Katılım bankaları krizlere daha dirençli

KADRİYE N. TUNÇSİPER
Abone Ol

Türkiye’de katılım bankacılığı son yıllarda hızlı bir büyüme kaydetti. Bankacılık sektörünün pek çok alanında payını giderek artıran katılım bankacılığı 2023’te Türkiye’de pazar payını yüzde 10’un üzerine çıkarmayı hedefliyor. Öte yandan katılım bankacılığı bankacılık krizlerine karşı da daha dirençli bir yapı ortaya koyuyor.

Türkiye’de ilk kez 1985’te özel finans kurumları ismi ile faaliyete geçen katılım bankaları, aradan geçen 38 yıl içerisinde büyük bir gelişim gösterdi. Yurt içinde faaliyet gösteren katılım bankası sayısı 6’ya, şube sayısı 1391’e ve personel sayısı da 18.420’ye yükseldi.

2017’de yüzde 5 pazar payına ulaşan sektör, geçtiğimiz yıl sonunda bu oranı yüzde 8,4’e çıkarmayı başardı. Bankaların aktif büyüklüğü son bir yıllık süre içerisinde 1,2 trilyon TL’ye çıkarken, 2023 pazar payı hedefi ise yüzde 10’u aşmak olarak belirlendi.

Osman Çelik.

Türkiye Katılım Bankaları Birliği (TKBB) Başkanı ve Vakıf Katılım Genel Müdürü Osman Çelik, katılım finans kurumlarının, son dönemde kaydettiği iştirak edinimi ve yatay penetrasyonlarla finans sektörünün tüm alt kollarında nüfuzunu artırdığını belirterek, sermaye yapısı ve kârlılık görünümünün sektöre kıyasla pozitif ayrıştığını belirtiyor.

Katılım finans sektörüne yeni oyuncuların katılması, müşteri tabanının ve bilinirliğinin olgunlaşması, ürün ve hizmet çeşitliliğinin hızlı artması sayesinde katılım finans kurumlarının sektörden aldığı aktif büyüklük payının yükseldiğini söyleyen Çelik, temel gösterge niteliğinde olan aktif büyüklükte sektörün pazar payını ise 2023 yılı sonunda çift haneli rakamlara ulaştırmayı hedeflediklerini belirtiyor.

Ziraat Katılım Genel Müdürü Metin Özdemir de geçtiğimiz yıl katılım bankacılığı sektör içerisindeki KOBİ kredilerinde ve KOBİ müşteri sayısında bir önceki yıla göre artış olduğunu hatırlatarak önceki yıla kıyasla KOBİ’lere kullandırılan fonların yüzde 14 arttığını ve sektör içerisinde oldukça önemli bir yere geldiğini açıklıyor.

Kuveyt Türk Genel Müdürü Ufuk Uyan ise kârlılık bağlamında katılım finans sektörünün başarılı bir yılı geride bıraktığını, bu konuda da TL kaynak ihtiyacının azalması ve enflasyona endeksli menkul kıymet getirilerinin sektörün kârlılığını olumlu etkileyen başlıca faktörler olduğunu vurguluyor.

Katılım finans sektörünün, kâr payı gelirleri ve kambiyo geliri desteğiyle yüksek bir büyüme yaşandığını söyleyen Uyan, 2023 itibariyle sektörün etkin bilanço yönetimi, dijitalleşme, yetenek yönetimi ve sürdürülebilirlik ekseninde kârlılıktan ödün vermeden Türkiye ekonomisine verdiği desteği sürdüreceğini belirtiyor.

Krizlerde daha güçlü

Öner, sorunlu krediler karşısında katılım bankalarının verdiği kredilerin varlık temelli kredilerinden müteşekkil olması dolayısıyla bu durumun katılım bankalarını güvenilir ve güçlü bir liman haline getirdiğini savunuyor.

M. Hadin Öner.

Finansman sağlarken ve fon toplarken paylaşıma dayalı bir yaklaşımı benimseyen katılım bankaları, faiz hassasiyeti ile bankacılık sistemi dışında kalan kaynakların ekonomiye kazandırılması anlamında büyük öneme sahip. Bunun yanı sıra kriz dönemlerinde katılım bankacılığı çok daha güçlü bir duruş sergiliyor. Katılım bankalarının kriz performansı üzerine çalışmalar yürüten Aksaray Üniversitesi Öğretim Üyesi M. Hadin Öner, katılım bankalarını mevduat bankalarından ayıran en temel farkın katılım bankalarının gerçek ticari işlemlere dayanan bir finans modeline dayanması olduğunu belirterek katılım bankalarının borç para verip faiziyle birlikte garanti bir getiri sağlamak yerine, kâr ve zarar içerebilen ticari işlemlerde aracılık yapmayı tercih eden bir bankacılık sistemi olduğunu vurguluyor.

Katılım bankaları yaşanması muhtemel risklere karşı varlığa dayalı yapısıyla hem sistematik riskleri azaltabilmekte hem de finans sektörü ile reel ekonomi arasında güçlü bir köprü kurabilmektedir. Bu açıdan türev işlemler yapan faizli bankacılık sistemine göre daha sağlam bir yapıya sahip olduğu görülmektedir

şeklinde konuşan Öner, sorunlu krediler karşısında katılım bankalarının verdiği kredilerin varlık temelli kredilerinden müteşekkil olması dolayısıyla bu durumun katılım bankalarını güvenilir ve güçlü bir liman haline getirdiğini savunuyor.

Dijital katılım bankacılığı dönemi başladı

Katılım bankaları ile ilgili güncel konulardan biri de dijitalleşme.

Katılım bankacılığı ekosistemine dijital kanalların da katılımı ile 2023’te katılım bankacılığının pazar payının önemli bir ivme yakalayacağı tahmin ediliyor. BDDK tarafından geçtiğimiz yıl yapılan düzenlemeye göre sadece elektronik bankacılık hizmetleri dağıtım kanalları üzerinden hizmet veren şubesiz bankacılık kapsamında kurulan ilk dijital katılım bankası TOM Katılım Bankası, 2023 itibariyle faaliyetlerine başladı. TKBB Başkanı Çelik, katılım finans kurumlarının dijital işlem yetkinliğini artırma konusundaki yatırımlarının dijital portföy yönetimine olanak sağladığını ve konvansiyonel bankalarla rekabet koşullarını iyileştirdiğinin altını çizerek güncel durumda 4,5 milyon dijital aktif müşteri sayısıyla katılım finans kurumlarının, bu alanda atılan doğru adımların neticesini tecrübe ettiğini belirtiyor.

Kuveyt Türk Genel Müdürü Ufuk Uyan, dijital katılım finans kuruluşlarının katılım finansın bankacılık sektöründen aldığı payın yükselmesine, katılım finans hizmetinin daha geniş kitlelere ulaşmasına ve rekabetin artmasıyla birlikte hizmet kalitesine olumlu katkılar sunacağını belirterek, yeni dönemde yeni ürün ve hizmetlerin geliştirilmesi kadar müşteri deneyimine odaklanılmasının kıymetli hale geleceğini söylüyor.

Metin Özdemir.

Ziraat Katılım Bankası Genel Müdürü Metin Özdemir de bankaların içinde bulundukları rekabet ortamında, müşterilerin değişen ihtiyaç ve tercihleri, maliyetleri düşürme ve operasyonel yükleri azaltma isteğiyle dijital dönüşümü hızlandırdıklarını vurguluyor.

“Müşterilerin her geçen gün daha yoğun şekilde dijital bankacılık işlemleri kullanmaya yönelmeleri ve niş alanlarda özelleştirilmiş, odaklı çözüm beklentileri dünya genelindeki dijital dönüşüm rüzgârıyla birleşince dijital bankacılığa ilginin arttığı görülmektedir. Ülkemizdeki ilk örneklerinin de katılım esaslı dijital bankalar olmaları sevindiricidir” şeklinde konuşan Özdemir’e göre dijitalleşme trendinin devam ettiği süreçte bu bankaların uzun vadede finans dünyasının en önemli oyuncuları konumuna gelme potansiyeli bulunuyor.