Birinci’nin olmadığı bir "En İyi Türk Filmleri Listesi"

"Bal’ı sinemamızın zirvesi olarak değerlendirmiştim."
"Bal’ı sinemamızın zirvesi olarak değerlendirmiştim."

Buğday’ı izlemek nasip olmadı. Bal’ı ise sinemamızın zirvesi olarak değerlendirmiştim. Evet, heyecanlanmıştım. Semih Kaplanoğlu, sinemamızın en çok heyecanlandıran isimleri arasında kalmaya devam edecek gibi. Bal başta olmak üzere, Yusuf üçlemesinin mutlaka izlenmesi gerektiği kanaatindeyim.

Liste yapmak zor zanaat... Ne lazım geldiğini bilmek gerek. Haliyle, neyin daha iyi olduğuna dair külliyatlı birikim ister. Fakat sosyal medya ve dijital mecraların iletişim ve erişim manasında çepeçevre zihnimizi sarmaladığı zamanlardayız. ‘Dikkat çekmek’, başarının kıstası haline geldi. Öyle olunca da cefakar değil, cüretkar modeller sahnemizde yerini aldı.

Liste yayınlamak, bu garip sahnenin özgüven burcu oldu. “Bilmem nenin bilmem ne olmadan önceki bilmem nesinin en iyi 10 filmi” tarzındaki başlıklar, sonumuzun başlangıcı oluyor adeta.

Evet, liste hazırlamak dedik. Bir süredir bu sayfada cüretkâr satırlar okuyorsunuz belki. Fark şu ki, hiçbir zaman ‘en’ ifadesini ‘en’ manasında kullanmam. Mutlaka açık kapı bırakırım. Bu da benim açık kapı politikam (:

Neyse, bilen bilir. Hiçbir liste ‘en’i barındıramaz. Hiçbir listenin birincisi henüz belli değildir. Yazdıklarımı da o bağlamda ele alın.

Gelelim sadede…

Türk Sineması dediğimiz şey, belki de dünya sinemaları arasında yakın zaman dilimlerinde en çok farklılık arz eden anlayış ve üretim çeşitliliğinden bahsediyor olacağız. Haliyle, ‘en iyi Türk Filmleri’ listesi de fazlasıyla su götürür.

Bu bağlamda, kendi namıma sinemamızın en iyi eserleri arasında olduğunu düşündüğüm filmlerden bazılarını işaret etmek istiyorum.

. Semih Kaplanoğlu, sinemamızın en çok heyecanlandıran isimleri arasında kalmaya devam edecek gibi.
. Semih Kaplanoğlu, sinemamızın en çok heyecanlandıran isimleri arasında kalmaya devam edecek gibi.

Güncel ve taze heyecanlarımızdan olması bakımından Semih Kaplanoğlu’nun ismini anarak başlayalım. Buğday’ı izlemek nasip olmadı. Bal’ı ise sinemamızın zirvesi olarak değerlendirmiştim. Evet, heyecanlanmıştım. Semih Kaplanoğlu, sinemamızın en çok heyecanlandıran isimleri arasında kalmaya devam edecek gibi. Bal başta olmak üzere, Yusuf üçlemesinin mutlaka izlenmesi gerektiği kanaatindeyim.

Reha Erdem, sinemamızda ilginç işlerin adamı olarak mevcudiyetini sürdürüyor. A Ay’dan Korkuyorum Anne’ye, Kosmoz’dan henüz yapmadığı filmine kadar enteresan ve başarılı işlere imza atıyor. Sinema camiamızın, Reha Erdem’in kıymetini tam olarak anlayamadığı kanaatindeyim.

Halit Refiğ’den Yücel Çakmaklı’ya sinemamızın ustaları ve emektarlarını tek tek saymaya gerek yok. Şahsen Metin Erksan’ın adını bütün ustalar adına anıyorum. “Sevmek Zamanı’nı izlemeyeni metrobüse almasınlar” teklifimi ortaya bırakıyorum. Aşk da dahil her şeyin selfi etrafında görsel olarak kıymetlendiği bir zamanda, kadının kendisi dururken fotoğrafına olan aşkına sadık kalmayı yeğleyen bir adamın adamlığını izah etmenin zaafından kaçarak “Sevmek Zamanı’nı mutlaka izleyin” demekle yetiniyorum.

“Sevmek Zamanı’nı izlemeyeni metrobüse almasınlar” teklifimi ortaya bırakıyorum.
“Sevmek Zamanı’nı izlemeyeni metrobüse almasınlar” teklifimi ortaya bırakıyorum.

Birçok meselede olduğu gibi kadın hususunda da ideolojiye ve popüler dayatmalara maruz kalmadan değerlendirme yapmak gerek. Atıf Yılmaz’ın kadınları en iyi anlatan yönetmen olduğu iddiasını hatırlatıp tam olarak katılmadığımı ifade ettikten sonra, Handan İpekçi ismini anmak zaruretini hissediyorum. Çınar Ağacı’nda yaşadığım hayal kırıklığını haykırıyorum. Fakat üzerinde fazla durmuyorum. Zira Büyük Adam Küçük Aşk, Handan İpekçi’nin bütün filmografisi ve sinema hayatına bedel bir güzellik. İlla da izlenmesi gereken, bütün zamanlara hitap eden bir kardeşlik filmi…

Aya Seyahat filmi için Kutluğ Ataman’a müteşekkiriz.
Aya Seyahat filmi için Kutluğ Ataman’a müteşekkiriz.

Bir ‘mocumentary’ ya da ‘çakma belgesel’ veya ‘melgesel’ örneği olarak sinemamızda müstesna bir yerde duran Aya Seyahat filmi için Kutluğ Ataman’a müteşekkiriz. Filmografisinde Lola ve İki Genç Kız gibi pürüz olsa da Kuyu tek başına ismini zikretmemizi zaruri kılıyor. Son dönemdeki duruşu politik olarak değerlendirilse de insani bulduğumu ifade edeyim. Sadece insan olabilmek zor, malum. Kuyu da Ataman’ın insani duruşunun ifadesi olarak listemizdeki yerini alıyor.

Ceylan’ın isminin ve özellikle de Bir Zamanlar Anadolu’da filminin altını kalın harflerle çizmek gerek
Ceylan’ın isminin ve özellikle de Bir Zamanlar Anadolu’da filminin altını kalın harflerle çizmek gerek

Yeni neslin güçlü isimleri arasında Mahmut Fazıl Coşkun’u da saymak lazım. Uzak İhtimal’le başladığı serüvenini Yozgat Blues ile perçinlemesi, sinemamızın geleceği açısından kendisine olan güvenimizi ifade etmemizi sağlıyor. İlla da izlenmesi gereken filmler…

Nuri Bilge Ceylan’ın ismini anmasam kızanların sayısı artar. Umurumda olduğunu söyleyemem. Bundan bağımsız olarak Ceylan’ın isminin ve özellikle de Bir Zamanlar Anadolu’da filminin altını kalın harflerle çizmek gerek. Sinemamızın yeni döneminin lokomotiflerinden olan NBC, Kış Uykusu’nda geri vites yapsa da BZA, tek başına kendisinin ‘illa da izlenmeli’ listemizde yer almasını sağlıyor.

Liste böyle uzar, gider. Uzatmayalım. İzleyelim…