Belirsizlikler sürüyor: Piyasalara tatil yine gelmiyor

HABER MASASI
Abone Ol

Global piyasalar Fed engelini şimdilik aşmış görünse de kafa karışıklığı devam ederek yönünü arıyor. Fed’in şimdilik piyasa beklentisine paralel bekle-gör sürecine geçmesine rağmen hem açıklanan metin hem Başkan Powell’ın söylemleri Temmuz ya da Eylül aylarında bir ya da iki ölçülü faiz artış ihtimalini de masada tutmuş oldu.

Cüneyt Paksoy.

Ilımlı şahin açıklamaların ana temelini enflasyon tarafında manşette yüzde 4’lere doğru yaşanan gerilemeye rağmen çekirdek tarafta yüksek seyrin devam etmesi ve yüzde 5 üzerinde yaşanan katılık ve Fed’in kendi söylemiyle yeni yeni dillenen ‘süper çekirdek enflasyon’ sürecinin bir süre daha devam etme riski. Özellikle hizmet sektörünün olağandan yüksek fiyat hareketlerini gösteren bu yeni kavram dâhil Fed’in enflasyonla mücadelesi daha uzun bir zamana yayılacağa benziyor.

Özellikle takip ettiğimiz ve bu güne kadar yanılmayan Eski ABD Hazine Bakanı Lawrence Summers’ın üst üste gelen yorumlarında Fed’den yılsonuna kadar bir ya da iki faiz artışı daha olabileceği yönünde açıklamaları olması da önemli.

Summers, ABD ekonomisinin yumuşak iniş yapacağı konusunda şüpheli olduğunu belirtti ancak ekonominin resesyona girme ihtimalinin gelecek yıla ötelenebileceğini dile getirdi. Bu ihtimal güçlenirken ABD’nin Fed’in yüzde 2 hedefinin iki katından fazla olan yüzde 4,5 ila yüzde 5’lik bir temel enflasyon oranına takılıp kaldığını söyledi.

Summers, “Fed bulundukları yerden yani 5.00-5.25’ten 50 baz puan veya daha fazla bir artışla 5.75’lere ulaşması gerekecek” dedi. Ayrıca, bunun yarım puanlık bir artışla yada 25 baz puanlık artışlarla olup olmayacağı ikincil öneme sahip olacağını söyledi.

Summers, dünyanın en büyük ekonomisinin (ABD) sürekli bir enflasyon sorunu ve hızla artan devlet borcuyla boğuşurken, kısa vadede ABD faiz oranlarının yükseleceğini ve uzun vadede ABD vergilerinin önemli ölçüde artacağını düşünüyor.

Bizce de burası yüksek enflasyon sorunu, resesyon beklentileri ve hatta masada durmaya devam eden bankacılık krizi kadar önemli. ABD’nin borçları devamlı yükselirken ve ABD tahvillerine küresel ölçekte talep azalmaya devam ederken büyüyen borçları çevirebilmek ve yönetebilmek için Fed’in direk ve dolaylı bir şekilde devrede olması gerekecek. Bankacılık sistemine dair riskler devam ederken ve enflasyon yüksek kalmaya devam ederken Fed’in seçimleri her zamankinden zor ve belirsiz olacak. Fed bir yerde tamamen duracak ve bekleyecek devamında kademe kademe genişlemeye geçecek gibi görünse de en azından nerde duracağı ya da ne zaman duracağını belirlemek için çok erken.

ABD tarafında ve Fed cephesinde bunlar olurken, Avrupa tarafında ve ECB cephesinde ise yeni faiz artışlarının gelme ihtimali daha belirgin bir şekilde masada kalmaya devam ediyor. Hatta bu durum kısa vadede euroya güç vermeye devam ediyor.

ECB’nin işi Fed’e oranla daha karmaşık ve daha zorlu görünüyor. Bir yandan enflasyon bir yandan büyüme sorunları masada dururken bazı kritik notlar karşımıza çıkıyor. Almanya ve İtalya üzerinden konuşulan Avrupa tahvil piyasası ve bankacılık sisteminin yeni potansiyel riskler içermesi ve kırılganlığının devam etmesi.

Tam da bu duruma vurgu IMF’nin bir numarasından geldi. Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva, Euro Bölgesi’nde büyüme için aşağı yönlü, enflasyon için yukarı yönlü riskler olduğunu ve belirsizliğin yüksek seyrettiğini söyledi.

Georgieva, enflasyon beklentilerini aşağıda tutmak için sıkı para politikalarının devam etmesinin önemine işaret etti ve ekledi: “Mevcut ekonomik koşullar, 2023-2024 döneminde genel talebi düşürecek, faiz oranları üzerindeki yukarı yönlü baskıyı azaltacak ve böylece finansal piyasa aksamaları riskini azaltmaya yardımcı olacak sıkı bir maliye politikası duruşunu gerektiriyor.”

Bunların yanında Georgieva, “Finansal istikrar tarafında, bankacılık sistemi toplamda dayanıklı görünse de finansal koşullardaki sıkılaşma kırılganlıkları açığa çıkarabilir. Denetim otoriteleri, gayrimenkulle ilgili olanlar da dâhil olmak üzere bankaların faiz oranı, fonlama, likidite ve kredi risklerine maruz kalma durumlarını değerlendirmeye devam etmelidir” yorumlarını da ekledi.

Grafikler ve yazınının devamı Z Raporu 50. sayısında