Çalışma saatinin düşmesi istihdamı artırır mı?

HABER MASASI
Abone Ol

Mesai sürelerine yönelik eleştiriler beraberinde 8 saatlik günlük mesai kavramının da tartışılmasına yol açtı. Bazı ülkeler bu süreyi kısaltmak için pilot uygulamalara dahi başladı. Pilot uygulamaların sonuçları ne olur bilinmez ama, yapılan akademik çalışmalar uzun mesai saatlerinin üretkenliği olumlu etkilediğine yönelik bir veri ortaya koymuyor.

Stanford Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırma, üretkenliğin bir üst sınırı olduğunu gösterdi. Yapılan araştırmaya göre, çalışan verimliliği yaklaşık 48 saat sonra keskin bir şekilde düşmeye başlıyor. Sırasıyla dünyanın en üretken ikinci ve yedinci ülkeleri olan Norveç ve Danimarka, 40 saatten daha kısa haftalık çalışma saatlerine sahip. Çalışma saatlerinin düşürülmesi, yani mevcuttan daha az çalışma son yıllarda birçok ülke tarafından uygulanan ve özellikle de iş verimliliğine etkisi tartışılan bir konu olarak uzun bir süredir gündemde yer alıyor. Bu yeni dönemde, artık 8 saatlik çalışma standardının değişmesi ve çalışma saatlerinin azaltılması iş dünyasının gündemine girdi.

Albayrak Grubu İnsan Kaynakları Koordinatörü.

Dünya çapında iş topluluklarında ve hükümetlerde çalışma haftasının azaltılması hakkında çok fazla tartışma yer alıyor. Mevcut çalışma haftasının bir asırdan fazla bir süre önce başlatıldığını ve bugünün dünyası için yeniden düşünülmesi gerektiğini savunarak, dört günlük haftanın getirilmesi için yıllardır çağrılar sürüyor. 1800’lü yıllarda, Birinci Sanayi Devrimi’nin hemen sonrasında 15-16 saat çalışan işçiler, çalışma saatlerinin düşürülmesi ve günlük 8 saat çalışılması konusunda çabaladıklarını ancak o günkü şartlarda bir netice alamadıklarını söyleyen Albayrak Grubu İnsan Kaynakları Koordinatörü Hüseyin Yavuztürk, 1900’lü yıllara gelindiğinde tamamen insan gücüne dayalı işlerden buharın keşfedilmesiyle birlikte insan gücünün görece az olduğu işlere yönelen sanayi sektöründe, Ford markasının öncülüğünde 8 saatlik çalışmanın ilk denemelerinin yapıldığını ve buna müsavi olarak yapılan değerlendirmelerde verimliliğin de arttığı tespit edilerek günlük 8 saatlik çalışmanın literatüre girdiğini söylüyor.

Uzun çalışma saatleri, insanları tükenmiş hissediyor

Şu anda İngiltere’de dört günlük çalışma haftası deneniyor.

Wellbees Kurucusu Melis Abacıoğlu

Küreselleşen ve dijitalleşen dünyada olabildiğince kapitalist, asla doymayan ve sürekli büyümeyi tek hedef olarak benimsemiş şirketlerin de açgözlülüğü sebebiyle, 2000’li yıllara gelindiğinde, fazla mesailerin artık maaşların içinde olduğu bir düzenin kendiliğinden meydana çıktığını dile getiren Yavuztürk, şimdilerde ise, Kovid-19 pandemisinin sebep olduğu uzaktan çalışma alışkanlıkları ve iletişim kanallarının olabildiğince gelişmiş olduğu tüm ortamların çalışma alanı haline gelmesiyle, artık iş gücünün kolay bulunamadığı ve elde tutma çabalarının üst seviyede olduğu döneme adım attığımızı söylüyor.

Globalde yapılan araştırmalar sonucunda çalışanların yüzde 85’inin ‘iyi değilim’ dediğini söyleyen Wellbees Kurucusu Melis Abacıoğlu ise, bu tükenmişlik hissinin en büyük sebeplerinden birinin de pandemi ile birlikte artan çalışma yükünden kaynaklandığını söylüyor. Abacıoğlu, “Microsoft’un 30 ülkede yaptığı bir araştırmaya göre çalışanların yüzde 54'ü ‘çok fazla çalışıyorum’ diyor. ‘Büyük İstifa’ hareketi kapsamında yaşanan işten ayrılmalar, Kovid vakaları sebebiyle çalışan sayısının limitli olması ve buna bağlı olarak işte kalanlara daha fazla yük binmesi ile artan yönetici baskısı, çalışanların bu dönemde daha fazla çalışmasına, buna bağlı olarak da mutsuzluğa yol açıyor. Devletler ve ülkeler de hiç kuşkusuz bu durumun farkında ve çeşitli çalışmalar yapılıyor” diyor.

Mesai saatlerinin kısaltılmasına yönelik denemeler sürüyor

Abacıoğlu, Mesai saatlerinin azalmasının işlerin yoğunluğuna bir etki etmeyecektir.

Mevcutta ülkemizde, 45 saatlik haftalık çalışma saati uygulanıyor. Son 10 yılda dünya genelinde çalışma saatlerinin azaltılmasına yönelik denemeler yapılarak verimliliğe etkisi gözlemlendi. Yapılan araştırmalar verimliliğin arttığını gösterse de henüz tam bir kararlılığın söz konusu olmadığını belirten Yavuztürk, “2018 yılında Yeni Zelanda orijinli P. Guardian isimli bir şirket, iki ay süresince 200 çalışanının haftalık çalışma gününü 5’ten 4’e düşürdü. Bu deneme süresince ücret ve yan hakları sabit kalırken, çalıştıkları gün sayısı 1/5 oranında düşmüş oldu. Bu dönemde yapılan ölçümlere göre ise, şirketteki verimlilik ve mutluluk seviyesi 1/5 oranında artış gösterdi. İzlanda, İsveç, İngiltere, Japonya ve ABD gibi ülkelerde de bu misale benzer denemeler yapıldı. Artık tüm ülkelerin gündemine giren esnek çalışma modeli gibi, çalışma saatlerinin düşürülmesi de ülke yönetimlerinin söylemlerinde yerini almaya başladı” şeklinde konuşuyor.

Şu anda İngiltere’de dört günlük çalışma haftası deneniyor. Teste öncülük eden Dört Günlük Çalışma Derneği’nin araştırmaları yeni yetenek bulma ve evde tutma konusunda dört günlük çalışma temposunda olan şirketlerin yüzde 63 daha başarılı olduğunu, çalışanların yüzde 78'inin daha az stresli ve daha mutlu olduğunu gösteriyor diyen Abacıoğlu, “Ancak bu süreçte bazı sorular da ortaya çıkıyor: Dört günlük çalışma haftası acaba stres seviyesi zaten yüksek bireyleri daha da büyük bir yük altında bırakacak mı? Gün içinde daha uzun saatler çalışmalarına ya da çalıştıkları saatler içinde çok daha fazla çalışıp, izinli oldukları sürelerde işten kopamadan ve dolayısı ile dinlenemeden iş düşünmelerine yol açacak mı? Bunun yanıtını henüz bilmiyoruz” diyor.

Önemli soru çalışma saatlerinin düşürülmesinin verimliliğe nasıl bir etki yapacağı? Yapılan araştırmalar verimliliğin arttığını gösterse de, gelişmekte olan ülkelerin henüz yeni çalışma saatlerine ayak uydurmasının yakın gelecekte mümkün görünmediğini belirten Yavuztürk, gelişmiş ülkelerle olan açığı kapatabilmek adına çalışma saatlerinden ve verimlilikten taviz vermeden, en azından sanayi, savunma, tarım vs. sektörlerinde mevcut düzenden vazgeçilmeyeceğini, bankacılık, finans gibi sektörlerde ise çalışma saatlerinin azaltılmasının mümkün görünmediğini söylüyor.

Çalışma saatlerinin düşürülmesi istihdama olumlu katkı sağlayabilir

Abacıoğlu, tükenmişlik hissinin en büyük sebeplerinden birinin de pandemi ile birlikte artan çalışma yükünden kaynaklandığını söylüyor.

Doç. Dr. Dilek Sağlık Özçam.

Mesai saatlerinin azalmasının işlerin yoğunluğuna bir etki etmeyeceğini söyleyen Abacıoğlu, o işleri yapacak yeni çalışanların işe alınmasının istihdama olumlu katkı sağlayacağını, diğer taraftan değişen mesai saatleri, uzaktan çalışma gibi modeller ile birlikte birden fazla yerde çalışmanın da daha fazla günde gündeme geleceğini ve çalışanların bir yere bağlı kalmayacağını dile getiriyor. İşsizlikle mücadele eden ülkelerin, çalışma saatlerinin düşmesiyle birlikte bir istihdam problemi yaşamayacaklarını dile getiren Yavuztürk, aksine 4 gün çalışıp 3 gün dinlenme verilen çalışanların ek iş yaparak istihdama katkı sağlayacaklarının da düşünülmesi gerektiğini söylüyor.

Yeditepe Üniversitesi İnsan Kaynakları Yönetimi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Dilek Sağlık Özçam da, esnek çalışma saatleri, mevcut sistemde kendilerine yer bulamayan adayların çalışma imkânlarını yükselteceğini söylüyor. Mesai saatlerinin düşürülmesiyle yaşanan boşluğun doldurulması adına istihdam edilen çalışan yelpazesinin artırılması gerektiğine dikkat çeken Özçam, evden çalışanlar, freelancer çalışanların yanı sıra, öğrenciler, genç emekliler, ev hanımlarına ya da part-time çalışmak isteyenlere imkân sağlanması gerektiğini belirtiyor.