Unuttun okumayı dünyada ne yazıyor

Bir otobüs durağı gibi geride kaldı, her şeyin değişebileceğine inandığım akşamüstleri…
Bir otobüs durağı gibi geride kaldı, her şeyin değişebileceğine inandığım akşamüstleri…

Bir hikâyesi olmadığını düşünenler, başkalarının anlattığı hikâyelere dönüşmediklerinde hayret etmeyi bırakırlar, diyorum bazen. Bu yüzden mi bıraktım hayret etmeyi?

En son kimin hikâyesinde ihtiyarladım, bunu soruyorum birkaç aydır kendime. Belki de yıllardır ‘olur öyle şeyler’ dışında hiçbir şey biriktirmedim. Olur öyle şeyler dedim ve böylece hayret etmeyi bıraktım. Bir otobüs durağı gibi geride kaldı, her şeyin değişebileceğine inandığım akşamüstleri… Suyun sinirlerini yüz dereceden önce aldırdığını düşünmem, bir ipin gerilip gerilip kopmayı aklına getirmesini kafayı taktığım zamanlar… Hepsi geride kaldı.

Gerçeğin yerini benim için rezerve etmediklerinden dolayı mı bozuldum başkalarının anlattıklarına? Dünden ödünç aldığım niyetleri gün gelip iade ederim korkusu mu sardı beni?

Bir hikâyesi olmadığını düşünenler, başkalarının anlattığı hikâyelere dönüşmediklerinde hayret etmeyi bırakırlar, diyorum bazen. Bu yüzden mi bıraktım hayret etmeyi? Gerçeğin yerini benim için rezerve etmediklerinden dolayı mı bozuldum başkalarının anlattıklarına? Dünden ödünç aldığım niyetleri gün gelip iade ederim korkusu mu sardı beni? Kıyıya yanaştıkça kıyıdakilerin aslında tanınmaz hale geldiklerini mi fark ettim?

Belki de gerçekten ihtiyarlamışımdır birinin hikâyesinde. Artık başka hikâyeye yer kalmayacak, başka hayrete kucak açamayacak kadar ihtiyarlamışımdır da, bunun farkında değilimdir. Ben bunu yaşayamam dediğim bir şey ihtiyarlatmış olmalı beni.

  • İhtiyarladığım hikâye bu olabilir mi? Dilenciye parayı, sanki dilenen oymuş gibi mahcup bir şekilde uzatan o adamın dediği şeyi günlerce tekrarlamıştım zihnimde.

Binlerce kurguya konuk etmiştim onu. Siyah paltosuyla savaştan mağlup döndüğünde bir de tahtını başkasının ele geçirdiğini öğrenmiş gibi yürüyordu. Dilenen yaşlı kadının önüne eğilip bir miktar bozuk para bıraktığında fark etmiştim onu.

Dilenen yaşlı kadının önüne eğilip bir miktar bozuk para bıraktığında fark etmiştim onu.
Dilenen yaşlı kadının önüne eğilip bir miktar bozuk para bıraktığında fark etmiştim onu.

Yaşlı kadının içten bir şekilde söylediği “Allah sevdiğine kavuştursun” a karşılık, bütün yıkılmışlığıyla, sesinin hiç çıkmadığını düşünmüş gibi “Allah bile denemekten yorulmuştur” demişti. Günlerce kurgulamıştım. Adam askerdi, sevdiği vardı. Adam öğretmendi sevdiği vardı. Adam göçmendi ve sevdiği başka diyardaydı. Burada ihtiyarlamış olabilir miyim? Bilmiyorum.

Dünyada ne yazdığını hepimiz baştan biliyoruz, diye düşünüyorum; sonra unutuyoruz ne yazdığını, tekrar bulmak için. Bense dünyada ne yazdığını arama hevesini taşıyacak hikâyeler bulma gücümü yitirdim. Biraz hayret edebilsem, suyun nasıl ikna edildiğini, “taşın nasıl vaktini geçirdiğini”, uçurumların ne söylediğini, gurbetin nerede başladığını okuyacağım.

*Başlık: Osman Konuk - Kötülük