Çeşm-i cihan: Amasra

DERYA UĞUR ÖNER
Abone Ol

Karadeniz’in ortasında gizli bir cennet misali keşfedilmeyibekleyen liman şehri Amasra, safi r mavisi suları vegörkemli uygarlıklardan günümüze kalan yapıları,müzeleri ve ahşabın taşla buluştuğu zarif konaklarıylaziyaretçilerini bekliyor.

Hünkarın gözbebeği

Rivayet odur ki, Amasra’nın 1460 yılındaki fetih sırasında Fatih Sultan Mehmet, manzaradan çok etkilenir ve yardımcısına, "Lala lala! Çeşm-i cihan bura mı ola?" diyerek, hayretini belirtir. "Dünyanın gözbebeği" anlamına gelen çeşm-i cihan ifadesinden de anladığımız üzere gibi İstanbul’u fetheden Fatih Sultan’ın da göz bebeğidir. Amasra, kendisini egzotik kılan yedi tepesi, biri yarım üç adası ve iki körfezden oluşan doğal yapısıyla yeşilin her tonunu görebileceğiniz bitki örtüsüne sahip. Bu özelliklerinden dolayı, 1940’da vermeye başladığı turizm hizmetiyle de "Türkiye’nin İlk Turizm Kasabası" ünvanı almış.

Denize doğru uzanmış bir burun, burnun iki yanında korunaklı birer liman görevi gören iki koy ve ana karaya bağlı bağımsız adalarına sahip olan Amasra, 3000 yıllık tarihi, hem çekicilik ve balıkçılığa dayanan yerel sanatları, hem de kendini çevreleyen ormanlık alanlarına sahip bir yerleşim yeridir.

Misafirleriyle büyüyen şehir

Tarihi boyunca bir liman kenti olan Amasra, uzaktan gelen ve uzaklara giden insanlarla alışveriş yapmış, gelenlerden öğrenmiş, gidenlere öğretmiş, ziyaretçilerine karşı hep nazik ve ince davranmış bir şehir. Amasralılar, uzun yıllardan beri her daim misafirperver olmuşlar. Günümüzde de, Amasra’nın en sevimli karakteri işte bu. Kent, bir liman insanının görmüş-geçirmişliği, bilgeliği, hoşgörüsü ve cömertliğiyle örülmüş.

İlk sahibi Amazonlar

Amasra hâlen özgün balık lokantaları, otelleri ve ev pansiyonlarına sahip bir turizm bölgesidir.

Amasra tarihine baktığımızda, bu şehrin ilk ev sahibi Amazonlar.

Amazonlardan sonra sırasıyla Fenikeliler, İyonyalılar, Kayralılar, Akalar, Persler ve Amastris dönemine müteakip Pontuslular, Romalılar, Bizanslılar ve Osmanlılar burapı yurt edinmişler.

Amasra, kalesiyle, çarşısıyla, Kuşkaya’sıyla ve Yol Anıtı’yla insanı günümüzden alıp geçmişin gizemine götürüyor. Tarihin derinliklerinde bir an için yalnız bıraktığı insana eşsiz bir duygu veriyor. Binlerce yıl öncesinin havasını solutarak; Apollo, Artemis, Hermes, Amastris ve daha nice efsaneyle buluşturuyor.

Gecenin karanlığında yıldızlara bakmak

Amasra yaz aylarında özellikle Ankara'ya olan yakınlığı nedeniyle çok fazla yerli turist ağırlar.

Bu masalsı şehirde, tarihin tanığı yeşil tepelerden mavi koylara eşsiz bir panorama uzanıyor. Odalarının pencere ve balkonlarından doğaya ve denize doğru şöyle bir bakış, insana gün boyu ihtiyacı olan enerjiyi veriyor. Özellikle de bir kez olsun Amasra’ya gidip de gece karanlığında yıldızları gördüyseniz artık her nerede olursanız olun gökyüzü sizin için bir daha asla eski gökyüzü olmayacaktır.

Amasra çarşı-pazar

Amasra birçok tarihi değere ev sahipliği de yapıyor. Amasra Müzesi, Amasra Kalesi, Osmanlı Hamamı, Bedesten Anıtı, Küçük Kilise, Direkli Kaya, Kuş Kayası Yol Anıtı, Cenova Şatosu ve Bartın Fatih Camii kentin tarihi değerlerinden başlıcaları… Amasra Galla Pazarı ve Amasra Çekiciler Çarşısı ise alışveriş için mutlaka ziyaret etmeniz gereken yerler. Amasra'ya özgü kıyafetlerin, hediyelik eşyaların ve yöreye özgü lezzetlerin satıldığı bu pazarda alışveriş yaparken zamanın nasıl geçtiğini anlamayacaksınız. Özellikle Çekiciler Çarşısı'nda ahşap işçiliğinin nadide ürünlerini görüp, almadan geri dönmeyeceksiniz.

Sanatçı Barış Akarsu'nun memleketidir.