Ahmed Şahin ile "18 Soruda Nasılsın?"

Ahmet Şahin: Niyâzî Sayın Hocam’ın talebesi olmam da büyük bir lütuf.
Ahmet Şahin: Niyâzî Sayın Hocam’ın talebesi olmam da büyük bir lütuf.

Konya İmam Hatip Lisesi’ndeki müzik hocamız Zekâî Kaplan merhum ve müzik koluna girmemizi sağlayarak bu yolda devam etmemize vesile olan Muammer Tan Hocamız. Tabii Niyâzî Sayın Hocam’ın talebesi olmam da büyük bir lütuf.

1- Çocukluğunuzdan hatırladığınız ilk şey nedir?

Camilerin isimlerini söyleyerek, “falanca cami öğle ezanı, ikindi ezanı okuyor” diyerek okuduğum ezanlar…

2- Müfredat dışında okuduğunuz ve “çok iyiymiş” dediğiniz ilk kitap neydi?

Hatırlayabildiğim, Kemâlettin Tuğcu’nun Garip romanı.

3- Doğa mı şehir mi? Şehirse neden, doğaysa neden?

İkisi de. Şehirde yaşamak durumunda olmakla beraber, doğadan da kopmak istemiyoruz. Lâkin şehirlerinde doğadan kopuk imar edilmemesi gerekir.

4- En beğendiğiniz mimari eser. Neden?

Hangi birini sayayım? Süleymaniye Camii desem, Bursa Ulu Cami gücenir. Sultan Ahmet’i saymasak olmaz. Başka yapılar da sayılabilir tabii. Edirne Selimiye Camii’nin yeriyse başka, içine girince çıkmayı istemiyorsunuz.

5- Neydi o şarkının adı?

Hangi şarkının?

6- Biri vardı değil mi “bu insan” olmanızı sağlayan, kimdi o?

Konya İmam Hatip Lisesi’ndeki müzik hocamız Zekâî Kaplan merhum ve müzik koluna girmemizi sağlayarak bu yolda devam etmemize vesile olan Muammer Tan Hocamız. Tabii Niyâzî Sayın Hocam’ın talebesi olmam da büyük bir lütuf.

7- “Şimdi onsuz olmuyor” dediğiniz en iyi arkadaşınız vardır, kimdir o? Niçin dostunuzdur?

Dostlarımız çok elhamdülillâh. Hiçbiri olmadan olmaz. Selimiye Camii örneğinde olduğu gibi biri daha özel tabii. Derdimizi sevincimizi hep paylaşmışızdır. Hâlâ da paylaşırız.

8- Koleksiyon yaptığınız bir şey var mı?

Küçükken pul biriktirirdim. Şimdi özel bir koleksiyonum olmamakla beraber eskiye ait tek tük bir şeyler bulursam alırım. Eski radyo, daktilo vs. gibi…

9- Şunu görmeden/yapmadan ölmek istemem, dediğiniz şey nedir?

Öyle bir şeyim yok. Lâkin Cenâb-ı Hakk iyi bir kul olmadan göçmeyi nasip etmesin.

10- Bize şimdi bir şiir adı vermeniz gerekse…

Şiir değil de her yerde mutlaka icrâ ettiğim bir dörtlük, İzzeddin Hümâyî’nin Şehnâz Tevşîhi:

Gubâr-ı pâyine almam cihânı yâ Rasûlâllâh

Değişmem mûyine heft âsümânı yâ Rasûlâllâh

Duyunca makdem-i teşrifin Âdem sulb-i pâkinden

Değişdi habbeye bâğ-ı cinânı yâ Rasûlâllâh (Ebûbekir Kânî)

11- Hangi film? Niçin?

Tabii ki Çağrı. Zîrâ Hz. Peygamber (S.A.V.)’in dâvetini tarihi gerçeklere uyarak, Efendimiz’i gösterme ihtiyacını hissettirmeden ve müziğinden en hassas sahnelerine kadar büyük bir başarıya sahip. Ayrıca 1977’deki teknik imkânlarla merhum şehid yönetmen Mustafa Akkad aynı anda üç film çekiyor. Çağrı, Er Risâle ve baştan sona nasıl çekildiğini anlatan çekim belgeseli. Tekrar seyretsem aynı heyecanla sonuna kadar seyrederim. (Ha! Ben-Hur’dan da çok etkilendiğimi söylemeliyim. Animasyonsuz, hilesiz, tertemiz film.)

12- Batı’yı ve Doğu’yu nasıl tanımlarsınız?

Adı üstünde biri “Doğu”, ilimden, irfandan sanata her şey orda doğuyor. Öteki de adı üstünde “Batı”: Batıyor. Maalesef ilimden sanata her şey Doğu’dan Batı’ya akmıştır. Her şeyi Batı’dan aldığımızı zannetmek ise bir şey bilmemektir.

13- Yol mu, menzil mi?

İkisi de. Menzil olmazsa yolun ne anlamı var? Yol olmadan da menzile ulaşılabilir mi? (Ha! Diyeceksiniz ki tayy-i mekân var. O da bir yoldur.)

14- İnsan insanın nesidir?

Aynasıdır. Şöyle ki karşındaki insanda gördüğün hataları yapmayarak kendini düzelteceksin. Yine karşındaki insanın güzelliklerini görüyorsan da onları örnek alarak yine kendini düzelteceksin.

15- Dergide bir duvarımız var. Orası için bir cümle söyler misiniz?

Zannetme ki şöyle böyle bir söz

Gel sen dahi söyle böyle bir söz

(Biz söylenenleri anlamaya ve terennüm etmeye çalışıyoruz. Söz veya cümle söylemek ne haddimize?)

16- Siz şimdi gittiğiniz o şehri çok sevmişsinizdir. Biraz anlatsanıza?

Saraybosna’yı çok sevdim. Ama Mostar, Prizren’i söylemeden duramayacağım. Hadi Lyon’u da söyleyeyim. Bendeniz tarihî özellikleri olan mekânları, sanat kokan yerleri çok severim ve etkilenirim. Dünyanın birçok yerinde sanatımızı icrâ için gittik. Lâkin Saraybosna, Kudüs gibi yerlerle olan özel bağlarımız sebebiyle ayrı bir hissiyat oluşuyor.

17- Bize bir nasihat vermenizi istesek…

Estağfurullah. Nasihata ihtiyacı olan biziz. Lâkin istirhâmımız olur mu derseniz, biz üstümüze düşeni yapmaya çalışıyoruz; ama mûsikî medeniyetimizin büyük bir medeniyet olduğunun bilinmesini ümit ediyorum. Şiirle, sanatla, ilimle iştigal eden birçok kişi sanattan, müzikten bahsedilince Batı’dan dem vurmaya başlıyorlar. Sahip olduğumuz hazineden habersiz olduklarını görüyoruz. Müziğin sadece eğlence olmadığının, bir gayesi olduğunun da bir şekilde anlatılması lâzımdır. Sizler de yayınlarınızla doğru hedefler belirleyerek buna vesile olabilirsiniz.

18- Nasılsınız?

Çok şükür. Son soruya geldik ya daha iyiyim. Şaka bir yana bu dünyada olmamız gerektiği gibi olabiliyorsak iyiyizdir. Maddi iyilik, “iyiyim” demek için yeterli değil kanaatindeyim.