Orta Doğu yarışları fazla mı?

MUHAMMED KAYA
Abone Ol

Gözümüz aydın artık Orta Doğu’da iki yeni pistimiz daha var. Üstelik Türkiye’nin –umuyoruz şimdilik- olmadığı bir takvimde.

Orta Doğu ülkeleri motor sporlarındaki itibarını artırmaya çalışırken bunun en prestijli olanına rotayı çevirdi. Suudi Arabistan ve Katar bu yıl da koşulacak şekilde uzun yıllar takvimde olacak. Bu pistlerin dâhil edilmesi ile Orta Doğu’da yarış sayısı 4oldu.

Bu sayının artması ile de özellikle Formula 1 kamuoyunda, insan hakları konusunda hâlâ tartışmalı olan ülkelerde yarış yapma noktasında eleştiriler yükseldi.

We Race As One mesajına sahip bir organizasyonun bazı fıtri insan haklarını tanımayan ülkelerde yarış yapacak olması huzursuzluk yarattı.

Orta Doğu’da ilk Grand Prix 2004 senesinde Bahreyn’de yapıldı. Veliaht Prens Shaikh Salman bin Hamad Al tarafından başlatılan pist inşası, esasında ulusal bir hedefti. 2004’te yapılan ilk yarıştan bu yana ülke imajını şekillendirmek için profili yüksek uluslararası etkinlikler de Grand Prix sonrasında yapıldı. Formula 1 ülkenin prestijini yukarılara çekti.

2009’da Abu Dabi’nin de Yas Marina pisti ile takvime dâhil olması ile Orta Doğu ile ilgili başka ülkeler son yıllara kadar hiç konuşulmadı. 2015 yılında Katar iddiaları ortaya atıldığında, bir soru üzerine Formua 1’in eski patronu Bernie Ecclestone ‘’Orta Doğu’da yeterince yarış var.’’ demişti.

Ancak Liberty Medya’nın Formula 1’i devralmasından sonra, global ölçekte her kıtaya nüfuz etmekte kararlı olan Formula 1, bunu başarmaya doğru adım adım gidiyor. Amerika’da yarışlarının artırılması, Avrupa’nın kült pistlerine dönülmesi ve Orta Doğu’da yarış sayısının iki katına çıkarılması bunlara önemli örnekler.

Suudi Arabistan ve Katar Formula 1 ile 10 yıllık sözleşme imzaladılar. Cidde’de ‘’Formula 1’in En Hızlı Cadde Pisti’’ mottosu ile bir pist inşa ediliyor. Hâlâ hazırlıkları süren pistte 3-5 Aralık tarihleri arasında yarış yapılacak. Losail Uluslararası Pisti de Katar GP’ye ev sahipliği yapacak.

2013’ten bu yana Bahreyn’de yapılan yarışlara katılım %33 oranında arttı. Abu Dabi GP ise zaten tıpkı Orta Doğu’nun Monako GP’si. Oldukça şaşalı gerçekleştirilen etkinliğe multi-zenginler, ünlüler ve televizyoncular yoğun bir katılım sağlıyor. Katılımın artması bölge halkının da oldukça ilgisini çekiyor.

Bahreyn yarışları gece yapıldığı için evde televizyon başında izleyenlere de oldukça yüksek seyir keyfi sağlıyor. Ne yazık ki aynı şeyi Yas Marina için söyleyemem. Yapılmak için yapılıyor gibi geliyor bana. Sürekli –genellikle- olarak son yarış olarak yapılan Abu Dabi belki de takvimdeki yerinden dolayı pek de keyif vermiyor. Tasarımında da eleştirilecek yönler var tabii: 5. ve 6. şikan; 11.-12.-13. viraj ve son sektördeki 90 derecelik dönüş bu tasarımın önemli eksileri.

Bu sene 5. ve 6. şikan ortadan kaldırıldı neyse ki. 11, 12, 13 ve 14 numaralı dört keskin viraj uzun bir düzlüğün sonundaki viraj ile değiştirildi. Piste inişler ve çıkışlar da eklendi.

  • Yarış içi değil de, öncesi ve sonrası Abu Dabi’de oldukça etkileyici. Konserler, F1 Fan Zone ve Pilot Tanışmaları gibi etkinlikler ile canlı bir hafta geçiriliyor. Bahreyn, Losail ve Yas Marina pisti arasında toplamda 11 saatlik bir araba sürüşü ile tüm etkinliklere dâhil olabiliyorsunuz. Orta Doğu fırsatı.

Asıl soru burada başlıyor işte, böyle bir fırsat varken ‘Avrupa’dan veya başka yerlerden bu yarışlara katılım oluyor mu?’ ve ‘Orta Doğu teorik olarak tek ırka sahip ve bu değişimin içinde dört yarış yapmak mantıklı mı?’ diye sorular soruluyor.

Bu soruları elbette Avrupalı sporseverler soruyor. Belki de zaman zaman biz. Formula 1 ‘Dünya Şampiyonası’ olarak lanse ettiriliyorsa elbette gidebildiği her kıtaya, her ülkeye gitmeli. Bunun yanı sıra Formula 1’in bir işletme olduğunu da unutmamak gerekiyor.

Daha detaylı söyleyeyim o zaman: Forbes Dergisi, Bahreyn'in 2019'da yarış başına ortalama katılım ücretini 28,7 milyon $ olarak belirtirken şimdi ise ücretinin yaklaşık 53 milyon $ olduğunu tahmin ediyor. CNN de Abu Dabi'nin ücretinin 84 milyon $ olduğunu söylüyor. Bu gelirler serinin devamlılığı için oldukça önemli veriler.

Diğer taraftan esas endişe Orta Doğu'yla ilgili bölgenin kötü insan hakları sicili.

İnsan Hakları İzleme Örgütü, Suudi Arabistan ve BAE yarışlarından dolayı Formula 1 yönetimini kınayan bildiriler/endişeler de yayımladı.

Dediğim gibi, Formula 1 ticari bir işletme ve neden sadece bu organizasyona böyle bir kimlik kazandırılmaya çalışılıyor? Üstelik Çin ve Rusya gibi insan hakları ihlallerinin olduğu diğer ülkelere neden kınama yayımlanmıyor?

FIA Başkanı Jean Todt da Formula 1'in insan haklarından dolayı gündeme gelen/getirilen ülkelere gitmelerini gerektiğini söylüyor ve bu sporun siyasetten uzak durması gerektiğini de ekliyor.

Üstelik kameraların döndüğü bu ülkelerin konuşulması; bahsi geçen ülkelerin kendilerini sorgulamasına teşvik edecektir. Bu ülkeleri kendi başlarına bırakırsak, esas o zaman bazı olaylar devam eder.

Formula 1 Kuzey Afrika ve Güney Afrika’ya da gitmeli. Örneğin, Fas'taki Circuit International Automobile Moulay El Hassan revize edilerek Fas'ta bir Formula 1 yarışı yapılabilir. Güney Afrika'daki Kyalami Pisti için de aynı durum geçerli. Formula 1 eğer bir Dünya Şampiyonası ise her kıtaya adım atmalı ve bence ileride atacaktır da.