Dünya ekonomisinde kriz çanları çalıyor

HABER MASASI
Abone Ol

Çin’de yaşanan emlak krizi ve ‘sıfır kovid’ baskısı ülke ekonomisini krize iterken, enflasyonu faiz artışı ile durdurmaya çalışan ABD ve Avrupa’da ise son yılların en büyük resesyon korkusu yaşanıyor. Dünya ekonomisinin çarklarını oluşturan Çin, ABD ve Avrupa’da beklenen resesyon ihtimali 2023 ve sonrasında küresel düzeyde ciddi bir ekonomik çöküş riski oluşturuyor.

Dünyanın en büyük ikinci ekonomisi Çin’de yaşanan emlak sektöründeki patlama, ülkenin ekonomik büyümesinin önünde büyük bir itici güç oldu. Ülkede gayrimenkul ve inşaat sektörü GSYİH’nın yaklaşık dörtte birini oluşturuyor. Ancak ülkede son dönemde yaşanan emlak krizi, hükümetin sektörün yükselen borcunu dizginlemek için devreye girmesine rağmen krizi soğutmaya yetmedi. Büyümenin lokomotifi olarak bakılan Çin’in konut sektöründe durum 2022 ve 2023 için umut verici bir harita çizmiyor. Ayrıca ülkede şehirleri kilitleyen katı ‘Sıfır-Kovid’ politikası da işsizliğin artmasına neden oluyor.

Mustafa Aşkın.

Kovid-19 pandemisiyle birlikte dünya ekonomisinde yaşanan krizlere bir yenisi daha eklendi. Global ölçekte etkisini gösteren enflasyonist ortam özellikle Avrupa ülkelerini de derinden etkiledi. Resesyon tehlikesi ile karşı karşıya kalan Avrupa pazarında durgunluk tehlikesi baş gösteriyor. Küresel ekonomiye yönelik beklenmedik şoklardan bir diğeri de ABD tarafında görülüyor. Fed’in faiz artırımları sonucunda yükselen enflasyon, ülkede resesyon ihtimalini güçlendiriyor. Küresel ekonominin baş aktörlerinde yaşanan bu durumun Türkiye’yi de etkilemesinin olası olduğunu dile getiren Ekonomist Mustafa Aşkın, “Genel anlamıyla baktığımızda dünyadaki konjonktür Türkiye’yi de etkileyecektir. Dolayısıyla Türkiye’nin büyümesinin 2023’te daha düşük olması beklenebilir. Enflasyonu kontrol altına almamız lazım, şayet kontrol altına alamazsak Türkiye’deki büyüme düşüşü ve enflasyonun yüksekliği bizi stagflasyona götürebilir” dedi.

Çin ekonomisi emlak kriziyle karşı karşıya

Çin ekonomisinin 1980’lerin ikinci yarısından itibaren çok hızlı büyüdüğünü dile getiren Aşkın, bu durumun üretim tabanlı olmakla birlikte belli bir süre sonra özellikle 90’ların ikinci yarısından sonra tüketime de dayanmaya başladığını belirtiyor. Tüketimde de en önemli unsurların gayrimenkul ve inşaat sektörü olduğunu ifade eden Aşkın, gayrimenkul ve inşaat sektörünün hızlı gelişimi, nüfusun fazla olduğu Çin’de büyümeyi daha da hızlandırdığını söylüyor. Çin, 2008 yılında hızla büyüyen ekonomisi ve teşvikleriyle Batılı ülkelerin finans krizinden çok daha hızlı bir şekilde çıkmasına yardımcı olmuştu. Ancak bugünün koşulları Çin açısından çok farklı.

Çinli emlak şirketlerinin artan borcu(2022) bu yıl vadelenen borç(milyon dolar)

Çin’de yaşanan emlak krizi Evergrande ile su yüzüne çıktı. Konut yatırımları yılın ilk yedi ayında yüzde 6,4, konut satışları ise yüzde 31,4 daralma yaşadı. Çin, politika bankaları aracılığıyla 29 milyar dolarlık özel krediler sunarak geliştiricilerin nakit sıkıntısıyla karşı karşıya kalmasına yardımcı olmak için devreye girdi. Geçtiğimiz ay Çin, devlet politikası bankalarının altyapı projelerine yatırım yapabileceği 44 milyar doları içeren bir ekonomik teşvik paketi açıkladı. Ancak araştırma şirketi Capital Economics, geliştiricilerin durdurulan projeleri tamamlamak için 444 milyar dolara ihtiyacı olduğunu tahmin ediyor.

Prof. Dr. İbrahim Güran Yumuşak

Çin’de konut fiyatları ve satışları, emlak piyasasındaki tüketici güveninin zayıflamasıyla birlikte 11 ay üst üste rekor düşüş kaydetti. Çin’de yaşanan gayrimenkul krizi derinleştikçe, müteahhitlerin arazi satın alma talebi çöktü. Sonuç olarak, yerel yönetimlerin önemli bir gelir kaynağı olan arazi satışlarından elde ettiği gelir bu yıl yüzde 32 düşüş gösterdi.

Çin’deki konut piyasasının, bir projede inşaata başlamadan önce müteahhitlerin mevduat almasını yasaklayan bir kararla ciddi bir borç krizine sürüklendiğini, konut satışlarının da 1/3 oranında gerilediğini belirten İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İbrahim Güran Yumuşak, “Tek başına değil ama başta ABD olmak üzere gelişmiş ülkelerdeki resesyon beklentileri ile birlikte 2023 ve sonrasında küresel düzeyde ciddi bir ekonomik çöküş riski mevcut. Zira Çin ile birlikte ABD ve Avrupa, dünya ekonomisinin yaklaşık yarısını oluşturuyor” dedi.

AB'de gaz, sıvı yakıtlar ve enerji bazında aylık enflasyon oranı(%)

“Çin’de gayrimenkul çöküşü ne yazık ki yaşanıyor. Küresel sistem son yıllarda çok dalgalı bir seyir izliyor, kendisine bir bahane bulmak isterse gayrimenkul ve türevleri anlamında buradaki çöküş diğer piyasaları da etkileyecektir” diyen Aşkın, dünyadaki ekonomik durgunluğun gayrimenkul sektörünü olumsuz etkilediği için bir fiyat geri çekilmesinin şu anda hâlihazırda birçok ülkede yaşandığını belirtiyor.

Rusya'nın Avrupa'ya gaz akışını durdurması, bölgede resesyon endişelerini artırdı

Avrupa'da enerji krizi devam ediyor.

  • Avrupa tarafında enerji krizi ve rekor seviyedeki enflasyonla mücadele sürüyor. Bölgede, enerji krizinin genel üretim sistemini olumsuz etkileyerek maliyetleri daha da artırmasından endişe edilirken kriz, fabrikalara teker teker kilit vurdurmaya başladı.

Bölge, gaz kıtlığı ve ciddi bir ekonomik durgunluğa giderek yaklaşıyor. Rusya’nın son adımı, enerji kaynaklarının güvenilirliği konusunda Avrupa’nın tedirginliği daha da artırırken, Rusya’nın Kuzey Akım 1 hattını kesmesiyle enerji krizi yeni bir aşamaya geldi. Kuzey Akım’dan gelen gazın süresiz kesilme kararının ardından gaza yüzde 30 daha zam geldi. Fiyatların zirve yapması özellikle enerjiyi yoğun kullanan cam, kimya, kağıt, demir-çelik, alüminyum, gübre fabrikalarını zora sokarken, elektrik fiyatlarıyla başa çıkamayan fabrikalar ya üretimi azaltıyor ya da durduruyor. Avrupa’da yer alan çinko ve alüminyum tesislerinin yarısının kapandığı tahmin ediliyor.

Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik başlattığı savaş, Avrupa için başta enerji olmak üzere pek çok alanda riskleri günden güne artırıyor. Euro bölgesinin dört büyük ekonomisi olan Almanya, Fransa, İtalya ve İspanya savaş ve yüksek faiz oranlarının bir araya gelmesiyle faaliyeti frenlediği için, Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından 2023 için büyüme tahminleri düşürüldü. İngiltere ise, hane halkı artan enerji faturalarıyla mücadele ederken enflasyon 40 yıldır ilk kez yüzde 10’un üzerine çıktı. İngiltere Merkez Bankası, enerji maliyetlerindeki yeni artışın ardından sonbaharda enflasyonun yüzde 13’ün üzerine çıkacağını ve ekonominin uzun bir resesyona gireceğini tahmin ediyor.

Avrupa Merkez Bankası’nın 8 Eylül 2022 tarihinde refinansman oranı, marjinal borç verme imkanı ve mevduat faizinde 75’er baz puanlık artış yaptığı karardan sonra, 2023 yılı büyüme beklentisi yüzde 2,1’den yüzde 0,9’a, 2023 beklentisi yüzde 2,1’den yüzde 1,9’a çekildiğini söyleyen Yumuşak, buna rağmen bu büyümenin nasıl sağlanacağı konusunda ciddi bir endişe mevcut ve bu tahminin muhtemelen en iyi senaryo olduğunu belirtiyor. Yumuşak, Rusya’nın gaz akışını tamamen kesmesi veya diğer olumsuz gelişmelerin AB için resesyon endişelerini daha da artırdığını söylüyor.

ABD enflasyon oranı(1990-2022)

Kısa vadede Avrupa açısından resesyon tehlikesinin hiç olmadığı kadar var olduğunu vurgulayan Aşkın, göstergeler ve genel gidişatın AB’de resesyonun yaşanabileceğini gösterdiğini söylüyor. Aşkın, doğalgaz krizi veya enerji krizi olmasa da AB’de zaten resesyon yaşanacağını ancak Rusya’nın doğalgaz ambargosu ve buna bağlı üretimle ilgili yaşanacak sıkıntıların resesyonu derinleştireceğini hatta belli bir süre sonra depresyona bile evrebilecek bu potansiyele sahip olduğunu söylüyor.

Avrupa’nın üretim gücü yüksek olmasına rağmen hâlihazırda ciddi derecede hammaddeye ihtiyacı olduğunu özellikle enerji ve bitmemiş mamul alıp işleyerek ürün haline getirdiğini belirten Aşkın, “AB’de karar alma süreçlerinde ciddi sıkıntılar var. ECB parasal sıkılaştırma veya enflasyon önleme politikalarında hep gecikti veya genişleme politikalarında da zamanında gecikmişti. Onun yarattığı bir parasal politika uygulama sorunu da AB ekonomisini olumsuz yönde etkileyecek ne yazık ki. 2022 sonu ve 2023 yılı boyunca Avrupa ekonomisini çok konuşacağız ve küçülmeye devam edecekmiş gibi görünüyor” dedi.

ABD ekonomisi alarm veriyor

FED'in üst üste faiz artırımı dikkat çekti.

  • Dünyanın en büyük ekonomisi olan ABD’de de özellikle enerji ve gıda fiyatlarındaki artışların etkisiyle enflasyon 41 yılın zirvesini gördü.

Kovid-19’un ABD ekonomisi üzerindeki ani etkileri hafifliyor olsa da, mikroçip, çelik, ekipman ve diğer mallardaki eksiklikler de dahil olmak üzere işgücü kesintileri ve arz-talep dengesizlikleri devam ederek imalat ve inşaatta yavaşlamalara neden oluyor. Küresel ekonomiye yönelik beklenmedik şoklar özellikle Kovid-19 varyantları, Çin’deki kilitlenmeler (ABD'de malların bulunabilirliğini kısıtlayan) ve Ukrayna’daki savaş (gaz ve gıda fiyatlarını etkiliyor) işlerin - kötüleşmesine neden oluyor.

Enerji krizinin giderek derinleştiği Avrupa’da 2023 yılının resesyon yılı olması beklenirken, ABD için de resesyon öngörüleri artıyor ve ABD’li ekonomist Steve Hanke’ye göre, resesyonun suçlusu Fed’in benzeri görülmemiş parasal sıkılaşması. İçinde bulunduğumuz süreçte küresel ölçekte merkez bankaları son 40 yılın en güçlü faiz artırım sürecine girdi. Merkez bankaları yükselen enflasyon karşısında, uzun süredir aşırı düşük düzeylerde tuttukları faizleri peş peşe artırmaya başladılar.

Yükselen enflasyon ve artan resesyon kaygıları arasındaki ABD’de de Fed, yüzde 8,3 ile beklentilerin üstünde gelen Ağustos ayı enflasyonla mücadele için 75 baz puanlık bir artırım daha yaptı. Fed, bundan önceki iki toplantısında da faiz artışına gitmişti. Piyasalarda, Fed’in enflasyonun 1980’lerden bu yana en yüksek düzeye çıktığı ülkede, fiyat artışlarını dizginleyebilmek amacıyla faizleri üst üste üçüncü kez artırdı.

Fed’in 21 Eylül’de yaptığı üst üste üçüncü 75 baz puanlık faiz artışı ile politika faizini yüzde 3-3,25 aralığına yükseltmesiyle 2022 yılı büyüme beklentisinde de aşağı yönlü sert bir revizyona gittiğini ve yüzde 1,7’den yüzde 0,2’ye çekildiğini belirten Yumuşak, aynı şekilde 2023 büyüme beklentisinin de yüzde 1,7’den yüzde 1,2’ye indirildiğini bu durumun ABD ekonomisi için tehlike çanlarının çalmaya başladığının göstergesi olduğunu söylüyor.

Fed’in başlattığı faiz artırma rallisinin diğer merkez bankaları üzerinde de zincirleme bir etki oluşturduğuna değinen Yumuşak, ABD ve AB merkez bankalarının faiz yarışına, 2022’nin ikinci yarısından itibaren diğer ülkelerin de önemli bir bölümünün katılmaya başladığını belirtti. Yumuşak, doların güçlenmesinin, diğer ülkelerin de faizleri yükselterek kendi para birimlerinin dolar karşısındaki değerini korumaya ittiğini ve bu durumun yavaşlamasına ve büyümenin baskılanmasına neden olacağına, bilinmeyenin bunun ne düzeyde gerçekleşeceği olduğunu belirtiyor.

ABD’deki resesyon riski üzerine görüşlerin ikiye bölünmüş durumda olduğunu belirten Selçuk Üniversitesi Beyşehir Ali Akkanat İşletme Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fatih Mangır, kötümser görüştekilere göre, ABD’nin 2023’te resesyona girmemesi mucize ancak geçmiştekiler kadar sert ve yıkıcı bir ekonomik türbülans olmayacak, iyimser görüştekilere göre ise, düşük işsizlik rakamları ve yüksek istihdam verileri ekonominin fiyatlar kadar olmasa da büyüdüğüne işaret ettiğini söylüyor. Mangır, “Şahsi görüşüme göre, 1970’li yıllara benzer ekonomik göstergelere sahip ABD ekonomisi mevcut para politikası ile resesyondan kaçınmak ve enflasyon ile mücadele ederek doğru bir ekonomik dengeyi sağlamayacağı yönündedir” dedi.