Ticaret savaşlarının mikro muharebeleri

HABER MASASI
Abone Ol

Dünyanın en büyük iki ekonomisi olan ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşları, bütün müzakerelere ve vazgeçirme çabalarına rağmen devam ediyor. Bu savaşlardan sadece iki dev değil, büyüklü küçüklü birçok ülke, doğrudan ya da dolaylı olarak etkileniyor. Büyük savaşın bir de, nispeten küçük güçler arasında cereyan eden, manşetlere çok fazla yansımayan küçük muharebeleri var. Yaşanan ticari kapışmanın yaygınlığını ve derinliğini daha iyi anlamak için bu irili ufaklı çatışmaları gözden kaçırmamak gerekiyor.

Amerikan doları ve Çin Yuanı.

ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşının temeli, ABD Başkanı Donald Trump’ın geçtiğimiz yıl ilan ettiği kararla ülkenin çelik ithalatında yüzde 25, alüminyum ithalatında yüzde 10 gümrük vergisi uygulamaya başlamasıyla atıldı. Washington’ın Çin’den ithal edilen 800’den fazla ürüne yüzde 25 ek gümrük vergisi uygulama kararıyla ise ticaret savaşları seviye atladı. Çünkü Çin de ABD ürünlerine yüzde 25 gümrük vergisi getirerek ABD’ye misilleme yapmakta gecikmedi.

Trump yönetimi 15 Mayıs 2019’da ulusal tehlike hali ilan etti. Alınan kararla ABD firmalarının Huawei teknolojisi kullanması ve Amerikan mallarının Çin firmalarına satışı yasaklandı. Hedef Çin’in teknolojik yükselişini sağlayan Huawei gibi firmaları, telafi edilemeyecek zararlara uğratmaktı. Çünkü Trump Çin’in Huawei firmasına karşı misilleme paketini açıklarken, şirket adı vermese de iletişim alanında ulusal çıkarlarının tehlikeye düştüğünden, ülkeyi yabancı düşmanlara karşı savunmaktan söz etmişti. Bunun ardından ABD Ticaret Bakanlığı da Huawei’yi kitle imha silahları üreten firmalar listesine ekledi. Hedef olan ikincil şirketler de Huawei boykotuna uymazlarsa dünya çapında cezalandırmalarla tehdit edilince, sanayi sabotajları nedeniyle Washington’u ziyaret eden Pekin karşı tedbirler ilan etti.

En önemli meselelerden biri inovasyon

Şimdilik ticaret savaşının bitirilmesine yönelik somut bir adım atılmayacağı kesin ve ABD ile Çin arasında başlayan bu savaşın kazananının kim olacağı belirsiz.

Trump’a göre Çin, Amerikan teknolojisini ve işlerini çalıyor. ABD’li şirketler Çin’e giriş yapmak istediklerinde de onların pazara girişini engellemek için kirli oyunlar çeviriyor. Çin ise ABD’yi ekonomik tarihin gördüğü en büyük ticaret savaşını başlatmakla suçluyor. Fakat aslında ticaret savaşlarının en önemli konu başlıklarından biri inovasyon. Çünkü ABD bu alanda üstünlüğünü kaybetmeye başladığı için ciddi kaygılar taşıyor. Çin ise kendi gelişim seyrine karşılık ABD’nin ek vergi listelerinin havacılık, telekomünikasyon ve yapay zeka gibi kulvarlarda uyguladığının altını çiziyor.

Geçtiğimiz yıldan bu yana çekişmeler sürerken, iki ülke arasında yapılan görüşmelerden herhangi bir sonuç çıkmadı. Hatta mayıs ayında gerçekleştirilen yoğun görüşmelerin ardından iki taraftan yapılan açıklamalar görüşmelerin başarısızlıkla sonuçlandığını daha net bir şekilde ortaya koydu. Şimdilik ticaret savaşının bitirilmesine yönelik somut bir adım atılmayacağı kesin ve ABD ile Çin arasında başlayan bu savaşın kazananının kim olacağı belirsiz. Ancak ticaret savaşının ekonomiyi küresel çapta da etkilediği bir gerçek. Çünkü karşılıklı vergi konulan ürünler çoğunlukla dünya tedarik zincirleriyle bağlantılı. Yani ABD’nin gümrük düzenlemeleri yalnızca Çin’i değil, tüm dünyayı bağlıyor.

Küresel büyümeyi yavaşlatacak

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, haziran ayında ABD’nin Çin’den yapılan 300 milyar dolarlık ithalata yüzde 25 vergi uygulamasının, 2020 yılında küresel ekonomik büyümenin 0,4 puan azalmasına neden olabileceğini duyurdu. Fitch’ten yapılan açıklamada, küresel ekonomik gelişmelere ilişkin değerlendirmelere de yer verildi. Açıklamada son küresel ekonomik görünüm raporuna kıyasla küresel ekonomi için bu yıl büyüme tahmini yüzde 2,8’den yüzde 2,7’ye, gelecek yıl için de yüzde 2,7’den yüzde 2,4’e çekildiği bildirildi. Ayrıca 2020 yılında Çin’in ekonomik büyümesinin 0,6 puan, ABD’nin ekonomik büyümesinin ise 0,4 puan azalmasının beklendiği kaydedildi.

Oxford Economics ABD Baş Ekonomisti Gregory Daco da mayıs ayında ABD’nin Çin’den ithal ürünlere getirdiği ek verginin 2020’ye kadar küresel ekonomiden 105 milyar dolar götüreceği bilgisini paylaşmıştı. Gregory Daco söz konusu kararların 2020’ye kadar Çin ekonomisine negatif etkisinin ise yüzde 0,8’i bulacağını söyledi.

Daco ayrıca Çin’in karşılık olarak 60 milyar dolarlık ABD malından aldığı gümrük vergisini yüzde 8’den yüzde 25’e yükseltmesiyle 2020 yılına kadar bu savaşın ABD ekonomisine negatif etkisinin yüzde 0,3 olacağını da belirtti. Oxford Economics ABD Baş Ekonomisti Gregory Daco “Ticaret savaşlarının kazananı olmuyor, kenardan izleyenler bile zarar ediyor” değerlendirmesinde bulundu.

Bütün dünyayı etkiliyor

Karşılıklı hamleler doğal olarak Türkiye’yi de ilgilendiriyor. Çünkü geçtiğimiz aylarda ABD Başkanı Trump, Türkiye’yi Genelleştirilmiş Tercihler Sistemi (GTS) programından çıkarınca çelik ithalatına uygulanan vergi yüzde 50’ye, alüminyum ithalatına uygulanan vergi ise yüzde 20’ye yükseldi. Ancak çok geçmeden ABD’nin Türkiye’den ithal ettiği çelik ürünlerine uyguladığı yüzde 50 oranındaki gümrük vergisi tekrar yüzde 25’e indirildi.

  • Yani Türkiye açısından çelik ithalatına uygulanan gümrük vergisi konusunda pek bir değişiklik olmadı. Fakat muaf tutulan ülkeler dikkate alındığında, listedeki ürünlere getirilen ilave gümrük tarifelerinden en çok etkilenen ülkeler arasında Türkiye de yer almış oluyor.

ABD’nin İran’a uyguladığı yaptırımlarda olduğu gibi Çin’e yaptırımlarından da Avrupa ülkeleri ile Japonya başta olmak tüm dünya etkileniyor. Uzmanlar ise ABD’nin Çin kuruluşu Huawei’e karşı yürüttüğü ticaret savaşında, ikincil ilişkiler kapsamındaki ülkelerin uğrayacağı zararlar konusunda Almanya ve Avrupa Birliği’ni özellikle uyarıyor. Çünkü ABD’nin Çin Halk Cumhuriyeti’yle ekonomik savaşı, Almanya ekonomisini daha şimdiden vuruyor. Bu sebeple düzenlemeler karşısında Avrupa Birliği (AB) Amerikan mallarına karşı 20 milyar euro değerinde bir vergilendirme hazırladı.

Bu konuda çalışmaları süren Alman dış politika bülteni German Foreign Policy (GFP) bir süredir ABD’nin Çin’in iletişim devi Huawei şirketine karşı yaptırımlarını ve bunun ikincil konumda etki alanına giren

AB ülkelerine açtığı zararları inceliyor. Çünkü Çin ile ABD arasındaki karşılıklı hamleler, Alman firmaları için taraf ülke şirketlerine nispetle daha yüksek risk oluşturuyor. 2018 yılı ihracatında ABD’nin birinci olduğu, Çin’in ise üçüncü sırada olduğu, ihracata dayalı Alman ekonomisi her iki tarafın önlemlerinden de zarar görüyor.

Japonya ve Güney Kore arasında yeni gerilim

Asya’nın temel ekonomik oyuncuları.

Dünyanın en büyük iki ekonomisi olan ABD ve Çin geniş çaplı ek gümrük vergileri üzerinden sürdürdükleri gerilimi müzakere etmeye devam ederken, Asya’nın temel ekonomik oyuncuları, politik ayrılıklar üzerinden kendi ticaret savaşlarına yakın görünüyor.

  • Japonya ve Güney Kore arasında temmuz ayı başlarında yaşanan gerilim Japonya’nın Güney Kore’nin teknoloji sektörünü hedef alan kısıtlamalarıyla derinleşti.

Gerginlik aslında Güney Kore Yüksek Mahkemesi’nin geçen yıl kasım ayında Nippon Çelik Şirketi ve Mitsubishi Ağır Sanayi Şirketi aleyhine açılan davalarda, şirketleri, zorla çalıştırdıkları Güney Koreli işçilere tazminat ödemeye mahkum etmesiyle başladı. Karar, görülmekte olan benzer davalara emsal teşkil etti ve diğer Japon şirketleri de art arda tazminata mahkum oldu. Japonya ise Güney Kore ile 1965’te diplomatik ilişkilerin normalleşmesi için yürütülen görüşmelerin ardından imzalanan anlaşmayla Güney Kore’ye aktarılan hibe, bağış ve kredilerin savaş tazminatı niteliğinde olduğunu, yani anlaşmayla tazminat konusunun kapandığını ileri sürdü. Buna karşılık Güney Kore, insanları sömürge yönetimi altında zorla çalıştırmanın insanlığa karşı suç olduğunu, haksızlığa uğrayanların yargı önünde haklarını aramasının iki ülke arasında imzalanan anlaşmalarla sınırlanamayacağını savunuyor.

Son olarak Japonya Ekonomi Ticaret ve Teknoloji Bakanlığı Güney Kore’den florlanmış polimid, hidrojen florid ve resist maddelerinin ithalatının bireysel izne bağlı hale getirileceğini duyurunca, Güney Koreliler de cevaben Japon ürünleri için boykot çağrısında bulundu.

Mevcut gerilimin derinleşmesinde payı olan G-20 zirvesinde iki ülke liderlerinin görüşememesi ile zaten Güney Kore Kospi Endeksi yüzde 4, Japonya Topix Endeksi ise yüzde 1 gerilemişti.