Dağların arasında bir güzellik: İpek (Peja)

H. YILDIRIM AĞANOĞLU
Abone Ol

Balkanların en yeni bağımsız ülkesi Kosova’da Arnavutlarca Peya (Peja) Sırplar tarafından Peç (Peć) olarak isimlendirilen bu güzel şehri, Osmanlı zamanından beri Türkler İpek olarak anarlar.

Şehre Priştine Havalimanı’ndan taksiyle 1 saat 40 dakikada ulaşabilirsiniz. İki katlı dükkânların bulunduğu İpek Çarşısı’ndaki oteller veya pansiyonlarda konaklayarak şehri keşfetmeye tam ortasından başlayabilirsiniz. İpek’in şehir merkezi günümüzde 30.000’den biraz fazladır. Ancak tüm şehir 96.000 civarında bir nüfusa sahiptir. 540 metre rakımdaki şehrimizin içinden Bistrica nehri geçiyor. İçinden nehir ve küçük su kanalları geçen şehirleri daha çok seviyorum. Arnavutluk sınırı buranın 20 km. güneybatısındadır. Makedonya, Sırbistan ve Bosna ile yol bağlantısı bulunmaktadır. Batıya doğru ise dağlık kesimdeki yollarla Karadağ’a ve güneyde Arnavutluk kıyılarına İşkodra’ya ulaşılır.

Kosova’nın büyük yerleşim birimlerinden birisidir.

Bugünkü kasabanın bulunduğu yerdeki bir yerleşimden ilk defa 1202’de söz edilir. XIII. yüzyıl sonlarında Sırp Başpiskoposluğunun merkezi olmuş ve 1346’da Çar Duşan’ın emriyle patriklik derecesine yükseltilmiştir. Rugova Kanyonu’nun ağzında bugün hâlâ ayakta duran (Deçan Manastırı), büyük dehlizlerle birbirine bağlanan üç kilise yapılmış ve bunlar patriklik binalarını oluşturmuştur.

İpek’in Osmanlı idaresi altına girişi, 1455’te Fâtih Sultan Mehmed’in Sırbistan’ı ele geçirmesinden hemen sonradır. Zamanla burası bir hristiyan köyü olmaktan çıkarak küçük bir Müslüman kasabası hâline gelmiştir. 1530 tarihli bir deftere göre burada 237 hâne (tah. 1.200 kişi) vardı. Hıristiyan nüfus 97 hâne olarak önceki mahallelerinde oturmayı sürdürüyordu. Fakat sayıları giderek azalmaya başlamış, buna karşılık Müslüman nüfusunda önemli artış meydana gelmiştir. 140 hâneye ulaşan Müslüman nüfus beş mahallede yaşamaktaydı. Nitekim 1530’da burada iki cami (Fatih Sultan Mehmed Han, Gülfem Hatun), üç mescid (Pîrî Bey, Hayrullah Bey, Sipahi), bir imaret, bir medrese, iki de hamam bulunuyordu. Kasaba idarî bakımdan bir kaza merkezi olmuş ve İskenderiye sancağı içinde yer almıştı.

De facto olarak Kosova’nın İpek ilinde; de jure olarak Sırbistan’a bağlı Kosova ve Metohiya Özerk Bölgesi’nin Pećki ilinde yer alır.

1889’da bu şehirde 10 cami, 2 medrese, 1 rüşdiye [ortaokul], 10 sıbyan mektebi [ilkokul], 1 hükümet konağı, 1 kışla, 1 hamam, 550 dükkân ve mağazası ile 10 hanı şehri bir ca. Ahalisinin tamamı Arnavut olup sert tabiatlı olarak bilinirdi. Kasaba içinde eski usul tüfek ve tabanca ve diğer silahlar imal edilir. Debbağhaneleri çok olup, işlenmiş deri ve kösele imal ederlerdi.

Türkiye Cumhuriyeti’nin İstiklal Marşı’nı yazan büyük Şair Mehmet Akif Ersoy’un babası Tahir Efendi, İpek’in Suşitsa (Susica) köyü doğumlu olup tahsil için İstanbul’a gelmiş ve Fatih Medreselerinde Müderris olmuştur.

İpek, 1219 yılında Sırp Ortodoks Kilisesi’nin patrikhanesinin kurulduğu yer olması bakımından Sırp tarihinde özel bir önem taşır.

İpek, 1912 Balkan Harbi’nde önce Karadağ, 1920’den sonra ise Sırbistan tarafından ele geçirildi. 1929’dan 1990’lara kadar bir Yugoslavya şehriydi. 1999 baharında Kosova’da meydana gelen özgürlük savaşı sırasında şehrin tarihî merkezi büyük oranda hasar görmüş, tarihî bina, tekke ve camileri Sırp Ordusu tarafından tanınmayacak duruma getirilmiştir. Ancak savaş sonrasında bunların büyük bir kısmı restore edilmiştir. İpek, 17 Şubat 2008’den itibaren bağımsız Kosova’nın güzel bir şehri oldu.

İpek’te Fatih Sultan Mehmet Camii, Kurşunlu Camii, Defterdar Camii yanında, günümüzde Etnoğrafya Müzesi olarak kullanılan yaklaşık 200 yıllık Tahir Bey Konağı’nı çok beğeneceksiniz. Şehrin biraz dışında Rugova Kanyonu içinden akan coşkun ırmağı ve yüce dağlar arasındaki büyüleyici tabiat sizi kendisine aşık edecek.