Ankara’nın kent silüetini değiştiren Stad Oteli ve modern otel tasarımları
10:00, 30/01/2023, PazartesiG: Güncelleme: 20:52, 14/01/2026, Çarşamba

Stad Oteli, Kaynak: Doğan Tekeli Arşivi, Salt Araştırma.
Stad Oteli, Ankara’da brütalist mimarinin ilk ve önemli örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Doğan Tekeli, Sami Sisa ve Metin Hepgüler’in bir yarışma sonucunda tasarladığı yapı, her yönde farklılaşan cephe tasarımı ile dikkat çekiyor. Büyük Ankara Oteli ile birlikte Ankara’daki kent silüeti değişimini büyük ölçüde etkileyen yapılar olarak tarihe geçiyor.

Başkent ilan edildikten sonra planlı bir şekilde hızla büyüyen Ankara, kentleşme sürecini etkileyen önemli dönüşümlerden birini 1950’li yıllardan itibaren yaşıyor.
1924 Lörcher Planı
ile eski şehrin etekleri ve Ulus Meydanı
çevresinde genişleyen kent, Jansen Planı
’na göre bu alandan güneye ve Kızılay Meydanı’na doğru ilerliyor
ve 50’lerde Uybadin-Yücel Planı
ile birlikte güney ve batı yönünde
yayılıyor.Devlet karayolları ile tüm Türkiye’ye bağlanan Ankara,
ülke genelinde aldığı göç nedeniyle hızlı ve plansız bir şekilde büyümeye başlıyor.
Bu plansızlık konut ve altyapı eksikliğinin gecekondulaşmayı artırması
sonucunda Ankara’nın genel çehresini düzenlemek için çeşitli hamleler planlanıyor. Bu süreçte sadece kalıcı barınmaya dair değil kente ziyarete gelenlerin de kalacağı yer büyük bir sorun teşkil ettiği için farklı otel yapıları için girişimler yapılıyor. 1950 sonrasına denk gelen bu dönemde, yeni oteller kendilerine iş merkezlerinin güney uzantısında
yer buluyor.Büyük otellerin gelişiminde önemli hamlelerden biri olan
Büyük Ankara Oteli 1960
yılında Marc Saugey ve Yüksel Okan
tarafından, Stad Oteli
ise 1964
yılında Doğan Tekeli, Sami Sisa ve Metin Hepgüler
tarafından tasarlanıyor. Her iki yapı da yüksek katlı yapılar olmaları, yüksek yapı teknolojilerini kullanmaları
ile öne çıkarken kent silüetinin büyük ölçüde değişmesine
neden oluyorlar. Bu yapıların incelenmesi dönem hakkında pek çok bilgi edinmemizi sağlıyor.
Stad Oteli,
T.C. Emekli Sandığı’nın Ankara'da Otel-Sinema Tesisleri
yaptırmak için açtığı yarışma sonucunda ortaya çıkıyor. İki aşamalı olarak gerçekleştirilen yarışmanın
ilk etabında arsada nasıl bir tesisin yapılacağına ve bina programına
karar verilirken ikinci etapta bu projeyi hangi müellifin yapacağı
belirleniyor. Jürisinde Orhan Alsaç, Adnan Kocaaslan, Orhan Dinç, Neş'et Arolat, Bedii K. Savaş’ın
yer aldığı yarışmada birincilik ödülünü Sami S. Sisa, Metin Hepgüler ve Doğan Tekeli,
ikincilik ödülünü Yüksel Okan ve Bedii Görkem
, üçüncülük ödülünü ise Polat Sökmen ve Oktay Uzel
alıyor. Yarışma raporunda birinciliğe hak kazanan projenin her birime özel bir mimari karakteri olmasının olumlu bulunduğu belirtiliyor. Statik projesini Rasin Etiman
’ın, tesisat projesini Ethem Maden
’in, elektrik projesini Bülent Çedetaş
’ın hazırladığı projenin dekorasyonunda Metin Hepgüler
ile birlikte Alev Hepgüler
’in imzası bulunuyor. 1970 yılında inşaatı tamamlanan
otelin maaliyeti o dönemin fiyatlarına göre yaklaşık 20 milyo
n tutuyor.
Bina programında
otelin yanı sıra lokanta, sinema, mağaza/çarşı ve garaj birimlerinin
de bulunduğu kompleks
, Ankara’nın önemli akslarından biri olan İstasyon-Ulus aksında inşa ediliyor. Stadyum ve Gençlik Parkı’nı gören hakim bir konumda olması
yapının kent hafızasındaki değerini artırıyor. Yapı, simgesel duruşuyla da kentlilerin hafızasına kazınırken 1970-1980’li yıllardaki kartpostallara
bakıldığında bu durumu kanıtlar nitelikte komplekse sıkça yer verildiği görülüyor.
II. Dünya Savaşı sonrasında
modernizmin bir icrası şeklinde ortaya çıkan brütalizmin Türkiye’deki önemli örneklerinden biri konumundaki Stad Oteli,
Ankara’da bu akımın ilk örneği olmasıyla mimarlık tarihinde öne çıkıyor. Reyner Banham
’ın geliştirdiği teorilerle şekillenen 3 temel ilkesiyle brütalizm;
imge olarak akılda kalan, strüktürünü açıkça sergileyen ve malzemeyi kaynağından çıktığı halde kullanan bir akım olarak anılıyor ve Stad Oteli’nin bu üç ilke çerçevesinde şekillendiği görülüyor.

Girişi, asma katı ve teknik
birimleriyle birlikte 22 kat
olarak kurgulanan kompleksin 15 katı konaklama birimleri
için ayrılıyor. 45 tanesi tek kişilik, 90 tanesi çift kişilik duşlu
odanın yanı sıra 90 tane çift kişilik banyolu
odasıyla otelde toplam 225 oda ve 405 yatak kapasitesi
bulunuyor. 2. sınıf olarak düşünülen otel bloğunda üçü misafirlerin
kullanımına biri yük taşımaya
yönelik 4 asansör
yerleştiriliyor. Lokanta biriminin zemin katı pastane
olarak kullanılırken birinci kattaki lokanta 150 kişiye hitap edecek
şekilde kurgulanıyor. Bu bloğun bodrum katı soğuk hava depoları ve erzaklar
için ayrılıyor.
İstasyon Caddesi’ne bakan yönde yerleştirilen çarşı biriminde yer alan 4 dükkan asma katlı olarak inşa edilirken bu bloğun altına 150 araçlık bir garaj konumlandırılıyor. Sinema bloğunun giriş katı fuaye ve bilet gişelerine ayrılıyor. Üst kata yerleştirilen sinema salonu ise yaklaşık 900 kişilik bir kapasiteyle tasarlanıyor. Tüm işlevleriyle birlikte kompleks 20000 metrekare olarak kurgulanıyor.

Arkitekt dergisinde yapıya ayrılan bölümde yapının
benzer nitelikteki yapılardan çok daha ucuza mal edildiği
ve inşaat süresince hemen hemen hiçbir ithal malzeme kullanılmadığı
belirtiliyor. Otelin zemin ve asma katındaki perde duvar ve kolonlarda cilalı bir beton yüzey elde etmek için elkadür isimli levhalar
, yatak katlarındaki perde duvar ve kolonlarda ise 10 cm genişliği bulunan ahşap kalıplar
kullanıldığı belirtiliyor. Böylece yapının içinde iki ayrı görünüşte beton yüzeyler elde ediliyor.

Otelin strüktürünü oluşturan perde duvarlar, brütalizm ilkelerindeki gibi
dışarıdan açıkça algılanabiliyor
ve kütle strüktürle birlikte şekilleniyor.
4 cephesinde de beton kullanılan ve her bir cephede ayrı bir görünüm elde edilen kompleks, Ankara’da dikkat çeken bir hale bürünüyor. Yatak odaları manzara yönelecek şekilde planlanıyor. İç mekan tasarımında da betona eşlik eden cam ve ahşap yüzeyler
kontrast oluşturarak yapıya farklı bir atmosfer sağlıyor. Lokanta biriminde ahşap kaplamalar ve alana özel tasarlanan ahşap mobilyalar
ile sıcak bir ortam kurgulanıyor. Projede lokanta biriminin önünde bir havuz konumlandırılırken zamanla bu havuz kaldırılarak yerine sert bir zemin üzerine oturma birimleri yerleştiriliyor.
21 Temmuz 1969
’da dönemin başbakanı Süleyman Demirel
’in katılımıyla açılan Stad Oteli, başlangıçta Emekli Sandığı
tarafından işletilse de 2000’li yılların başında işletmesinin uluslararası otellere devredilmesi
için ihale açılıyor. Bu devir işlemi sonrasında otele yenileme çalışmaları yapılıyor ve otel Radisson Blu Hotel Ankara
ismiyle 2004’te yeniden hizmete açılıyor. Cephe boyasıyla birlikte bazı değişimler geçiren Stad Oteli, günümüzde misafirlerini ağırlamaya ve Ankara’da brütalizmin önemli temsilcilerinden biri olmaya
devam ediyor.Stad Oteli
Doğan Tekeli, Sami Sisa ve Metin Hepgüler
Proje başlangıç yılı
Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.