Kız Kulesi’nin efsaneleri

PINAR ŞENLİ
Abone Ol

İki kıtayı buluşturan, İstanbul’un göz bebeği… İstanbul Boğazı’nın ortasında yer alan Kız Kulesi, şehrin en özel siluetlerinden biri. 2500 yıllık bir tarihe sahip olan kule, Antik Çağ’dan Bizans’a, Osmanlı’dan günümüze kadar birçok medeniyete şahit olmuş. Naif duruşuyla boğazın simgelerinden biri olan Kız Kulesi, gizemli yapısıyla birçok efsaneye de konu olmuş. Üsküdar’a tatlı tatlı gülümseyen kule, kimi efsanede sevdalıları birbirinden ayırmış bazı efsaneye göre de baba ile kızı… İşte asırlar boyunca İstanbul’a tanıklık etmiş Kız Kulesi’nin efsaneleri…

Padişahın kızının hazin sonu

Bu efsane Kız Kulesi’nin en bilenen hikayesi. Bir yılan hikayesini anlatan efsane acı bir sonla bitiyor. Kehanete göre; Kral’a çok sevdiği, biricik kızının bir yılan tarafından sokularak öleceği söylenir. Kızının ölümü düşüncesine dayanamayan Kral, onu korumak ister ve başlar düşünmeye. Çareyi onu yılanların ulaşamayacağını düşündüğü bir yerde büyütmekte bulur. Bunun için Salacak açıklarındaki bir adaya kule yaptırır ve kızını buraya gönderir. Ancak Kral ne kadar çabalasa da kehanetin önüne geçemez. Kızı 18 yaşına bastığında kuleye gönderilen bir üzüm sepetinden çıkan bir yılan prensesi öldürür.

Leandros ile Hero’nun ölümsüz aşkı

Bir diğer efsane ise kavuşamayan iki aşığı anlatıyor. Birbirlerine aşık olan Leandros ile Hero’yu aralarındaki koca deniz ayırmıştır . Ancak iki aşık engellere rağmen birbirinden vazgeçmez. Fırtınalı bir gecede, Leandros kulede ışık yandığını görünce, sevgilisi Hero’nun kendisini çağırdığını düşünür ve kendini boğazın serin sularına atar. Ancak ışığı yakan bu kez Hero değil, aşıkların her gece buluştuğunu gören bir başkasıdır ve Leandros’un denize atladığını görünce ışığı kapatır. Fırtınalı havada boğazın akıntısına dayanamayan Leandros, soğuk sulara gömülür. Sevdiğinin acısına dayanamayan Hero ise kuleden atlayarak kendi canına kıyar. Efsanenin sonunda kulenin olduğu yere aşıklar için bir deniz feneri yaptırılır.

Battal Gazi hikayesi

Kız Kulesi ile ilgili sıklıkla anlatılan efsanelerden biri de Battal Gazi hikayesi… Osmanlı zamanında geçen efsaneye göre; Battal Gazi İstanbul’u kuşatmaya gelir ancak kuşatmadan bir sonuç alamaz. Bunun üzerine Kız Kulesi’nin önündeki kıyıya bir karargah kurar ve tam yedi yıl burada kalır. Battal Gazi’nin Üsküdar kıyılarında bu kadar üzün kalmasının nedeni ise aşktır. Öyle ki gönlünü Üsküdar tekfurunun kızına kaptırmıştır. Üsküdar Tekfuru ise bu aşkı onaylamaz ancak Battal Gazi’den de korkar. Gazi’nin kızını almasını istemeyen tekfur, hazinelerle birlikte kızını Kız Kulesi’ne kapatır. Ama bu Battal Gazi’nin aşkına engel olmaz. Şam seferini tamamlayarak Üsküdar'a dönen Battal Gazi, kayık ile Kız Kulesi'ne gelerek, tekfurun kızı ve hazinelerini alır. Üsküdar’a geri döner ve atına atlayıp oradan uzaklaşır. Çokça bilinen "Atı alan Üsküdar'ı geçti" lafı bu efsaneye dayanır.

Kulelerin sonsuz aşkı

Kız Kulesi’nin son efsanesi ne bir prensesi ne de ona sevdalı aşkını anlatır. Bu kez hikaye kulenin kendi aşkını konu alır. Efsaneye göre; Kız Kulesi ile Galata Kulesi birbirine sevdalıdır. Ancak aralarında bulunan boğaz kavuşmalarına mani olur. Kız Kulesi’ne duyduğu aşkı içinde tutamayan Galata Kulesi, sevgisini mektuplara anlatır, ona olan hasretini kelimelere döker. Fakat bir türlü mektupları Kız Kulesi’ne ulaştıramaz. Uçma hayaliyle yanıp tutuşan Hezarfen Ahmet Çelebi, bu tutkusunu gerçekleştirmek için Galata Kulesi’ne çıktığında Galata, onun kulağına Kız Kulesi'ne olan aşkını fısıldar ve mektupları Kız Kulesi’ne vermesi için ona verir. İstanbul rüzgarını arkasına alan Hezarfen, mektupları Kız Kulesi'ne ulaştırır. Mektupları alan Kız Kulesi ise aşkının platonik olmadığını anlar. Bu iki kule, aşklarına dayanarak yüzyıllara meydan okumuş, hala sapasağlam ayaktalar. Kim bilir İstanbul’un en güzel manzaralarını oluşturan bu iki aşık belki bir gün kavuşur…