kaosuna tutunarak icra etti hayatını ve o güzel şarkılarını.

Batı yakası ya da namı diğer West Coast. Tupac, temsil ettiği rap kültürünün lideri olmayı başarmıştı.

Ailesinden miras kalan muhalifliğiyle, Amerikan sistemi içindeki sakıncalı kara öfkelerden biriydi. Ama onu yok eden ateşi (uyuşturucu, şiddet, para) beslemeye devam ederek, öfkesini iki yaka arasında devam eden çete savaşlarında eritmeyi tercih etti. Daha fazlasını yapabilirdi. Karizması buna yeterdi. Doğu-Batı rekabeti/düşmanlığı, başta plak şirketleri olmak üzere pastanın tüm bileşenlerinin desteklediği bir kavgaydı. Daha en baştan -bu kavganın içinde yer alarak- ulaşacağı başka büyük ideallerden uzaklaşmış oldu. Yine de şarkılarındaki tavrıyla çağdaşlarına göre daha ayrıksı bir yerde duruyordu Tupac. Daha şiirsel ve daha sosyal içerikli şarkıların adamı oldu. Eşitsizliğe, ayrımcılığa, insan hakları ihlallerine ve siyah olmaya dair şarkılardı bunlar…

Cadillac’tan Tupac’a doğru 4 el ateş edilir ve kariyerinin zirvesinde henüz 25 yaşındayken hikâyesi sona erer.

Tupac’ın kurduğu gruplar arasında Kanunsuzlar (Outlaws) adlı oluşumun yeri çok özeldi. Kanunsuzlar adıyla bir araya grup üyelerinin mahlasları (sahne adları) şöyleydi: Qadafi, Husein Fatal, Kastro, Mussolini, Humeyni, İdi Amin… Çok okudu ve çok yazdı. Shakespeare, Bakunin, Halil Cibran, Sun Tzu ve Machiavelli’den geçti yolu. Tupac’tan sonra yeni sahne adını bir yazardan aldı, yeni lakabı Machiavelli’ydi. The Don Killuminati: The 7 Day Theory albümünü çıkarak kadar cesurdu. Annesi Kara Panter üyesi olduğu için FBI tarafından ömür boyu izlendi. Bunu dert etmedi. Yetenekliydi. Baltimore Sanat Okulu'nda şiir, caz ve bale eğitim aldığı günden beri asi bir ruhu olduğunun farkındaydı. Müzik kariyerine çocuk yaşta kurduğu “Born Busy” grubuydu başladı. Hayatı, rap oldu. 80’lerin başında kurduğu “Digital Underground” grubuyla birlikte zirveye tırmanışı da gerçekleşecekti. 1991 yılında ilk albümü Kıyamet Zamanı’nı yayınlayan Tupac, 1993’te Sadece Zencilerim İçin 1995’te Dünyaya Karşı Ben, 1996’da Tüm Gözler Benim Üzerimde, yine aynı yıl Devirin Hepsini adlı 5 solo albüm yayınlayarak rap tarihine geçti. Olay yaratan şarkılara sahip bu albümler Platin Plak ödülleriyle de taçlandı.

Eylül 1996’da yakın arkadaşı Mike Tyson’ın Bruce Seldon’la karşılaşacağı boks maçını izlemek için Las Vegas’a giden Tupac, müsabaka sonrası bir kavgaya karışmış ardından yapımcısı Suge Knight’ın arabasına binerek oradan ayrılmıştı. Saat 23:15’te kırmızı ışıkta bekledikleri sırada yanlarına yanaşan beyaz bir Cadillac’tan Tupac’a doğru 4 el ateş edilir ve kariyerinin zirvesinde henüz 25 yaşındayken hikâyesi sona erer. Geride yüzlerce şarkı, rol aldığı filmler, şiirler kalır. Bir de yaşasaydı ne olurdu, sorusu.