Altının son yüzyılı

KADRİYE N. TUNÇSİPER
Abone Ol

Geçmişten günümüze ‘altın’ her zaman en değerli madenlerden biri oldu. İlk çağlardan itibaren dayanıklılığı, paslanmaz özelliği ve parlaklığı ile insanların en önemli süs eşyalarından biri olan altın, teknolojinin ivme kazanması ile bu alanda da ciddi bir kullanıma ulaştı. Yüzyıllardır değişim ve servet aracı olarak kabul edilen altının, yer altında tükendiğini düşünmek zor olsa da, diğer sınırlı kaynaklarda olduğu gibi altının da arzının sonuna yaklaşılıyor.

Dünyada tam olarak ne kadar altının olduğunu ve ne zaman tükeneceğini kesin olarak bilmek mümkün olmasa da, her yıl ortalama 2 bin 500 ila 3 bin ton yeni altın çıkarılıyor. Halihazırda dünyadaki toplam altın miktarının 190 bin tonun biraz üzerinde olduğu kabul ediliyor.

Günümüzde yeni altın damarları bulunmasına rağmen, büyük altın yataklarını keşfetmek çok daha nadir hale geldi. Altın üretiminin büyük bir bölümü, on yıllar boyunca üretimin sürdüğü eski madenlerden geliyor. Çok derinlerde ve Antarktika gibi çok kalın buz kaplı ve soğuk bölgelerde büyük altın yataklarının olduğuna inanılsa da, çıkarmak şöyle dursun, bunların tespit edilebilmesinin ekonomik olmadığı değerlendiriliyor.

En büyük ve en verimli rezervler zaten bulundu

Her yıl ortalama 2 bin 500 ila 3 bin ton yeni altın çıkarılıyor.

Ülkelere Göre Altın Üretimi (2020)

Bugüne kadar dünyada yaklaşık 244 bin ton altın rezervinin keşfedildiği hesaba katıldığında, yeraltı rezervlerinin yaklaşık 50 bin ton kaldığı düşünülüyor. Bu yaklaşık rakamlara göre, hala çıkarılması gereken altının beşte bir oranında olduğunu söylemek mümkün.

Altının tükeneceği üzerine çalışmalar, önemli yatırımlara rağmen altın madeni keşiflerinin son 30 yılda azalması ile de görünürlük kazanıyor. Yeni keşifler arasında ise büyük miktarda altın rezervi ortaya çıkarılamadı. Ortalama maden rezerv kalitesi ise 1970’lerin başında, ton başına 10 gramdan bugün yaklaşık 1,4 grama kadar düştü.

Büyük maden sahalarının tükenmesi, birkaç on yıl içinde üretimin büyük ölçüde düşmesine neden olacağı gibi, mevcut çıkarma oranlarında, dünyanın en büyük altın üreticilerinden biri olan Güney Afrika’da 40 yıl içinde erişilebilir altınının tükenebileceğine inanılıyor.

Ya sonra?

Altın rezervlerinin tükenme noktasına gelmesi, akıllara şimdi ne olacak? sorusunu getiriyor. Dünyada çıkarılabilecek 28 yıllık altının kaldığı değerlendirilirken, yeni ve büyük rezervlerin keşfedilmesi, teknolojinin ilerlemesine bağlı olarak yeni çıkarım tekniklerinin geliştirilmesi gibi unsurlar bu süreyi biraz daha uzatabilir. Ayrıca altın rezervlerinin tükenme noktasına gelmesi, altın madenciliğinin tamamen biteceği anlamına da gelmiyor. Bununla beraber deniz tabanında altın madenciliğinde olduğu gibi, ortaya çıkan maliyetlerinin çok daha pahalı olması muhtemel. Şu an için maliyetler nedeniyle sıcak bakılmayan uzay madenciliği de yeni altın rezervleri konusunda madenciler için ayrı bir alternatif olarak duruyor. Ayrıca bazı uzmanlara göre yüksek maliyetler karşısında, ileriki dönemde büyük altın madenciliği şirketlerinin birleşmesi de mümkün olabilir.

Tüm bunlarla beraber dünyadaki tüm altın rezervleri tükense de, bu durum dünyada altının yok olacağı anlamına gelmiyor. Altının geri dönüştürülebilir olması dolayısıyla, bu değerli sarı metalin hayatımızdaki varlığı devam edecek. Ancak yeni altın üretilememesinin önümüzdeki süreçte çok önemli sonuçları olacak.

Altının tükeneceği üzerine çalışmalar, önemli yatırımlara rağmen altın madeni keşiflerinin son 30 yılda azalması ile de görünürlük kazanıyor.

Ülke ve Kuruluslara Göre Altın Rezervleri (2021)

Altın ve finans piyasaları uzmanı İslam Memiş’e göre, hem rezerv para olma özelliği, hem talebin artması, hem de yer altında altın miktarının azalması altını daha da değerli hale getirecek. “Şu an piyasada dolaşan orijinal hamit ve reşat altınlar, sikke ve para altınlar sınırlı olduğu için işçilik adı altında fark ödemek zorundasınız. Yani, bir reşat beşibiryerde altın 27 bin lira ise orijinaline 3-4 bin lira üzerine fark ödemek zorundasınız. Çünkü sınırlı sayıda var ve elden ele dolaşıyor” diyen Memiş’e göre 2050 yılını referans alırsak, dünyanın fiziki altına ihtiyacı olması dolayısıyla, elinde fiziki altın olanlar çok şanslı olacak.

“Sanalda olan altın hesaplarının bir değeri yok. Yıllık değer artışlarını göz önünde bulundurduğumuzda tüm enstrümanlardan daha fazla kazandırdığı görülüyor” açıklamasında bulunan Memiş’e göre altının değerini dolar ile hesaplama süreci, altının dünya ekonomisi için ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.

Altının sadece yatırım ve ziynet olarak kullanımı dışında teknoloji, sanayi ve birçok alanda fiziki olarak talep görmesi de konunun diğer önemli bir noktasını oluşturuyor.

Halen ülke düzeyinde, Çin 2020’de dünyanın en büyük altın üreticisi iken, toplam küresel üretimin yaklaşık yüzde 11’ini gerçekleştirdi. Çin’in yanı sıra Güney Afrika, Rusya ve Avustralya da dünyada altın üretiminde önde gelen ülkeler arasında. Dünya çapında en fazla altın rezervine sahip ülke ise uzun zamandır ABD. Türkiye ise 512,6 ton altınla dünyada en fazla altına sahip ülke ve kuruluşlar içerisine 12. sırada yer alıyor.