Oynayın lüfen

tesbihli abi
tesbihli abi

yapılış amacını vurgulamak istercesine mermer sütunlarla muntazam şekilde desteklenmiş görkemli beyaz binanın geniş kanatlı kapılarından son 3 yıldır olduğu gibi yine saat tam 07:25’te çıktı. bahçenin benzersiz yeşilliklerine öğle vakitleri gölgesiyle can versin diye dikilmiş sıra sıra ağaçların arasından her zamanki otomatik hareketlerle süzüldü. duvarda onun için özel açılmış kepenkli bir pencerenin önündeki tek kişilik vernikli sıraya oturdu. o dakikaya kadar sol eliyle göğsüne sıkıca bastırdığı dörtgen kutuyu açtı, 64 kareli kısmı üste gelecek şekilde özenle önündeki sehpaya yerleştirdi. sağ cebinden çıkardığı ağzı iple bağlı bir bez torbadan da ustaca oyulmuş kirli beyaz ve abanoz siyahı taşları çıkarıp aynı özenle oyun tahtasına dizdi, usulca uzanıp kepengi açtı…

caddeden gelip geçenlerin ilk başlarda bir anlam veremediği bu durum aradan haftalar geçtikçe meraklı birkaç kişinin durup davetkar bir şekilde duvardaki geniş pencereden kendilerini çağıran satranç tahtasına uzanıp bir hamle yapmalarıyla farklı bir hal almaya başlamıştı. hiç konuşmuyor, gözlerini tahtadan ayırmıyor ve aynı kişinin ikinci bir hamle yapmasına da asla izin vermiyordu. bu sessiz jestler ve deneme yanılmayla ortaya çıkan kurallar o civarda yaşayanlar arasında hızla yayılmış ve 3 yıldır her gün oyunda bir hamle yapmak için oradan geçenlerin sayısı gittikçe artar olmuştu. mesaiye geç kalmayı göze almış memurlar, sevgilisini şaşırtmak için kolundan tutup oraya sürüklemiş aşıklar, ilginç bir satranç deneyimi yaşamak adına başka semtlerden kalkıp gelmiş bu insanların tek ve en büyük hayalleri aynı oyunda ikinci hamleyi yapabilmekti ama şimdiye kadar bu mümkün olmamıştı.

geçmiş hikayesini kimse bilmiyordu, doktorların bildiği tek şey ağır bir travmayla hastaneye getirildiği ve bir daha da sağlıklı zihne sahip olamadan hayatını sürdüreceğiydi. inanılmaz bir tutkuyla bağlı olduğu satranç belki de travmasının kaynağını bulmakta yardımcı olur ümidiyle bahçe duvarındaki bu özel köşeyi kendisine tahsis edip güvenlik görevlisi nezaretinde yoldan geçen insanlarla oyun oynamasına göz yummuşlardı başhekimi de ikna ederek. işte 3 yıl geçmişti, bir düzelme yoktu belki ama en azından insanlarla temas etmesi sağlanmıştı. hem hastanenin de itibarının halk nezdinde olumlu bir hal alması az şey değildi.

kimi gün 5-6 oyun bitirdiği oluyordu ve şu ana kadar yenilgiye uğramamıştı. bunu normal karşılayanlar çoktu haliyle, karşısında oyunu tek başına sürdüren iyi bir rakip yoktu ki, hepsi gel geç insanlardı. yine de bir çok satranç uzmanı en azından bir kez yenilmiş olması gerekirdi görüşünde hem fikirdiler, yani ortada bir tuhaflık vardı.

günün sonuna doğru tahtada rakiplerinin nisbeten azalmış taşlarında bir tuhaflık sezdi, not tuttuğu defterin sadece kendi anlayacağı bazı kısımlarını aceleyle karıştırdı ama aradığını bulamamış kişilerin surat ifadesiyle tekrar oyun tahtasına çevirdi bakışlarını. evet korkunç bir tuhaflık vardı, işte yıllardır ilk kez yenilmek üzereydi ve buna sadece 2 hamle kalmıştı. alnından süzülen ter damlasıyla irkildi.

caddenin bu sefer önüne sürüklediği rakip belki de hiç kimsenin düşlerini süslememiş sıradan görünüşlü bir kadındı, neyi aradığını bilmeden dolaşmaya çıktığını belli edecek kadar dikildi duvarın öte tarafında ve tahtayı seyretti bir süre. karşısındaki adamın 3 yıldır ilk kez bakışlarını karşısındaki oyuncuya diktiğinin farkında bile değildi kadın. sadece tahtada yapılması gereken iki ölümcül hamleyi gözleriyle oynuyordu tekrar tekrar. sonra uzandı, ilk hamleyi yaptı. bu artık geri dönüşü olmayan yola sokmuştu adamı, terlemesi arttı. kendi kaçınılmaz hamlesini yaptı ve ilk kez konuştu;

‘’oynayın lütfen, o ikinci ve son hamleyi yapma hakkına sahip kişi sizmişsiniz'