Cesaret kalbim, cesaret!

Ömer Lütfi Mete
Ömer Lütfi Mete

Dertli adamdı Ömer Lütfi Mete. Kavgası olan, çabalamaktan korkmayan, söylemekten çekinmeyen adamdı. Hikâyeler yazdı, şiirler söyledi, filmler çektirdi.

Seni eleme emanet etmeliyim

Çünkü elem,

Sevinçten çok saglam

Ve kalıcı.

Hüsrev Hatemi

En az bir kez hepimizden bir kahramanlık bekleyecektir yaşadığımız hayat. Yüzleşmek için gün sayanlardan da bekleyecek, korktuğu için kaçanlardan da… Hepimizden en az bir kez bir cesaret göstermemizi bekleyecek sürdürdüğümüz bu hayat.

Artık kahramanlara ihtiyaç yok, diyen bu çağ bile bütün çiğline rağmen bir kahramanlık bekleyecek insandan.

Uçurum ya da okyanus fark etmiyor, tam kıyıya geldiği anda insandan bir cesaret bekleyecek dünya. Artık kahramanlara ihtiyaç yok, diyen bu çağ bile bütün çiğline rağmen bir kahramanlık bekleyecek insandan. Tam orada üstelik, ışıkların söndüğü ve görmek için yalnızca insanın kendi gözlerinin çabasının kaldığı orada; Tam orada üstelik, destekleyenlerin desteklerini çekip insanı yalnız kendi elleriyle kendi başına bıraktığı orada; İşte tam orada, insanın aslında her halükarda kısa sürecek saltanatını hiç bitmeyecek sandığı anda, alkışlayanların alkışı kestiği orada; Bir cesaret bekleyecek hayat hepimizden. Gözlerimizi çevirip düşerken tutunacak bir dal uzatılmasını beklerken fark edeceğiz kalabalık bir sosyal çevrenin ve yüzbinlerden oluşan takipçi sayılarının sadece rakamlardan ibaret olduğunu…

  • Orada insanı bekleyen şey, çaresiz gözlerini etrafa değil kendisine çevirmek zorunda kalacağı bilgisi olacak. Kendi içine ve kendi işine… Beklediği yardımı bulabileceği tek yer kalbi olacak insanın çünkü. Sadece kendi kalbi.

Yemin ederek söylemeliyiz ki, bu böyledir. Sadece kendi kalbine bakanlar parçalanmadan geçebilecek bu dünyadan. Sadece kendi işine ve sadece kendi içine bakanlar temiz kalmayı başaracak. Büyük yerlerdeki tanıdıklar, araya sokulabilecek aracılar, büyük takipçili hesaplar, ışıklar, sahneler, cafeler, alımlı ve güzel gözler, şık kıyafetler…

Hiçbiri kalbini korumak isteyen insana hiçbir yardımda bulunmayacak. Kalbine öğüt vermek isteyen kendi kalbiyle baş başa kalacak. Başka bir kalbe dokunması için bile önce kendi kalbini çalıştırması gerekecek insanın. Bu böyledir. Orada, insanın kendi kalbine ‘cesaret’ diye seslenmesinden başka bir ünlem de yoktur!

Bu böyledir.

Derdi Türkiye olan, endişesi Türkiye olan, aşkı Türkiye olan hasbi bir adamdı.
Derdi Türkiye olan, endişesi Türkiye olan, aşkı Türkiye olan hasbi bir adamdı.

İthaf

“Yiğidi gül ağlatır, gam öldürür”

Dertli adamdı. Kavgası olan, çabalamaktan korkmayan, söylemekten çekinmeyen adamdı. Hikâyeler yazdı, şiirler söyledi, filmler çektirdi. Anlatmak istediğini bin yolla anlatmaya çalıştı. Kelimenin bütün anlamlarıyla ‘makul’ bir adamdı. Kıt kanaat ekmeğinin peşinde, dünyayı karşısına alacak bir cesaretle söyledi hem de sözünü. Derdi Türkiye olan, endişesi Türkiye olan, aşkı Türkiye olan hasbi bir adamdı. İyidere’nin iyilerinden güzel bir adamdı. Tam da bu ay göçüp gitti ‘gülce’ diye seslendiği en sevgiliye. 18 Kasım 2009’da. Cins bu sayısını ona ithaf ediyor. Bir Fatiha vesilesi olur ümidiyle…

Ömer Lütfi Mete’ye…