Eski İstanbul’un tekinsiz mekanı: Melekgirmez Sokak

Tasvir - Doğukan Karakoç.
Tasvir - Doğukan Karakoç.

İstanbul’un yediden yetmişe herkesi etkileyen ve kendinden parçalar bulabileceği bir varoluşu vardır. Bu varlık birçok katmandan oluşur. Kimi biricik doğal şekillenmesine hayran olur, kimi beşerî yapılarında kaybolur. Gel gelelim hem yerin üstünde hem de altında; binlerce yıllık bir tarihi ve yaşanmışlıkları taşımak kolay değildir. Şehrin kimi yerlerinde, bu tarihsellik yoğunlaşarak adeta kalıbına sığmayıp taşar; işte buralarda kendimizi mistik bir atmosferin içinde bulur, düşüncelerimizi sadece mekânı hissetmeye ve onu tanımaya bırakırız. Buralarda aklımızda bin bir olay canlanır; vaktiyle aynı sokaktan geçip gitmiş insanlar, binaları inşa eden işçi ve mimarlar, geçmişteki insanların burada şahitlik ettiği olaylar Mimar Doğukan Karakoç’un kaleminden sizlerle..

Mekanların güncel çehresinden, onların evveliyatını anlamaya çalışmak, bir nevi bulmaca çözmek gibidir; bu yönüyle zevkli bir uğraş da verir. Fakat bazen görüntü yanıltıcı olabilir. Hele ki böylesine büyük ve etkili olaylara gebe bir şehirde. O anlarda yüksek duvarların, neşeli kalabalığın ve şehrin gürültüsünün ardındaki saklı ve karanlık gerçeği hissedebilmek gerekir. İşte tarihin nabzının attığı gizil mekanlardan biri de, bugün Eminönü ile Sirkeci arasında kalan Bahçekapı’da, eski adıyla Melekgirmez Sokak olarak bilinen mevkidir. Melekgirmez Sokağın ismi ile müsemma namını anlayabilmek için, evvela İstanbul’un tarihindeki veba ile imtihandan bahsetmek gerekir.

Tasvir - Doğukan Karakoç.
Tasvir - Doğukan Karakoç.

Veba salgını, tedavi ve önlemleri bulunana kadar, geçmişte dünyanın dört bir yanında insanlığın kâbusu olarak sık sık nüksetmiştir. Batı coğrafyasında Kara Ölüm olarak da adlandırılan bu habis hastalık, Orta çağda tüm Avrupa nüfusunun % 30 ile % 60 arasında bir değerini yok etmiştir. Öncelikle Doğu Asya coğrafyasında bir salgın haline gelip buradan yayıldığı düşünülen hastalık, zamanla Avrupa içlerine ilerlemiş, bölgedeki etkisini yitirmeye başladıkça Anadolu’ya da nüfus etmeye başlamıştır. Vebanın, ilk tam olarak hangi tarihte İstanbul’da ciddi bir yaygınlık kazandığı bilinmemekle birlikte, salgının başlangıcına dair rivayetler bulunmaktadır.

Tasvir - Doğukan Karakoç.
Tasvir - Doğukan Karakoç.

Bu rivayetlerin başlıcası Evliya Çelebi’nin meşhur seyahatnamesindedir. Çelebi, eserinde İstanbul’un nigahbanı, gizli tılsımlardan bahseder. Bunların on birincisi ise, salgın hastalıklar için inşa edilmiştir. İlgili anlatıya göre, vakti zamanında Sultan Bayezid-i Veli Hamamı’nın bulunduğu yerde 80 arşın, dört köşe ve tek parça bir sütun bulunmaktaydı. Bu sütunu, Gezbazya adlı kadim bir kâhin tılsımlamıştı. İşte bu tılsım, Evliya Çelebi’nin anlatısına göre, Bayezid-i Veli tarafından yıktırılmış ve yerine bir hamam yaptırılmıştır. Bu vakadan sonra ise şehirde sonu gelmez veba vakaları başlamıştır.

Tasvir - Doğukan Karakoç.
Tasvir - Doğukan Karakoç.
Tasvir - Doğukan Karakoç.
Tasvir - Doğukan Karakoç.

Tarihsel kayıtlarda İstanbul’da özellikle 1705, 1726, 1750, 1751, 1778 ve 1812 yıllarında tekrarlayan ataklarla şiddetli veba salgınları yaşandığı görülmektedir. 1750 yılında tam üç ay boyunca İstanbul’da günde yaklaşık olarak 1000-1200 kişinin öldüğü zamanlara tanık olunmuştur. 1811-1812 yıllarında İstanbul’da etkili olan veba salgınlarında en az 100.000 kişinin ölmüş olduğu düşünülmektedir. Tüm bu acı gerçeklik devam ederken İstanbul halkının yaşadığı dehşet öngörülemez boyutlara ulaşmıştır. Sokaklar kimsesizlerin cesetleriyle, haneler sevdiklerinin arkasından feryat edenlerle dolmuştur.

Tasvir - Doğukan Karakoç.
Tasvir - Doğukan Karakoç.

İşte İstanbul’un böylesine elim sahnelere sahiplik ettiği zamanlarda, insanların ruhlarını teskin edebilmek ve endişelerini giderebilmek hasebiyle, bir yandan minarelerden gece gündüz hastalığa karşı şifa umuduyla dualar okunuyor, bir yandan da dünyevi çareler aranıyordu. Salgına karşı imkânı olanlar kendini tecrit ederek güvende kalmaya çalışıyordu, fakat buna imkanı olmayanlar için vebadan kaçabilmek ancak bir düştü. Hastalık, avını arayan vahşi bir yaratık gibi sokaklarda kol geziyordu; insanlar artık ne olursa olsun bu belanın nedenini bulmak ve yok etmek konusunda sarsılmaz bir niyetle dolmuştu.

Tasvir - Doğukan Karakoç.
Tasvir - Doğukan Karakoç.

19.yüzyıl başı İstanbul’u, özellikle Galata ve Beyoğlu, nüfus yoğunluğu ve sosyal yaşantıdaki alışkanlıklar sebebiyle vebanın yoğun olarak yaşandığı odaklar haline gelmişti. Söz konusu bu mekanlar, aynı zamanda şehirdeki hijyen eksikliğinin en ileri seviyede hissedildiği yerlerdi. Bu bölgelerde yoğunlaşan ticaret hanları, liman boyu uzanan sokaklar ve kirli mahalleler, kışlalar, bu illet hastalığın membaına dönüşmüşlerdi. Hakikat odur ki, hijyen problemleri bu hastalığın en büyük sebeplerinden biriydi, ve halk da bunun idrakine yavaş yavaş başlamıştı. Fakat bunun yanında, ilahi bir dokunuşun da bu illetin sebebi olabileceği yaygın bir biçimde düşünülüyordu. Yıllar boyu süregelen günahkarlıklar, kutsal düzeni lekeleyen yaşantılar, halk için mutlaka bu cezalandırılmanın sebebi olmalıydı. İşte burada kitleler, kederini ve öfkesini akıtacağı bir günah keçisinin arayışına girdi.

Tasvir - Doğukan Karakoç.
Tasvir - Doğukan Karakoç.

Arayışın sonucunda beliren hayırsızlık semtleri içinde, belli başlıları öne çıkmıştı; bunlardan biri de yazımızın konusu olan Melekgirmez Sokağı’dır. Bahçekapı haricinde yer alan ve bekâr odalarının bulunduğu Melekgirmez Sokağı, gerek meskende yaşanılan taşkınlıklar, gerekse bakımsız haliyle, İstanbul halkının eski tabirle ‘ırz ehli’ olarak nitelendirilen kesiminin rahatsızlığını üstüne çekmiş bir mevkiydi. Sokaklarından envaı çeşit haşerat ve kemirgen eksik olmaz, evler bakımsızlıktan harabe bir vaziyette dökülürdü. Gece- gündüz demeden musiki gürültüleri kabadayı naralarına karışır, karanlıkta sağ girenin aydınlıkta cansız bedeni bir kuytuda bulunabilirdi. Buralar ahalinin yaka silktiği eşkıyaların, yeniçeri bozguncuların, kabadayılar ve zorbaların, uygunsuz işlerle kirlettiği bir suç meskeni haline gelmişti.

Tasvir - Doğukan Karakoç.
Tasvir - Doğukan Karakoç.
Tasvir - Doğukan Karakoç.
Tasvir - Doğukan Karakoç.

Ahmet Rasim, Fuhş- i Atik kitabındaki makalelerinden birinde, bu mevki hakkında şöyle der:

“Yeniçeriliğin son yıllarında, bu asker ocağı bir haşarat haline gelmiş ve kayıkçı, mavnacı, hammal gibi berâk uşakları yeniçeri yazılıp, Bahçekapı iskelesi ve civarını türlü fuhuş ve rezaletin sokaklara taşdığı bir semt haline getirmişlerdi.”

İşte bu ve benzeri görüşler, halkın içinde günden güne alevlenirken, alevler saraya da sıçramış, çevresindeki yöneticilerin de ısrarıyla ıslahatçı padişah 2.Mahmud, bu bekar odalarının yıktırılması ve bu habis mekandan ilelebet kurtulunması kararını almıştır. Melekgirmez Sokak’a ek olarak, Galata’daki kalyoncu odaları da aynı şekilde söz konusu yıkımdan paylanmıştır. Bunca eşkıya ve düzen tanımazın yerinden edilmesi elbette kolay olmamış, yıkım sırasında yer yer çatışmalar ve kargaşalar yaşanmıştır.

Tasvir - Doğukan Karakoç.
Tasvir - Doğukan Karakoç.
Tasvir - Doğukan Karakoç.
Tasvir - Doğukan Karakoç.

Yıkım süresince ortaya çıkan görüntüler en az sokağın faal hali kadar dehşet verici olmuştur. Girilen odalarda yıllanmış insan iskeletleri ve kimsesiz bebek cesetleri dahi bulunmuştur. Bu vaziyet halkta bir infial yaratmış, bekâr odalarının tespit edilen sakinleri, ibret için cezalandırılmıştır. Halk ve askerler tarafından linç edilmişler ve Yeniçeri Ağasının makamı olan Ağa Kapısı mevkiinde idam edilmişlerdir.

Tasvir - Doğukan Karakoç.
Tasvir - Doğukan Karakoç.
Tasvir - Doğukan Karakoç.
Tasvir - Doğukan Karakoç.

Yıkımdan sonra, artık bu mahalin “Melek girmez’’ olarak akıllara kazınan adının bundan böyle değişmesi gerektiği düşünüldü. Eski bir şer yuvasının, artık bir ibret ve hayır meskeni olarak anılması için burada bir cami inşa edildi ve yapıya hak yolunda olmak manasında “Hidayet” adı verildi. Bu caminin, ismi gibi bölgeyi hayra çıkaracağı niyet edildi.

Tasvir - Doğukan Karakoç.
Tasvir - Doğukan Karakoç.

Bekar odalarının yıkılmasının akabinde, aynı mevkide camiye ek olarak ticaret dükkanları da inşa edildi ve bu tarihten sonra bölge bugünkü temel çehresine kavuştu. Hastalık bahane mi oldu bilinmez ama, İstanbul ahalisi o günden sonra şüphesiz ki kendini daha huzurlu hissetti. İşte Melekgirmez Sokak’ın tekinsiz öyküsü böylelikle sona erdi. Şimdi o metruk harabelerin yerinde yükselen pırıltılı yapılar ve vakur bir cami olsa da, karanlığı dinleyebilenler hala burada bazı gece vakitlerinde yeniçeri zorbalarının feryatlarını işittiklerini söyler.

Tasvir - Doğukan Karakoç.
Tasvir - Doğukan Karakoç.
KAYNAK / GENC, OZLEM, KARA ÖLÜM: 1348 VEBA SALGINI VE ORTAÇAĞ AVRUPASINA ETKİLERİ TURNA, NALAN, İSTANBUL’UN VEBA İLE İMTİHANI: 1811-1812 VEBA SALGINI BAĞLAMINDA TOPLUM VE EKONOMİ, STUDİES OF THE OTTOMAN DOMAİN KOCU, RESAT EKREM, TARİHİMİZDE GARİP VAKALAR, DOĞAN KİTAP KOCU, RESAT EKREM, İSTANBUL ANSİKLOBEDİSİ, İSTANBUL YAYINEVİ GEZER, ONUR, ÇİZGİNİN DIŞINDAKİLER: OSMANLI İSTANBUL’UNUN AYKIRI BEKÂRLARI VE BEKÂR GİRER “MELEK GİRMEZ” ODALARI, SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ GUNES YAGCİ, ZUBEYDE, OSMANLI TOPLUMUNDA MAHALLENİN DIŞINDAKİLER: BEKAR ODALARI VE BEKARLAR GÖRSEL TASVİRLER YAPAY ZEKA İLE YARATILMIŞTIR.