Portekiz'in yeditepeli harikası: Lizbon

SONER CAN
Abone Ol

İstanbul gibi yedi tepeye kurulu Lizbon, Avrupa'nın enafili şehirlerinden. Sahip olduğu tarihsel mirasın yanı sıra,barındırdığı hayat tarzıyla muhteşem bir şehir.

Asaf Halet, büyük aşkı, simsiyah saçlı Mariyya'sını ve güzelim şehir Lizbon’u dizelerine sığdırmıştı...

  • ben bir şarkıyım
  • atlas denizlerinden geldim
  • önümde dalgalar vardı
  • arkamda dalgalar
  • dalgalar bitince
  • ben de biterim

Lizbon bölgesine bağlı Büyük Lizbon altbölgesinin belediyelerinden biridir.

Avrupa'nın en zarif, en kendine has şehirlerindendir Lizbon. Sahiden de Asaf Halet şiirindeki gibi önünde dev dalgalarıyla koca bir okyanus, anne rahmine benzeyen bir sığınak olarak liman ve o limana dökülen Tejo Nehri'nin dalgaları vardır. Lizbon metropolü işte bu haliçte yer alır.

Fenikeliler vaktiyle "güvenli liman" anlamına gelen "Allis Ubbo" diye adlandırmışlar Lizbon'u. Eski Yunancada Olisipo, Latincede Olissipona, sonra Lisboa / Lizbon diye söylenegelmiş.

Lizbon, eğer merkezini baz alırsak yaklaşık 600 bin nüfuslu küçük bir şehirdir. Ancak Lizbon'un bulunduğu metropolitan alanın nüfusu 3 milyona yaklaşmıştır. Bu alan, Lizbon Metropolitan Bölgesi, Büyük Lizbon ve Setúbal Yarımadası'ndan meydana gelir.

Her adımında bir sürpriz

Dik yokuşları, dar sokaklarda soluklanabileceğiniz seyir terasları, sarı ve kırmızı tramvaylar, eski şehrin kesişen sokaklarındaki sürpriz küçük meydanlar, eski şehir Baixa'nın Alfama'sı, başta muhteşem Endülüs uygarlığı olmak üzere, Fenike ve Roma uygarlıklarının kültürel miraslarıyla bezeli şehri gezmek için en az beş gün gerekli. Çünkü bu şehirde, programlı bir rotada yol alırken umulmadık güzellikler sizi yolunuzdan ayırabilir. Ancak yine de vakti ya da enerjisi sınırlı olanların panoramik bir gezi rotası çizmesinde yarar var.

Tejo Nehri’nin oluşturduğu haliç üzerine kurulu olan Lizbon, Atlantik Okyanusu kıyısındadır.

28 Numaralı sarı tramvay

Lizbon bir tramvay şehri. Şehirde metro var ancak turistik gezinizin olmazsa olmazı, sarı tramvayla yapılacak bir şehir turu, hem vakit hem de parasal olarak kısıtlı imkânlara sahip olanlar için son derece keyifli bir çözüm. Lizbon’un en pitoresk füniküleri olarak kabul edilen Elevador da Bica adlı tarihi füniküler, sizi Bairro Alto’dan diğer bir bölge olan Bica’ya götürür.

1892’de inşa edilen fünikülerin kendisi de fotoğraflanmaya değer.

Alfama'dan Bairro Alto'ya!

Lizbon bölgesi Avrupa Birliği ortalamasının üzerindeki refah düzeyi ile Portekiz’in en zengin bölgesidir.

Baixa-Chiado, Alfama ve Bairro Alto! Eski şehrin birbirine yakın bu semtlerini gezerken hiçbir sokağı ihmal etmemek gerekiyor. Zira bir gezi, esasında en çok küçük sürprizler yaşama sevinciyle renkli bir hale bürünebilir. Lizbon'un dar sokaklarını süsleyen tarihi evleri, ilginç mekanları, pembe sokak zeminiyle bizim Karaköy'ü andırıyor. Restoran ve kafeler, fadodan rock'a farklı müzik tarzlarıyla hareketlenen eğlence yerleri, gözalıcı mağazalar, tarihi yapılar, harika meydanlar ve bu meydanları saran binalar… Kısacası Lizbon'un ruhu bu üçgende gizli belki de! Verimli ve sistematik turlar için Praça do Comércio, bu bölgedeki gezilerinizin başlangıç noktası olmalı.

Elevador De Santa Justa

"Sana bir tepeden baktım aziz Lizbon" demek isteyenler Santa Justa asansörü ile tepeye çıkıp şehrin doyumsuz manzarasını seyredebilir. 1902’de Raoul Mesnier du Ponsard’ın inşa ettiği ve Baixa ile Bairro Alto’yu birbirine bağlayan bu asansör, özellikle mimarisiyle şehirde görülmeye değen yerlerden biri. Bir başka tepe olan Alfama’nın zirvesinde yer alan São Jorge Kalesinden Lizbon'u seyretmek müthiş bir deneyim olacaktır. Miradouro de São Pedro de Alcântara ise Bario Alto’nun en güzel seyir teraslarından biri. Günbatımının yanısıra, Alfama ve São Jorge Kalesi'ni buradan izlemek çok güzeldir.

Avrupa’nın en renkli başkentlerinden birisi olan Lizbon Roma ve İstanbul gibi yedi tepe üzerine kurulmuştur.

Igreja do Carmo

Karmelit mezhebinin koruyucusu Azize Meryem’e adanan Carmo Rahibe Manastırı, 1755 yılında yaşanan depremde büyük zarar görmüş. Kilisenin ayakta kalabilen bölümündeki arkeoloji müzesinde mumyalar, lahitler, tarihi sikkeler, Pagan kültüründen taşlar ve çeşitli sütun başlarını görebilirsiniz.

Praça do Comércio

1260 yılından beri Portekiz’in başkenti olan şehir 16. yüzyılda Portekiz İmparatorluğu zamanında en ihtişamlı dönemini yaşamıştır.

Lizbon Ticaret Meydanı (Praca do Comércio) için turlarınızın başlangıç noktası olmalı demiştik. Tejo Nehri kenarında yer alan ve meşhur Portekiz sarısı Pombalin tarzı binalarıyla sarmalanan meydanda ünlü Zafer anıtı da bulunuyor. Rastlarsanız konserler ve sergiler de bu meydanda aniden içine dalabileceğiniz etkinlikler olabilir. Harika kafe ve restoranlar, sanat galerileri ve müzeleri bu meydan ve civarında sizi bekliyor. Öte yandan bu meydandan sabah ve akşam saatlerinde, eşsiz Lizbon manzarasını seyredebilirsiniz.

Praça do Rossio

Rossio Meydanı (Praca do Rossio), şehrin en popüler buluşma noktası. Portekiz mozaikleriyle bezeli meydanda, Nacional D. Maria II Tiyatro Binası, oyun yazarı Gil Vicente heykeli, Dom Pedro IV sütunu, bronz Fransız çeşmeleri var. Bu meydana komşu Praça da Figueira'da ise dünyanın en eski oyuncak müzesi Dolls Hospital'i ziyaret edebilirsiniz.

Baixa adı verilen şehir merkezi, 2004 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi' nde yer almak üzere önerilmiştir.

Santa Maria de Belém

Lizbon merkezine yaklaşık altı kilometre mesafedeki Belém, bir Lizbon gezisinin vazgeçilmez rotalarındandır. Portekiz'in ünlü kâşifleri, buradan dünyanın bilinmeyen sularına yelken açmıştır.

Baixa'dan 15 numaralı tramvayla ulaşabileceğiniz Belém 'de Vasco da Gama'nın dönüşünün onuruna inşa edilen Jerónimos Manastırı, bu manastırın içindeki Santa Maria Kilisesi, hemen yanıbaşındaki arkeoloji müzesi, Belém Kulesi, Padrão dos Descobrimentos (Kâşifler Anıtı), The National Coach Museum'u görebilirsiniz.