Delikanlı adamdır bizim Mevlüt Abi

Tepeden tırnağa, dilden damağa Doğuludur  Mevlüt Abi.
Tepeden tırnağa, dilden damağa Doğuludur Mevlüt Abi.

Hani elinde fenerle gündüz vakti bir şeyler arayan adamın “Ne arıyorsun böyle?” sorusuna cevap olarak verdiği “Adam arıyorum.” cümlesindeki “adam”ın karşılığıdır Mevlüt Abi. Arandıkça bulunacak adamlardan değil, bulununca fark edilecek adamlardandır o.

Heybetli gövdesi, 1.90’ı bulan boyuyla okulun geniş bahçesinde salına salına yürür Mevlüt Abi. Bin öğrencisi bulunan devasa okulun vazgeçilmez bekçisidir. Kendini epeyce gösteren göbeğini giydiği dar tişörtler daha çok belli ettirir sanki.

Her daim “Senden iyi olmasın…” diyerek başlar, kendisinde hakkı olanları anlatmaya… Hülasası bizim oraların tabiriyle “delikanlı adamdır” bizim Mevlüt Abi.


Genelde dik duran başı, siyahın dibine vuran kalın kaşları ve çoğunlukla seyrelmiş olsa da hâlâ kapkara duran saçları ile okulun delikanlısıdır o. Öğretmenler, hoyrat duruşundan olsa gerek ona “reis” der. O da pek hoşuna giden bu söze biraz mahcup ama çoğunlukla gururlu şekilde aynıyla mukabele eder. Kocaman kolları, kartal bakışlarıyla öğrencileri her türlü tehlikeden sakınmaya adamıştır kendini bu koca çınar. Ondan uçan kaçamaz, izinsiz geçen iflah olmaz. Adilcevazlıdır Mevlüt Abi. Van’da gençliğini, Samsun’da yetişkinliğini geçirmiş, buraya ise emekliliği düşmüştür. Geçmişi hep hayırla yâd eder. Her daim “Senden iyi olmasın…” diyerek başlar, kendisinde hakkı olanları anlatmaya… Hülasası bizim oraların tabiriyle “delikanlı adamdır” bizim Mevlüt Abi.

  • Kimsenin hakkını yemediği gibi kendi hakkını da kimseye yedirmez. Yemez demişken… Öyle birkaç tabak da yemez Mevlüt Abi. Yedin mi üç dört tabak yemeğin dibini süpürmesi gerekir.

Aksi takdirde ara öğünleri, yarım ekmekleri kimse kurtaramaz onun elinden. Şimdiki okulunda bekçidir evet, lakin o aynı zamanda aşçıdır, temizlikçidir ve hepsinden ziyade iyi bir bahçıvandır da. Okulun etrafında yeşillik adına ne varsa ona muhtaçtır. Hele ki gül fideleri… Birbirinden güzel ve farklı renklerde güllerin yegâne muhafızıdır o. Müdür Bey’le birlikte her güne “yeni bir icat çıkarma” ustasıdır aynı zamanda. Kâh üzümler için çardak, kâh girişler için demir kapı yapar. Bir de söz konusu yeni yetme meyve ağaçları ise hepten sesi yükselir Mevlüt Abi’nin. Dallarına, yapraklarına saran öğrencileri merhametle fırçalar. “Büyüsün de yeyin sıpalar!” demekten sakındırmaz dilini. Biraz ağır görünse de bu söz, öğrencilerin pek hoşuna gider doğrusu. Çünkü bilirler ki onlardan kaçırma derdinde değildir meyveleri. Tepeden tırnağa, dilden damağa Doğuludur Mevlüt Abi.

Kimsenin hakkını yemediği gibi kendi hakkını da kimseye yedirmez.
Kimsenin hakkını yemediği gibi kendi hakkını da kimseye yedirmez.

Bunu bir nişan gibi taşır göğsünde. Konuşurken de susarken de buram buram Doğu kokar. Onun diline pelesenk olan cümlesi ise hep bir duadır: “Allah senden razı olsun, Allah işini rast getirsin!” Duayı unutanların inadına yapmaz bunu. Bizatihi alışkanlığıdır dilinin.

Sonra çok iyi yürekli bir adamdır Mevlüt Abi. Sözünden çok yüreğiyle konuşanlardandır. İyilik adına ne varsa unutulmaya yüz tutan şu günlerde aranan, ama az bulunan adamlardandır o. Geçmişi için de emeklilik parasıyla çokça ucuza aldığı ve birisi oğlunun diğeri kendinin olan iki dairesi için de sürekli niyazdadır Allah’a. Kimseci değildir, ama fazlasıyla şükürcüdür Mevlüt Abi. Yetmişine merdiven dayamış çağdaşlarına inat, ununu eleyip eleğini asanlardan olmayı kendine zül bilenlerdendir. Yeri geldiğinde gücü yetmediği işler olur elbette; lakin o hiç hissettirmez gücünün yetmediğini. Sırılsıklam tere bulanmayı, üstü başı toz içinde kalmayı göze alıp mücadeleden kaçmayandır. Zira kimseye zayıf görünmek istemez, onurludur Mevlüt Abi. Saygı timsalidir o. Kendinin yarı yaşındakilere dahi ceketini ilikler hiç çekinmeden.

Her yönüyle “eski adamlar”dandır anlayacağınız. İşini iyi yaptığı gibi işinin iyi yapılmasını da bekler. “Ben Samsun’dayken…” diye başladığı hikâyelerinde hep “iyi bir mesaj” saklıdır onun. Güngörmüş, geçirmişlerin piridir, desek yeridir. “Kaldı mı böyle adamlar?” sorusunun, kalan kısmıyla ilgili cevabıdır Mevlüt Abi.

“Ne arıyorsun böyle?” sorusuna cevap olarak verdiği “Adam arıyorum.” cümlesindeki “adam”ın karşılığıdır Mevlüt Abi.


İyi kalan, güzel kalan, temiz kalan nadir adamlardandır. Bu kalanlar kısmında ne tahsil vardır ne de diploma! Sadece samimiyet, tevazu, saygı gibi sözcüklerin karşılığıdır aranması gereken onda. Yani çoktan yitip giden hasletlerimizin ete kemiğe bürünmüş halidir bu koca gövdeli adam.

Hani elinde fenerle gündüz vakti bir şeyler arayan adamın “Ne arıyorsun böyle?” sorusuna cevap olarak verdiği “Adam arıyorum.” cümlesindeki “adam”ın karşılığıdır Mevlüt Abi. Arandıkça bulunacak adamlardan değil, bulununca fark edilecek adamlardandır o. Ne diyelim ki güzel abim: “Allah senden razı olsun, Allah sayılarınızı artırsın!”