Dünyayı değiştiren genç Müslümanlar

HABER MASASI
Abone Ol

Dünyanın en genç nüfusa sahip dini İslam. 1.6 milyar Müslümanın üçte ikisi 30 yaş ve altında. Bu nüfus küreselleşmenin ve internetin sağladığı alan ile seslerini her zamankinden gür olarak duyuruyor. Kimliklerini, inançlarını merkez olarak tanımlayan bu nesil 2000'li yıllara damgalarını vurmaya hazırlanıyor.

Dünyaca ünlü Pew Araştırma Şirketi'nin “Dünya Dinlerinin Geleceği: Nüfus Büyüme Projeksiyonu,” 2010-2050 başlıklı raporunda, 2050 yılında dünyamızdaki Müslüman nüfusun 2,8 milyara ulaşacağı tahmin ediliyor. 2010 itibarıyla ise Müslümanların sayısının 1,6 milyar seviyesinde olduğu yine raporda belirtiliyor. 2010'dan 2050'ye kadar geçecek sürede Müslümanların sayısını artıran iki önemli etken var: genç nüfus ve yüksek doğum oranı. Dünyada Müslüman nüfusun en yoğun olarak yaşadığı alan yüzde 61,7 ile Asya-Pasifik bölgesi. Bu veri, İslam’ı ve dolayısıyla Müslümanları Ortadoğu ve Afrika eksenli ele alan genel algıyı da bozuyor. Asya-Pasifik bölgesi aynı zamanda dünyanın ekonomik anlamda en hızlı büyüyen ve orta sınıfın giderek geliştiği bir coğrafya. Müslüman nüfusun dünyanın diğer bölgelerindeki dağılımı ise, yüzde 19.8 ile Ortadoğu-Kuzey Afrika, yüzde 15.5 ile Sahra-Altı Afrikası, yüzde 2.7 ile Avrupa, yüzde 0.2 ile Kuzey Amerika ve yüzde 0.1 ile Latin Amerika-Karayipler. 2050 yılına dair projeksiyon göz önüne alındığında ise Asya-Pasifik'teki Müslüman nüfusu yüzde 52.8'e düşerken, en fazla yükseliş, Afrika'da Sahra-altı bölgede yüzde 24.3 ile gerçekleşiyor. Kısacası, 2050 yılı itibariyle, dünyadaki Müslüman nüfusun yüzde 78'i, küresel ekonominin en dinamik iki bölgesinde yaşıyor olacak. Yaş dağılımına bakıldığında da Müslüman nüfusun dünya ortalamasından ayrıldığı görülüyor. Buna göre Müslümanlar dünyanın en genç nüfusuna sahip. Toplam Müslüman nüfusun yüzde 34'ü 15 yaşın altında. Bu oran dünya ortalamasında yüzde 27. Müslümanların yaş ortalaması 23 iken, dünya genelinde bu oran 28. Müslüman nüfusun yüzde 63'ü 30 yaşın altında. Kısacası, dünya giderek zenginleşen, genç ve dinamik bir Müslüman nüfus ile karşı karşıya. Ve bu nüfus küreselleşme ve internetin verdiği imkanlar ile her geçen gün kendini dünya genelinde daha fazla ön plana çıkartıyor.

İngiliz Müslüman yazar Shelina Janmohamed

İngiliz Müslüman yazar Shelina Janmohamed son kitabı “Generation M - Dünyayı değiştiren genç Müslümanlar” küresel alanda her geçen gün kendilerini hissettiren bu genç Müslüman kuşağın hikayesini anlatıyor. Bilindiği üzere, günümüz dünyasında genç nüfus genel olarak 3 nesle ayrılıyor, X, Y ve Z kuşakları. X nesli, 1965 ile 1980 yılları arasında doğan ve artık günümüzde orta yaşa yaklaşmış nüfusu anlatılırken, Y nesli 1980 ila 1999 yılları arasında yani milenyum öncesi doğan genç kitleye itham ediliyor. Z kuşağı ise 2000 yılı sonrası doğan ve en büyüğü şu an 16 yaşında olan nesle işaret ediyor. Uzmanlar Y neslinin en önemli özellikleri olarak her türlü otoriteye yönelik eleştirel duruş ve dijital dünyaya hızlı eklemlenme olarak ifade ediyorlar. Shelina Janmohamed'de Y kuşağı içinde yetişen ama inanç sistemlerini hayatının merkezine yerleştirmiş Müslüman Y neslini, Generation M yani M Jenerasyonu olarak tanımlıyor.

Müslüman kadınlar değişimin merkezinde.

Shelina, ilk kitabı, İngiltere'de bir Müslüman kadın kimliği ile varolma temasını işlediği Love in a Headscharf ile ilgi çekmişti. Spirit21 adlı bir bloğu da bulunan Shelina, aynı zamanda marka danışma şirketi OgilvyNoor'un başkan yardımcılığını yapıyor ve İngiltere'nin en etkili 100 kadın isminden biri olarak gösteriliyor. Generation M kitabının yazarı Shelina Janmohamed, bu genç nüfusun, diğer herhangi bir gruptan daha genç ve daha hızlı olarak artış gösterdiğine dikkat çekiyor. Bu genç kitlenin refah seviyesi giderek artan, eğitimli ve büyüyen orta sınıfın önemli bir kısmını oluşturduğuna da dikkat çekiyor. Shelina, küresel alanda görünürlük kazanan Müslüman gençlerin varlığını, “bu küresel bir Müslüman grup, varlıklarını New York'tan Mumbai'ye, Londra'dan Canberra'ya ve Abu Dabi'den Karaçi'ye kadar hissediyoruz. Belirli bir coğrafyaya ait değiller, buna karşın kendi inançlarının değerleri çevresinde oluşan bir karakterler kümesine aitler” diyerek tanımlıyor. Bu inançları çerçevesinde kendilerini tanımlayan genç Müslümanların oluşturduğu değişimi ise “Müslümanlar hakkındaki klişe yaklaşımları yıkmak, geleneğe ve kültüre meydan okumak, tüketici trendlerine liderlik eden ya da yakınsayan enerjik sorgulama, dinamik ve girişimci bir düşünce ve eylem” diye tanımlıyor. Janmohamed, İslam'ın Generation M için anahtar bir rolü olduğunu söylüyor: “Kendi yaşamlarını olduğu kadar onların dünyaya bakışlarını şekillendirmede de dinlerinin önemli rolü olduğuna inanıyorlar.”

İngiliz Müslüman yazar Shelina Janmohamed'in kitabı

Dünya için açık bir sır

Yani karşımızda, küresel olan ama batı trendlerine uyum sağlayan değil, kendi kimliklerini koruyarak, küreselleşmenin içinde varolmayı tercih eden hatta onu değiştirmeyi hedefleyen bir gruptan bahsediyoruz. Shelina, M neslinin karakteristik özellikleri olduğunu vurguluyor: “İnanç ve modernitenin birlikte yol alabileceğini ve ikisi arasında bir zıtlaşmanın olmadığını düşünüyorlar. Bilakis inanç ve modernitenin her birini daha iyi yapacağını ve ikisine ilişkin de her türlü hakka sahip olduklarına inanıyorlar. Bu inanç kendini, daha iyimser olmak, yaratıcılık, meydan okuma, sorunlar karşısında çözümler oluşturma gibi tutumlara dönüştürüyor. Onlar otoriteye meydan okuma hakkına inanıyorlar, girişimciler ve değişimi yönetiyorlar. Onlar aynı zamanda tüketimi kimliklerinin bir parçası oalrak görüyorlar.” Peki, Batı dünyası bu yükselen yeni nesil Müslüman gençlik hakkında fikir sahibi mi? Shelina'nın bu soruya cevabı hem evet hem de hayır: “Generation M'in hikayesi tüm dünya genelinde ilk bakışta görülebilecek bir gizlilikte. Tüm Müslümanlar, Generation M'e ait değil, özel bir tanıma sahipler, ve Generation M gibi bir kitap, sadece Batılı ülkelere değil Müslüman kitlelere de bu yeni nesli tanıtıyor.” Bir nevi “açık sır” M Jenerasyonu. Dünyanın gözünün önünde ama bir o kadar da ana akımın dışında görülüyor. Ta ki bugüne kadar. Her geçen gün M nesli, kültür-sanattan, spora, siyasete ve ekonomiye kadar her alanda kendini daha fazla ifade ediyor ve değişimin etkin güçlerinden biri haline geliyor. Örneğin, Manchester United'a dünya transfer rekorunu kırarak transfer olan Gine kökenli Fransız futbolcu Paul Pogba Müslüman kimliğini sporcu kimliği ile yaşamaktan ve bunu kamuoyuna yansıtmaktan çekinmiyor. Yine bir başka M nesli mensubu, Berlin'de yaşayan Rayouf Alhumedi, cep telefonu mesajlaşma uygulamalarında kullanılan emojilerde başörtülü figürlerin de kullanılmasına yönelik talebin öncülüğünü yaparak buna yönelik bir farkındalığın oluşması için çalışıyor. Birçok Müslüman genç kadın, kendilerinin seslerini açtıkları, sosyal medya hesapları, bloglar ve internet siteleri ile dünyaya duyuruyor. M nesline hitap eden, moda, yaşam, kültür ve spor dergileri, online ve / veya basılı olarak yayına giriyor. Shelina da, M neslinin gerçek dünya ile sanal gerçekliği mecz ederek seslerini duyurduklarını özellikle belirtiyor: “Dikkat çekmek için “gerçek dünyayı” kullanıyorlar, dijital dünya seslerinin duyulması için onlara alan ve fırsat sundu ama aynı zamanda küresel kimliklerini inşa etmek ve büyütmek için de imkan sağladı.”M nesli, dijital dünyayı nasıl kullanıyor? Shelina yaptığı araştırma ve gözlemler sonucu ulaştığı verileri bizimle paylaşıyor: “Dijital dünyayı, blog yazmak, sosyal medyayı kullanmak, kendine eş bulmak, yeni müzikler keşfetmek, kendi yaratıcılıklarını göstermek, kendi dinleri ile ilgili sorular sormak, hem kendileri için güvenli alanlar oluşturmak hem de klişeler dışında kendilerinin kim olduğunu keşfedecek alanlar bulmak için kullanıyorlar.”

Müslüman kadınlar değişimin merkezinde

Küresel Müslüman nüfusun üçte ikisi 30 yaş sınırının altında. Ve bu nüfus genel olarak az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerde yaşıyorlar. Ama onlar da en az Batılı gelişmiş ülkerde yaşayan akranları kadar dünyaya açıklar. Hatta bazı alanlarda onlardan daha kabiliyetli ve vizyoner olduklarını da gösteriyorlar. Batı medyası tarafından sunulmak istenen klişe Müslüman imajını sosyal alanlardan ekonomiye kadar geliştirdikleri eylemler ile yıkıyorlar ve hapsedilmek istendikleri algı dünyasına inançlarına sahip çıkarak itiraz ediyorlar. Kendi kimliklerini modern dünyanın sundukları olanaklar ile değerler çerçevesinde inşa ederek, batının tüm dünyayı sokmak istediği kalıbı reddederek, biz de buradayız diyorlar. Shelina da M nesli'ne ait özelliklerin tüm ülkelere uygulanabileceğine işaret ediyor, “bahsettiğim nitelikleri, nüfusunun büyük bölümünün oluşturdukları ülkelerinde meydana gelen hızlı değişimin bir parçası.” Shelina, yaptığı araştırmadan ilginç bir veriyi de bizimle paylaşıyor: “yüksek hızla değişimden geçen ülkeler aynı zamanda kadınların hızla değiştiği ülkeler. Onlar tüketim biçimlerini, cinsiyetler arası ilişkileri, evliliği, çocukları ve “Müslüman olmanın anlamı nedir” sorusuna ilişkin yeni fikirleri etkiliyorlar.” İslam dünyasında değişim gençler ve kadınlar üzerinden gerçekleşiyor. Bu değişim, İslami değerler korunarak ve modern yaşamın açtığı alan genişleterek sağlanıyor.