Tuna'nın duvağı: Budapeşte

ALİ ÇELİK
Abone Ol

Bazıları şehirleri takip eder, bazıları da nehirleri. Ben ikinci gruptanım. Nil’i, Amazon’u, Sen ve Ren nehirlerini şehir şehir takip ettim bugüne kadar. Benim için en önemli olanı ise sona bıraktım; yani Tuna’yı…

İşte Budapeşte’ye iner inmez soluğu Tuna’nın kıyısında alma sebebim buydu. Daha önce Bükreş, Belgrad, Viyana ve Bratislava şehirlerine gidip Tuna’nın izini sürmüş, nehrin bir atar damar gibi şehirlerin içinden geçen hallerini izleme fırsatım olmuştu. Viyana ve Bratislava’da, Tuna sanki şehre biraz yabancı, fazlaca kenarda, sanki az sonra kalkıp gidecek bir misafir gibidir. Bükreş’te ise vedalaşan bir gelin gibi... Denizin sonsuzluğuna karışmadan evvel son bir kez bakar insana. Ama Budapeşte’de…

Akşam saatlerinde balıkçılar tabyasına çıkarsanız, Budapeşte'nin ışıkla olan dansını izleme şansına sahip olabilirsiniz

Aslında Tuna nehrinin iki yakasındaki Budin ve Peşte'nin 17 Kasım 1873 yılında birleşmesiyle oluşmuş şehirdir

En sonda söyleyeceğimi şimdi söylemek istiyorum. Tuna Budapeşte’de başka türlü akıyor. Gelinin güzel elbisesini tamamlayan bir duvak gibi. Nehir, o kadar çok yakışıyor ki şehre, Budapeşte’nin bütün güzelliklerinin içinde hep o var. Bu güzel Macar şehrini tam ortasından ikiye, Buda ve Peşte olarak ayırıyor. Tuna’yı en güzel nereden izlersiniz sorusunun cevabı, kesinlikle Buda tarafında bulunan balıkçılar tabyasıdır ya da burcudur (Halaszbastya). Özellikle akşam saatlerinde buraya çıkarsanız, Budapeşte’nin ışıkla olan dansını izleme şansına sahip olursunuz. Buda’nın tarihi tepelerini gezerken de mutlaka uğramanız gereken iki durak var; Kraliyet Sarayı ve Matyas Kilisesi.

Bu aslanların dili yok

Buda’dan Peşte’ye geçecekseniz Tuna’nın üzerindeki birbirinden güzel köprülerden, Zincir köprüsünü tercih etmelisiniz. Üzerinde aslan heykellerinin bulunmasından dolayı aslanlı köprü olarak da bilinen köprünün yapımı için anlatılan ilginç bir şehir efsanesi de var. Köprüyü yapan mimar eserine o kadar çok güveniyormuş ki, yapımı bittiğinde kusursuz olarak adlandırıp, halka en küçük bir kusur bile bulabilirseniz köprüden atlayıp intihar edeceğini söylemiş. Bütün şehir halkı günlerce köprüyü incelemişler ama hiçbir kusur bulamamışlar. Sonra bir gün küçük bir çocuk köprünün iki tarafında duran ağzı açık aslan heykellerine gösterip; "bu aslanların dili yok" demiş. Bunun üzerine söylenen o ki, köprünün mimarı kendini Tuna Nehri'ne atarak intihar etmiş.

Eski yıllarda Tuna nehri Budin'i ve Peşte' yi ayırmıştı.İki şehri birbirine bağlaması için Chain Köprüsü inşa edilmeye başlamıştı.

Margit adasında,Tuna'nın tarihin derinliklerinden gelen çağrısını duyabilirsiniz

Peşte tarafı şehrin yeni yüzü, diyebiliriz. Yine de Buda’dan gelen tarihsel doku Peşte’de de devam ediyor. Burada doğrudan gitmeniz gereken yer Kahramanlar Meydanı’dır. İlginç bir bilgi ilave edeyim.

Bu meydana Macarların Orta Asya’dan gelişlerinin 1000. yılına ithafen Milenyum Meydanı da deniliyormuş.

Budapeşte, Macaristan'ın politik, kültürel, ticari, endüstri ve ihracat merkezidir.

Bu meydana giderken cadde üzerinde yer alan House of Terror müzesine mutlaka uğramanızı tavsiye ederim. Macaristan’ın geçtiğimiz yüzyılda yaşadığı büyük acıların izlerini burada sürmeniz mümkün. Burada, hem Nazilerin hem Sovyetlerin Macaristan’da yaptıkları zalimliklerin acı tabloları var. House of Terror müzesinde içiniz sıkılırsa eğer kendinizi yine Tuna’nın kucağına atmanızı tavsiye ederim. Nehrin ortasında bulunan Margit adasını mutlaka ziyaret etmelisiniz. Böylece her iki kıyıda da olmadan Tuna’nın tarihin derinliklerinden gelen çağrısını duyabilirsiniz.

Gül baba türbesinde başka bir tarihin canlı tanığı olabilirsiniz

Habsburg İmparatorluk döneminden kalma görkemli binaların arasında bir başka imparatorluğun izleriyle de karşılaşmak mümkün. 150 yıl boyunca Osmanlı İmparatorluğunun sınırlarında kalan Budapeşte’de, özellikle Gül Baba türbesini ziyaret ederseniz başka bir tarihin canlı tanığı olabilirisiniz. Uzun Tuna’nın ülkeler ve zamanlar üstü serüveninin en güzel durağı olan Budapeşte’den "daha yeni başladık, tekrar görüşeceğiz" diye sözler vererek ayrılıyorum.

Gül Baba Türbesi, Macaristan'ın başkenti Budapeşte'de bulunan, Gül Baba'ya ait türbedir.

Burası öyle bir şehir ki insan azar azar gezmek, bütün güzelliklerini zamana yaymak istiyor. Tekrar görüşmek üzere hoşça kal Budapeşte…