Karbona hücum

HABER MASASI
Abone Ol

Belirli bir eşiğin üzerinde çevreye karbon salınım izni veren karbon kontratları, uzun yıllar 20 euro seviyesinde seyrederken, geçtiğimiz yıl sonundan itibaren 100 euro sınırına dayandı. Bu artışta, yeşil mutabakat ve iklim değişikliğinin siyasi gündemin en üst sıralarına taşınması yanı sıra artan doğalgaz fiyatlarının da etkisi bulunuyor.

Almanya'da Temmuz 2021'de yaşanan yoğun yağışlar ve ardından gelen sel, iklim değişikliğini Avrupa’da siyasi gündemin en üst sıralarına taşıdı. Bu süreçte doğalgaz fiyatlarının artışı dolayısıyla daha fazla kömür kullanımı, elektrik üreticilerinin daha fazla karbon tahsisatı satın almasını gerektirerek Avrupa’da karbon fiyatını yükseltti.

Karbon fiyatları emisyon izinlerinin alınıp satıldığı piyasada belirlenirken, karbon ticareti sera gazı salınımının kontratlar ile piyasada alınıp satılmasına dayanıyor. Her bir karbon kontratı, sahibinin bir ton kirletici gaz salınımına izin verirken, emisyon azaltımında daha verimli olan firmalar, emisyonlar için tahsisat satın alması gereken firmalara kullanılmayan tahsisatlarını satabiliyor.

Karbon fiyatlandırması, harcamaları ve yatırımları kirli enerjiden yeşil alternatiflere yönlendirmek için etkili politika araçlarından biri kabul ediliyor. Karbon kontrat fiyatları, küresel ısınma sorununa finansal bir yöntemle çözüm bulunmasına odaklanırken, bu kontratlara erişimin zorlaşması ile çevre tahribatının azaltılması mantığına dayanıyor.

Bu yıl itibariyle küresel karbon piyasası değeri 270 milyar dolara ulaşırken, dünya çapında 38 ulusal yetki alanını kapsayan 30 sistem aktif şekilde uygulanıyor. En büyük sistemler ise Avrupa Birliği (AB), Kuzey Amerika ve İngiltere Emisyon Ticareti Sistemleri. 2005 yılında başlayan AB Emisyon Ticaret Sistemi, üreticileri, enerji şirketlerini ve havayolu şirketleri saldıkları her bir ton karbondioksiti kapsayacak şekilde izin almaya zorluyor.

Avrupa'daki karbon izinlerinin fiyatı, Rusya'nın Ukrayna'yı işgal etmesinin ardından çarpıcı bir şekilde düşerken, bu durum AB'nin en çok kirletici şirketlerinin karbon salınım maliyetini düşürdü. Ancak bu düşüş, kısa sürede yerini tekrardan yükselişe bıraktı.

Fiyatlar tarihi zirvesinde

Dünyada doğalgaz fiyatları artarken ve Avrupa’da yaşanan enerji darboğazı nedeniyle, kömürden elektrik üretimine olan talep artışı, karbon salınım izni anlamına gelen karbon kontratlarının fiyatını yükseltiyor. Bu ise kömürden elektrik üretiminin daha maliyetli olması anlamına geliyor.

Karbon ticaretinin şirketleri emisyonlarını azaltmaya teşvik etmesi gerekirken, uzun yıllar boyunca, karbon fiyatı, dünyadaki karbon ticareti için açık ara en yerleşik pazar olan AB Emisyon Ticareti Sistemi’nde ton başına 20 euro altında işlem görüyordu. Ancak 2020'de pandeminin başlamasından bu yana, karbon fiyatı, tarihi zirvesine yerleşti. Osmangazi Üniversitesi İİBF İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Etem Karakaya’ya göre uzun yıllar AB'de karbon fiyatlarının düşük kalmasının nedeni yanlış tasarım sonucu yaşanan arz fazlasıydı.

Bu konuda son yıllarda fiyatlarda istikrar sağlanırken; son birkaç yılda toparlanıp ciddi yükselmesinin en önemli nedeni ise AB'nin duyurmuş olduğu Yeşil Mutabakat. “AB, 2050 yılı net-sıfır hedefi yanında 2030 yılında emisyonları 1990 seviyesinin yüzde 55 altına indirmeyi taahhüt etti. AB emisyon sisteminde azaltım yükümlülüğü olan işletmelerin yıllık azaltım miktarları, önceki yıllara göre daha fazla artırıldı. AB ile ticaret yapan işletmelere yönelik sınırda karbon düzenleme mekanizmasını duyurdu. Bu tür politikalar ve araçlar AB ülkelerinin emisyon azaltımı konusunda ciddi ve azimli olduğunu gösterdi ve haliyle karbon fiyatlarının artışına yol açtı” diyen Karakaya’ya göre AB, bir bütün olarak, azaltım yükümlülüğünü başarabilme noktasında uygulanan en önemli araç olarak, karbonun fiyatlanmasını görüyor.

Bunlarla birlikte Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz’a göre AB Parlamentosu bu ay içerisinde sektörlerin isteklerine boyun eğip kuralları yumuşattığından dolayı en azından kısa dönemde, AB karbon piyasasında fiyatların makul seviyelerde tutulması kolay olmayacak.

Dünyada karbon piyasaları en kadar etkili?

2020'de pandeminin başlamasından bu yana, karbon fiyatı, tarihi zirvesine yerleşti.

Dünya genelinde, karbon vergileri ve emisyon ticareti sistemleri gibi karbon fiyatlandırma politikalarından elde edilen gelir, 2020'ye göre yüzde 60 artarak 2021'de 84 milyar dolara yükseldi. Bu, büyük ölçüde Avrupa'daki emisyon piyasalarında kirlilik ödeneklerinin artan maliyetinden kaynaklandı.

Dünya Bankası ise sera gazı emisyonlarının sadece yüzde 4'ünün küresel ısınma hedeflerini karşılamaya yetecek kadar yüksek bir ücretle karşılandığını söylüyor. Halen Çin’deki sistem de dâhil olmak üzere birçok karbon fiyatlandırma planı, 10 dolar/ton’un altında kalıyor. Bunun istisnası ile Şubat’ta 98 euroya ulaşan ve şu an 85 euro seviyesinde seyreden AB Emisyon Ticareti Sistemi.

Diğer ülkeler ve ticaret blokları kendi karbon piyasalarına sahip olsa da kendi kurallarını kendilerinin belirlemesinin etkisi ile oldukça etkisiz. Örneğin, Çin en büyük ama daha düşük fiyatlara ve daha rahat kurallara sahip. Bu nedenle Çin’de uygulanan sistemin, sera gazı salınımını önlemede çok da etkili olduğunu söyleyebilmek çok zor. Karbon piyasaları, emisyonları azaltmak ve karbon yakalama ve yeşil hidrojen gibi temiz ve yeşil teknolojilere yeni yatırımları teşvik etmek için kritik öneme sahip olsa da sorunu finansal araçlarla çözmek konusunda endişeler bulunuyor.

Karbon piyasalarının etkinliği konusunda endişelerden bir diğeri ise bazı AB ülkelerinin iddia ettiği gibi piyasanın spekülasyonlara açık olması. Karakaya’ya göre AB Emisyon Ticareti Sistemi’nde sisteminde yapılan al-satları sadece azaltım yükümlülüğü olan işletmeler değil, tüm yatırım kuruluşları ve bireysel yatırımcılar yapabiliyor. Bu nedenle, bu borsada spekülasyonların olduğu söylenebilir ve bu her finans piyasasında görüldüğü gibi kaçınılmaz bir durumdur. Karbonun fiyatının yükselmesi veya düşmesi neticesinde kazanç sağlayan yatırımcılar spekülatif hareketlerde de bulunabilirler şeklinde açıklamada bulunan Karakaya, bunun petrol piyasasında da, tahıl piyasasında da veya normal bir hisse senedi piyasasında da görülen hareketlerden fazlası olmadığını dile getiriyor.