Demirperde'nin ardından Bükreş

SKYROAD
Abone Ol

Tarihin kırılma evrelerinin açık bir şekilde görüldüğü Bükreş’e adım attığınız ilk anda tarihi bir Balkan şehri gözünüze çarpar fakat şehrin içine sızdığınızda Çavuşesku döneminin yani Demirperde’nin izlerini görebiliriz.

Balkanların Paris’i olarak bilinen Bükreş’te, 200 yıllık Ortodoks kiliseleri,Osmanlı yapıları ve Soğuk Savaş’ın sembolleri ve tabi ki Çavuşesku döneminin acı dolu izleri aynı karede yer alıyor. Bunun yanında şehrin tarihini dinledikçe,Bükreş gözünüzde farklı bir yere oturuyor. Ülkesini 1974-1989 yılları arasında 25 yıl yöneten Çavuşesku’nun izleri silinmeye çalışılsa da, askeri darbe sonrası infaz edilen diktatörün hatıraları ve bıraktığı eserler Romanya’nın son yıllardaki önemli bir gelir kapısı.

‘Halkın Evi’nin hikâyesini mutlaka dinleyin

Soğuk Savaş’ın sembol isimlerinden Romanya eski Cumhurbaşkanı Nikolay Çavuşesku’nun (1918-1989) en büyük hayali, tüm Rumenlerin karnını doyurabileceği ve aynı zamanda Bükreş’i dünya tarihine yazdıracak bir binanın yapılmasıymış. Rumenler, Pentagon’dan sonra dünyanın en büyük binası olan Parlamento Sarayı’na hâlâ ‘Halkın Evi’ diyor ve onunla övünüyor. 700 mimarın görev aldığı binanın yapımı için eski Bükreş’in beşte biri yok edilmiş.

Romanya Ovasının ortasında, Tuna Nehri’nin bir kolu olan Dâmbovița’nın kıyısında kurulmuştur.

Anlayacağınız, şehrin yüzlerce yıllık yapıları, bu bina için yakılıp yıkılmış. Zaman içinde bu saray Romanya lideri için öyle fetiş bir amaca dönüşmüş ki, döneminde 3 milyar dolar gibi bir rakam üstelik halkı açlıktan ölürken inşa edilmiş. Rumen lider, bu yapıya gelir sağlamak için ülke ürünlerinin tümünü ihracata yönlendirince, binlerce Rumen özellikle kış aylarında açlıktan ölmüş. Çavuşesku, sarayın en küçük ayrıntısı ile bizzat ilgilenmiş. Saraydaki alabildiğine detay, Çavuşesku’nun hırslarına hizmet ederken, ‘Halkın Evi’ni bitirebilmek için aldığı dış borçların ağırlaşması, onun sonunu getirmiş.

  • Parlamento Sarayı
  • Çavuşesku döneminde inşa edilen bu saray şehrin en ünlü binası. Görkemli avizelerle dolu çok geniş odaları ile Çavuşesku dönemini yansıtıyor. Şu an ise parlamento binası olarak kullanılıyor. Çeşitli konferanslara ve sergilere ev sahipliği yapıyor.

Büyük caddelere hoş geldiniz

Şimdilerde parlamento binası olarak kullanılan Çavuşesku’nun Sarayı, ülke turizmi için önemli bir gelir kapısı. Şehre gelen turistlerin ilk adresi hatta Bükreş’e gelmek için önemli bir neden. Giriş ücreti 8 avro olan yapıyı yaklaşık 3 saatte geziyorsunuz, aynı zamanda Soğuk Savaş’a ve ülkenin tarihine de tanıklık ediyorsunuz. Yapı, arka kısımdaki parlamento kısmı hariç toplantı, sergi, düğün gibi organizasyonlara kiralanıyor. Halka rağmen halk için yapılan bu binanın hikâyesini dinleyince aslında hiçbir zaman halka ait olmadığını anlıyorsunuz.

Günümüzde şehir son derece planlı ve konut sorununun yaşanmadığı bir şehirdir.

Halkın Evi’nden çıkınca sizi, her biri ayrı tasarlanan büyük binalarla dolu bir cadde karşılıyor. Binaların neden gri olduğunu sorunca şunu öğreniyoruz. Rumen lider öldürüldüğünde oğlu Valentin Romanyalılara şu mesajı vermiş, “Siz babamın yaptığı yapılara bir boya dahi çalamazsınız”. Nitekim şehirdeki birçok yapı boyanmış değil. Kenti renklendirmek için ise Romanya, Avrupa Birliği’nden hâlâ ‘boya fonu’ beklemekte.

Bükreş’e yolunuz düşerse sarayı ve şehri Komünist dönemin hikâyesini bilen rehberlerle gezin, çok şey öğreneceksiniz.

Bahar ayları için ideal güzergâh

Bir tarafta Ortodoks kültürün izleri diğer tarafta Komünizm döneminde yapılan büyük binalar. Genelde sakin ve işinde gücünde olan insanların bir yerlere koşturduğu şehir Balkanları görmek isteyenler için bir alternatif. ‘Çavuşesku’nun Şehri’ tanımlamasını hak eden Bükreş’te geçmişin izleri silinmeye çalışılsa da akıllarda ve görüntüde eski liderlerinin izlerini görmek mümkün. Kısa süreli bir geziden çıkardığımız sonuç ise: özellikle bahar aylarında ucuz yollu yurt dışı görmek isteyenlere tavsiye edilse de şu Soğuk Savaş dedikleri neymiş diyenler için Moskova’dan sonra ikinci adres Bükreş olsa gerek.

Planlı şehirde kaybolmak çok zor

Bükreş’in en hareketli bölgesi ise Lipscani. Tarihi 1400’lü yıllara dayanan bu bölgede sanat galerileri, müzeler, antikacılar ve kafeler mevcut. Bükreş’in planlı yapısı ise kısa sürede birçok yeri görmenizi sağlıyor. Birbirine paralel büyük caddeler üzerinde Özgürlük Meydanı, Ulusal Müze, Stavropoleos Kilisesi, Köy Müzesi, Bükreş Üniversitesi, Zafer Kemeri ve Devrim meydanı mutlaka görmeniz gereken yerler arasında.

Stavropoleos Kilisesi

Romanya’da yemek kültürü ise yeterince gelişmemiş. Bunun yerine Komünist dönemden kalma alışkanlık olarak ucuz yollu ve atıştırmalık yemek kültürü yaygın. Son dönemde Rumenlerin en büyük zevki ise AVM’ler olmuş. İlginç bir detay ve paradoks olarak, Çavuşesku’nun en önemli projelerinden olan Bükreş aşevleri, ülkede serbest piyasa ekonomisinin hâkim olmasıyla lüks AVM’lere dönüşmüş. Bir bakıma şehir AVM’lerde yaşıyor diyebiliriz. Nüfusu yaklaşık 2 milyon olan Bükreş’in hareketli sayılabilecek bir sosyal yaşamı ve düzenli şehir planına rağmen İstanbul’u aratmayan bir trafiği var.

Şehrin merkezinde yüzlerce kafede oturabilirsiniz. Ancak özellikle akşam saatlerine dikkat etmenizi tavsiye ederim, çünkü Rumenlerin büyük bir bölümü akşam yemeklerini dışarıda yiyor. Bu nedenle, mekânların çoğunda yer bulmanız neredeyse imkânsız. Size naçizane tavsiyem, yemek için pek de heyecanlanmayın çünkü ülkenin yemek kültürü yok gibi bir şey.

  • Zafer Takı
  • Paris’tekine benzeyen bu zafer takı 1922 yılında ahşaptan yapılmış, daha sonrasında granite çevrilmiş. Romen askerlerinin yeniden birleşmesini temsil ediyor.

Romanian Atheneum (Opera Binası)

Lipscani

Bükreş’in tarihi merkezi sayılan Lipscani eski bir kasaba havasında. Dolambaçları sokaklarında antikacılar, butikler, restoran ve barlar ile oldukça hareketli ve kentin en turistik yerleşim noktası.

Ulusal Sanat Müzesi

Romanya’nın en etkileyici sanat koleksiyonuna sahip bu müze Devrim Meydanı’ndaki eski bir kraliyet sarayında sergileniyor.

Romanian Atheneum (Opera Binası)

Bükreş’in en prestijli konser salonu ve şehrin en güzel binalarından biri. 1888 yılında inşa edilmiş ve günümüzde tüm görkemiyle ziyaretçilerini karşılıyor.

Romanya'nın ticaret merkezidir.

  • Stavropoleos Kilisesi
  • Osmanlı ve Batı esintileri taşıyan, 1724 yılında yapılmış küçük ama şehrin en güzei kiliselerinden biridir.
  • Devrim Meydanı
  • Komünist dönemin sona ermesini ve Çavuşesku’nun ölümünü temsil eden bu meydan Bükreş’te mutlaka görmeniz gereken yerlerden birisi. Şu an Romanya Senato Binası da burada yer alıyor.

Cismigiu Parkı

Bükreş’in en eski parkı. Şehrin tam merkezinde yer alıyor. Carol Park Açık hava konserlerinin de yapıldığı Bükreş’in en güzel parklarından birisi.

Carol Park

Açık hava konserlerinin de yapıldığı Bükreş’in en güzel parklarından birisi.