Makroekonomik istikrar Türkiye'nin uzun vadeli hedeflerine ulaşmasına destek olacaktır

HABER MASASI
Abone Ol

Türkiye, pandemi döneminde mevcut imalat potansiyeli, esnek üretim kapasitesi ve büyük piyasalara yakınlığını avantaja çevirmeyi başararak yüzde 1,9 büyüyerek salgın sürecini en az hasarla atlatmayı başarmıştı. 2022 yılında da güçlü büyüme performansını sürdüren Türkiye ekonomisi, yılın ilk çeyreğinde yüzde 7,5 büyüdükten sonra ikinci çeyrekte ivmesini artırmış ve bu dönemde yüzde 7,7 oranında büyümüştür.

Üçüncü çeyrekte ise nispi bir ivme kaybı yaşayan Türkiye ekonomisi, söz konusu yavaşlamaya karşın yüzde 3,9 oranında büyümeyi başardı ve pozitif büyüme eğilimini üst üste 9’uncu çeyreğe taşımıştır. Böylece pandemi sonrası sürecin tedarik zincirleri üzerindeki olumsuz etkilerinin sürmesi ve bilhassa enerji ve gıda fiyatları üzerinden küresel enflasyon tehlikesinin iyice gün yüzüne çıkmasının yanı sıra Rusya-Ukrayna savaşının ardından yeni bir şok yaşayan küresel ekonomik konjonktür, Türkiye ekonomisinin güçlü büyüme performansını sürdürmesini engelleyememiştir.

Yüksek seyreden jeopolitik risklere ve yavaşlayan küresel ekonomiye rağmen, Türkiye ekonomisi dinamik ve esnek yapısı sayesinde dünya ve G20 ortalamalarının üzerinde büyümeyi başardı ve bu başarı dış şoklara karşı bağışıklığını ne denli güçlendirdiğinin de bir ispatı oldu.

Önümüzdeki aylarda ve yıllarda enflasyonun inişe geçmesiyle birlikte tesis edilecek makroekonomik istikrar, Türkiye’nin uzun vadeli ekonomik hedeflerine ulaşmasına destek olacaktır.

Son açıklanan veriler, üçüncü çeyrekte ivme kaybeden Türkiye ekonomisinin, yılın son çeyreği itibariyle yeniden hız kazandığına işaret ediyor. Ekim ayına ilişkin ihracat ve sanayi üretimi artışlarının yanı sıra, toplam istihdamda kaydedilen artışlar da son çeyrekte ekonomik aktivite canlılığının arttığını göstermektedir.

Sanayi üretiminde 2021 yılı boyunca süren yıllık bazlı artış eğilimi 2022 yılında da sürmüş ve Ekim ayı itibariyle üst üste 28’inci ayına ulaşmıştır. Sanayi üretimindeki yıllık bazlı artışların sürmesi, imalat sanayimizin üretim potansiyelini göstermesi bakımından oldukça olumlu bir gösterge olmuştur.

Sanayi üretiminde yıl genelinde olumlu görünümün sürmesi işgücü verilerine de olumlu yansımış ve Ekim 2022 dönemi itibariyle toplam istihdamda ulaşılan 31 milyon 200 bin, tarihin en yüksek istihdam seviyesi olarak kayıtlara geçmiştir. Böylece bu dönemde istihdam oranı da yüzde 48’le rekor düzeye ulaşmıştır.

MÜSİAD olarak yılın ilk 9 aylık döneminde önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 6,2 oranında büyüyen Türkiye ekonomisinin bu motivasyonla gireceği 2023 yılında da üretim, ihracat ve istihdam odaklı büyüme sürecinin devam edeceğine olan inancımız tamdır. Nitekim son yaşananlar gelişmeler de Yeni Ekonomi Modelinin meyvelerini yavaş yavaş vermeye başladığını göstermektedir.

Buna ilaveten; Rusya-Ukrayna Savaşı ile ilgili risklerde bir artış gözlemlenmez ise, bilhassa 2023 yılının ikinci çeyreği itibariyle küresel ekonominin yavaş yavaş toparlanmaya başlaması söz konusu olacaktır. Böylece 2023 yılında sanayi ve ihracat rakamlarının Türkiye’de büyümeye destekleyici yönde daha fazla etki oluşturacağını tahmin ediyoruz.

Türkiye ekonomisi yıllık bazlı pozitif büyüme sürecini son çeyrekte de sürdürecek, 2021’de olduğu gibi 2022’nin de en iyi büyüyen ülkelerinden biri olacak ve Cumhuriyetimizin 100’üncü yılında da dünya ortalamasının üzerinde bir büyüme performansı yakalayacaktır.