Pandemi ve Kent: Dublin

Pandemi ve Kent: Dublin.
Pandemi ve Kent: Dublin.

Yaşamını Dublin’de sürdüren Kübra Aydın’ın pandemi sonrası değişen ‘kentteki yaşam düzeni’ ve ‘gözlemlerine’ ilişkin yorumları bizi kilometrelerce uzakta yeni bir yaşama götürüyor. Pandemiyle birlikte İrlanda kültürü ve Dublin mekanlarındaki önemli noktalarda meydana gelen değişimleri ele alan Aydın, şehrin dönem içerisindeki yansımalarını birçok açıdan alışılmışın dışında bir profil ile açıklıyor. Kendisinin izlenimleri, Karşılaştırmalı Kentler serimizde sizlerle…

İÇİNDEKİLER

Pandemi Gölgesinde Dublin

İrlanda’nın doğu kıyısında yer alan, kendi içinde 24 parçaya ayrılmış başkent Dublin için Türkiye’nin İstanbul’u diyebiliriz. İrlanda’ya gelen Türklerin de çoğunlukla ilk tercihi olan bu şehir, birçok ülkeden aldığı göçlerle 1.3 milyon nüfusa sahip. Şehrin mimari dokusuna bakıldığında tuğla duvarlar, az katlı binalar, yeşil bahçeler ve renkli kapılar ile İngiliz esintileri bariz bir şekilde görülüyor. Şehir bordo, gri ve yeşil hakimiyetinde. Ayrıca ada ülkesi olmanın getirdiği sıcakkanlılık ve sakinlikle bir başkente göre kaostan uzak diyebiliriz.

Pandemi ve Kent: Dublin, görsel 2.
Pandemi ve Kent: Dublin, görsel 2.

İrlandalılar eğlenmeyi seven, geleneksel müzik ve dans kültürlerini koruma konusunda oldukça hassas bir millet. İşte tam da bu noktada publar mekan kurgusu işleyiş ve tarihsel açıdan oldukça büyük önem kazanıyor. İrlanda denildiğinde akla gelen ilk kelimelerden biri olan “pub” zaten diğer kelimeleri de kapsıyor: müzik, dans, samimiyet ve eğlence. Oldukça cana yakın bir millet olan İrlandalılar bunu mekan kurgularına da işlemiş diyebiliriz.

Küçük ve dar mekanlarda oluşan gösterişten uzak, samimi atmosfer Dublin için olmazsa olmaz. Tarihsel arka planı ve turistler tarafından gördüğü yoğun ilgiyle Dublin’in sembolü haline gelen Temple Bar’dan bahsetmemek olmaz. Bulunduğu bölgeye adını vermiş bu küçük pub kırmızı cephesiyle adeta ben buradayım diyor. Dışarıdan bakıldığında mekanın kapılarını bu denli bir dünyaya açacağını kestirmek güç. İçeri girdiğinizde küçük küçük bir sürü odadan oluşan, her köşesinde hatıraların yer aldığı ve insanların iç içe olduğu bir mekanla karşılaşıyorsunuz.

İrlanda’da bulunan çoğu pub da olduğu gibi Temple Bar’da da her zaman canlı müzikle karşılaşma ihtimaliniz çok yüksek. Çoğu zaman geleneksel müziklerin yankılandığı bu mekandan geleneksel dans figürleri de eksik olmuyor. Mekan adeta kendini kendi tarihiyle dolduran bir tür canlı. Çünkü yaşadığı sürece duvarlardan tavanlara kadar taşan anılar artarak mekanı doldurmaya devam edecek. Pandemi ile beraber uygulanan kısıtlamalar dahilinde Temple Bar da kapılarını ziyaretçilerine kapattı. Temple Bar’ın kapanmasıyla beraber Dublin’in sosyal hayatı uykuya daldı diyebiliriz. Özellikle cuma akşamları haftanın stresini atmak için sokaklarda oluşan insan yoğunluğu yerini sessizliğe bırakınca kent daha da grileşti.

Parklar Yeni Kafeler

Pandemi öncesi değerinin farkına varmadığımız ve ilk akla gelen sosyalleşme aktivitesi olan kafelerde buluşma, yerini açık alanlarda pikniğe bırakmak durumunda kaldı. İnsanlar açık alanlarda, şehir içindeki park ve bahçelerde sosyalleşmeye başladı. Yeni normalin de getirdiği sosyal mesafeli açık alan buluşmaları bu parkları eskisinden de popüler hale getirdi.

Pandemi ve Kent: Dublin, görsel 3.
Pandemi ve Kent: Dublin, görsel 3.

Öyle ki öğle yemeği vakti yemek yerlerinde oluşan manzaralı masa arayışı yerini yemeği soğutmadan sosyal mesafeye uygun gölgelik yer bulmaya bıraktı. Bu noktada özellikle büyük şehirlerde arka plana atılan parklar ve bahçelerin önemi bir kez daha gün yüzüne çıkmış oldu. Şehirdeki insan sayısı arttıkça aslında geri plana atılan meydanlar pandemiyle birlikte tekrar önem kazandı.

Temel ihtiyaçlarımızdan biri olan barınma için inşa edilen evler, parklardan veya meydanlardan feragat edilip yayıldıkça şehirler sıkışmaya ve kendi kendini tüketmeye devam etti. Fakat bu konuda Dublin çoğu büyük şehre göre avantajlı diyebiliriz. Şehrin merkezinde oldukça fazla yeşil alan ve kaçış noktaları var. Kentteki en büyük park şehir merkezinin 2-4 km batısında yer alan Phoenix Park. Çevre duvarı 11 km olan bu park herhangi bir Avrupa başkenti içindeki en büyük kapalı rekreasyon alanlarından biri.

Aslında, Londra'daki tüm parkların bir araya getirilmesinden daha büyük ve New York'taki Central Park'ın iki katı büyüklüğe sahip. Parkın maskotu haline gelen geyikleri görmek ve çeşitli spor aktivitelerinin yapılmasına elverişli oluşuyla Dublinliler için şehrin içinde bir kaçış noktası adeta. Pandemi kapsamında çoğu mekanın kapalı olmasıyla beraber Phoenix Park’ta da yoğunluk arttı. Haftasonları AVM’leri tercih eden insanlar, Phoenix Park’ın çimlerinde açık havanın tadını çıkarmaya başladı.

Sosyal Mesafeli Mekanlar

Pandemi sürecinde sosyal mesafenin önemi kadar kapalı mekanlardaki havalandırma, kullanıcı sirkülasyonu ve metrekare başına düşen insan sayısının da önemini gün yüzüne çıktı. Sosyal hayatta hiç düşünmeden herkesin kendini içinde bulduğu ve insan yoğunluğu denince akıllara gelen ilk yer tabii ki alışveriş merkezleri.

Pandemi ve Kent: Dublin, görsel 4.
Pandemi ve Kent: Dublin, görsel 4.

Her ne kadar aydınlatma ve havalandırma açısından çoğu kişinin kendini rahat hissetmediği mekanlardan biri olsada alışveriş merkezleri modern hayatta uğrak noktaların başında geliyor. Pandeminin kapalı mekanlara etkisini gözlemlemek ve mekanların sosyal mesafeye uygun hale evrilmelerini görmek için gitmek istediğim ilk yer 1988’de açılan ve İrlanda’nın ilk alışveriş merkezlerinden biri olan Stephen’s Green oldu. Özgün ve yapıldığı yıla göre oldukça modern bir mimariye sahip olan bu yapı günümüzde hâlâ popülerliğini koruyor.

Yapının cam kubbesi gün ışığını mekana dolduruyor ve çelik taşıyıcılar sayesinde oldukça geniş açıklığa sahip. Taşıyıcıların mekanın mimari öğesi haline gelişi ve mekanda yarattığı şeffaflık hissi de yapıyı özgün kılan etmenlerden. Normalde tek bir kapıdan kontrolsüz giriş çıkışların sağlandığı yapıya, yeni normalle birlikte ana girişi ikiye bölerek kontrollü ve sosyal mesafeli giriş-çıkış imkanı sağlanmış.

Sosyal mesafenin korunması için bazı mekanlar zemine uygulanan yönlendirici oklar ve mesafe çubuklarını tercih ederken, bazı mağazalar metrekareye göre kişi sayısı hesaplayarak kontrollü insan girişini tercih ediyor. Pandemi burukluğu altında kış uykusundan uyanmış gibi adım adım eski performansına ulaşmaya çalışıyor. Sanırım bu pandemi döneminin etkileri kolay kolay atlatılamayacak gibi.