Akıllı şirketler

HABER MASASI
Abone Ol

Son yıllarda yaygın olarak kullanılmaya başlanan “akıllı bina”, “akıllı ev” ve “akıllı şehirler” kavramına bir yenisi daha eklendi; “akıllı şirketler.” Arzu edilen sonuçlara daha hızlı ve daha az riskle başarmak için iş modeli oluşturan şirketler akıllı şirket olarak tanımlanıyor. Akıllı şirket olabilmek için teknolojiyi iyi kullanmak şart. Daha doğrusu değişime ve süreç otomasyonuna ivme kazandıracak yeni iş modeli oluşturmak akıllı şirket olabilmenin birinci kuralı. Burada bahsedeceğim konu aslında ülkemizdeki işletmelerin akıllı işletme olma yolunda teknolojiyi ne kadar iyi kullandığı değil. Esas konumuz akıllı işletme kararını verecek olan yönetim kurullarının mevcut durumudur

Doç. Dr. Kadir Tuna.

1999 yılında OECD’nin açıklamış olduğu kurumsal yönetim ilkeleri dünyada ve ülkemizde güçlü bir rüzgâr estirmişti. Sermaye Piyasası Kurulu gecikmeden halka açık şirketlere yönelik kurumsal yönetim ilkelerini açıkladı. İlkelerin her biri güçlü kurumsal şirketin temel ayakları gibiydi. İlkeler aile şirketi ile kurumsal şirket arasında kalmış olan işletmeler içinde son derece yol göstericiydi. İlkeler şirketlere hissedarlarına eşit davranmayı, şeffaflığı, paydaşlarına karşı her zaman sorumluluklarını yerine getirmeyi öğütlüyordu. Daha da önemlisi yönetim kurullarının yapısının güçlendirilmesi kurumsal yönetim ilkelerinin temel taşını oluşturuyordu. Yönetim kurulu üyelerinin seçiminde liyakatın ön planda olması gerekliliğini ve denetimi öne çıkan başlıklardı. Kurumsal yönetim ilkelerinin en önemli amacı önce halka açık, sonra halka açık olmayan şirketlerde uygulanması amaçlanmaktaydı. Bazı halka açık olmayan şirketler dahi kurumsal yönetim ilkelerini uygularken, birçok şirketin kurumsallaşma konusunda yol kat edemediği görülüyor.

Kurumsal yönetim hataları

Yönetim kurulu üye seçiminde liyakate değil ikili ilişkiler büyük rol oynuyor. Hangi futbol kulübünün üyesi olduğunuz, hangi lise yada üniversiteden mezun olduğunuz bunlardan bazıları. Sahip olduğunuz kimlik yönetim kurulu üyesi atanmanızda büyük rol oynuyor. Sorun sadece kurumsallaşamayan aile şirketlerinde değil. Örneğin ülkemizde başta bankacılık sektörü olmak üzere birçok sektörde yönetim kurullarında kadın üye oranı çok düşük. Bankacılık sektöründe kadın çalışan sayısını fazla, eğitim seviyesinin yüksek olmasına rağmen yönetim kurulu üye sayısı çok düşük. Hatta birçok bankada kadın yönetim kurulu üyesi yer olmadığı gibi geçmişte de kadın üyelerin atanmadığı gözlenmektedir.

Başka özel bir durum bağımsız yönetim kurulu üyeliklerinde yaşanıyor. Bağımsız yönetim kurulu üyeliğinin özünde azınlık hissedar haklarının korunmasıdır. Bağımsız yönetim kurulu üyelerinin azınlık hissedarlarını olumsuz etkileyecek kararlarda itirazlarını yerine getirmede çok azının başarılı olduğu gözlenmektedir. Bağımsız yönetim kurulu üyelerinin atanmasında diğer yönetim kurulu üyelerinin atanmasında olduğu gibi liyakat yerine idiyet önemli rol oynuyor.

Yönetim kurulu şirketin misyonunu ve vizyonunu belirler. Yönetim kurulu şirketin hedeflerine ulaşabilmesi için doğru kararlar alması, komiteler aracılığıyla denetimin yapılmasını sağlar. Ancak mevcut gördüğümüz tabloda sadece aile şirketleri kurumsallaşmaya karşı direnç göstermiyor. Halka açık olan, sadece kağıt üzerinde kurumsal yönetim ilkelerini uygulayan bazı şirketlerin olması kurumsal yönetim konusunda geldiğimiz nokta itibariyle iyi sınav vermediğimiz görülüyor. Bu nedenle ülkemizde akıllı şirketlerin sayısını artmasını istiyorsak önce akıllı şirket olma kararlılığını gösterecek yönetim kurullarına ihtiyaç var.