Deli bezelye aranıyor

HABER MASASI
Abone Ol

Tarım Bakanlığı’nın da gündeminde olan yerli tohumla tarım ve tohum bankası uygulamaları sivil toplumdan da destek görüyor. Anadolu'ya ait yerli ürünler yeniden köylüsüyle buluşuyor. Buğday Derneği, yerel tohumları eken üreticileri bir araya getirerek kendi aralarında tohumlarını takas etmelerini sağlıyor.

Anadolu’nun yerli tohumuna şimdilerde paha biçilemiyor. Buğdayın anavatanı olan Türkiye köklerine sahip çıkıyor. Tarım Bakanlığı’nın da gündeminde olan yerli tohumla tarım ve tohum bankası uygulamaları sivil toplumdan da destek görüyor. Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği, Anadolu'ya ait kaybolmakta olan yerli tohumları köylüyle buluşturuyor. Şu ana kadar 42 ayrı cinsten, 155 yerel çeşidin ekimini yaptıran dernek, şimdi de Osmanlı Çileğini arıyor.

Tohum Takas Ağı kampanyası ise, kaybolmakta olan atalık (evladiyelik) tohumların ekilmeye devam edilmesi ve kaybolmakta olan türlerin de bulunup korunmasını amaçlıyor. Dernek faaliyetleri kapsamında şu ana kadar 155 yerli tohum köylünün bilgeliği ile buluştu. Tohum Takas Ağı Bilişim Koordinatörü Mehmet Gürmen, derneğin diğer amacının yerel tohumları eken üreticileri biraraya getirerek kendi aralarında tohumlarını takas etmelerini sağlamak olduğunu ifade etti.

Buğday'ın anavatanı Türkiye

Gürmen, konuyla ilgili 120'nin üzerinde üreticiye teknik eğitim verildiğini söyledi. Gürmen, satılan şirket tohumlarına mecbur olduğunu düşünen bu üreticilerin yıllar öncesinde atalarının yaptıkları yerel tohum ile üretime geri döndüklerini belirterek, 'Henüz yerel tohumun yaygınlaşması aşamasındayız, bundan bir sonraki adımda da yerli tohumdan üretilen ürünlerin bir fark yaratarak pazarlanması konuları gündemimizde var ve adım adım büyüyerek ilerliyoruz' şeklinde konuştu. Kampanya kapsamında bugüne kadar toplanan bağışlarla farklı bölgelerde yetiştirilmekte olan 42 ayrı cinsten, 155 yerel çeşidin ekimi sağlandı. Türkiye'nin farklı bölgelerinde toplam 27 çiftlikte 5 BİN dönüm arazi projeye dahil edildi.

'Osmanlı Çileği Aranıyor' kampanyalarını anlatan Gürmen 'Bunun gibi yüzlerce çeşit tohum kaybolmaya yüz tutmuş durumda' dedi. Gürmen, buğdayın bu topraklara ait olduğunu ifade ederek sahip olduğumuz hazineyi şöyle özetledi: 'Buğday'ın anavatanı olan ülkemiz coğrafyasında aslında binlerce yıldır yerel buğday ile üretim yapılıyor ve her sene ayrılan tohumluktan bir sonraki sene üretim devam ediyor. Buğday onbin yıllık bir sülalenin çocuğu.'

Evladiyelik tohum yeniden bu topraklarda

Gürmen, tohumun yolculuğu boyunca birçok böcek ve virüse dayanıklı hale gelmiş olduğunu belirterek, 'Bu sebeple de ilaç veya gübreye ihtiyacı yok. Yerel tohum kullanmak; ekonomik bağımsızlığın yanı sıra ürünlerin de ilaçsız ve doğa dostu yöntemlerle üretilmesine imkan sağlıyor. Ayrıca, birçok kimyasal ilaç ve gübre kullanılarak üretilen ürünlere göre insan sağlığı üzerinde olumsuz etki yaratma riski yok' ifadelerini kullandı. Atalarımızın dediği gibi: 'Ek tohumun hasını, çekme yiyecek yasını.'

Gıdada dışa bağımlılık azalır

Gürmen, günümüzde tarım sektöründe hakim durumda olan şirket tohumlarının özellikle bir sonraki sene tohum vermemek ve çiftçinin her sene kendilerinden yeniden alması için kodlandığını söyledi. Yerel tohum ve doğa dostu üretim ikilisinin kaynaklarımız ve gıda da dışa bağımlılığı azaltmak için önemli olduğunu vurgulayan Gürmen, 'Mevcut mevzuatın yerli tohumların korunması ve yaygınlaştırılması konusunda iyileştirilebileceğine dair bir çalışma yürütüyoruz. Zamanı geldiğinde bakanlık ve ilgili birimlere taleplerimizi ileteceğiz. Yerli tohum konusu, özellikle insan sağlığı da söz konusu olduğu için milli bir mesele olarak hükümet tarafından ele alınacak ve hakettiği yeri bulacaktır' diyor.