Bu işte bir cinslik var

Türkiye tuhaf bir ülke, mahallemiz tuhaf bir mahalle. Görünmek için uğraşmanın, insanlara ulaşmak için didinmenin, bir okur daha kazanmak için çalışmanın “ayıp” olarak tanımlandığını gördü bu gözler.

Bu dergiyi çıkarıyor olmaktan, insanlara ortak bir derdi sunuyor olmaktan, birinci sınıf bir kültürü yaygınlaştırmaya çalışmaktan öyle mutluyum ki. Hele Cins okuruna bayılıyorum. O 18 yaşındaki, 21 yaşındaki, 24 yaşındaki hanım kıza, delikanlıya hayranım. Onun dünyayı değiştirmeye olan azmine hastayım. Okur varsa Cins var. Gerisi mi? Gerisi de bir takım gereksiz teferruatlar.

Bizi çok seven, önemseyen, her ayın ilk haftasında dergisini alan 10 bin alıcıya, 40 bin okura sahibiz. Başka ne isteyelim?
Bizi çok seven, önemseyen, her ayın ilk haftasında dergisini alan 10 bin alıcıya, 40 bin okura sahibiz. Başka ne isteyelim?

Geçenlerde Arda Arel anlattı. Dergiyi ancak bir hafta sonra alabilecek bir okurumuz, Arda’nın yazdığı 5N1K bölümünü okumak için bekleyemeyip mail atmış ve o sayfaları talep etmiş. “Hiç olmazsa o sayfaları gönderin lütfen” demiş. Başka ne isteyelim? Türkiye tuhaf bir ülke, mahallemiz tuhaf bir mahalle. Görünmek için uğraşmanın, insanlara ulaşmak için didinmenin, bir okur daha kazanmak için çalışmanın “ayıp” olarak tanımlandığını gördü bu gözler. Hadi örnek vereyim. Adam “Düzenlediğimiz bu çok önemli etkinliğe katılımın olmaması bizi çok üzdü” diye yazıyor. Bu adam, Cins’i “çok satmak” suçundan yargılayıp mahkum eden adam aynı zamanda. Yani diyor ki benim düzenlediğim etkinliğe binlerce kişinin gelmesini isterim ve bunda bir sorun görmem. Ama Cins binlerce satmasın. Çünkü şöyle düşünüyor: “Ben aşırı kaliteli, pek elegance, çok değerli biriyim. İnsanların bana iltifat etmesi çok doğal. Ama benden başkasına iltifat etmeleri de ayıp yani.”

Kibir büyük günahtır, haset ise öldürür.

Bir de bambaşka bir kategori var. Çok seviyoruz biz o kategoriyi. Bizi gördüğünde “Çok güzel işler yapıyorsunuz, Cins’i çok beğeniyorum” diyen bir dünya insanın tek bir sosyal medya desteğini dahi görememiş olmaktan söz ediyorum. Bir başka önemli mesele ise şu: Cins’in okunurluk oranı yüzde seksenlerde. Yani Cins okuru, dergide yayınlanan toplam içeriğin yüzde seksenini okuyor. Bu oran bizim açımızdan rüya gibi bir oran. Çünkü genel ortalama yüzde kırk beş.

Toparlayayım.

Şöyle: Cins, bence hayatımın projesi. Bu dergiyi çıkarıyor olmaktan, insanlara ortak bir derdi sunuyor olmaktan, birinci sınıf bir kültürü yaygınlaştırmaya çalışmaktan öyle mutluyum ki. Hele Cins okuruna bayılıyorum. O 18 yaşındaki, 21 yaşındaki, 24 yaşındaki hanım kıza, delikanlıya hayranım. Onun dünyayı değiştirmeye olan azmine hastayım. Gerisi mi? Gerisi ufak tefek can sıkıntıları. Okur varsa Cins var. Gerisi de bir takım gereksiz teferruatlar. Diyeceğim o ki okur. Biz burada “bu işte bir Cinslik olmalı” diyerek canımızı dişimize takıyoruz ve sen bunun kıymetini biliyorsun. Okuyorsun bizi. Önemsiyorsun. Allah senden razı olsun.