Yeniden başlayanların kıtası: Anadolu coğrafyası

Anadolu kıtasının kaderidir yeniden başlamak.
Anadolu kıtasının kaderidir yeniden başlamak.

Ve başlayacak emin olun başlaması gereken. Zira Anadolu kıtasının kaderidir yeniden başlamak. Kaderi belki geciktirebilirsiniz, ama asla tecelli etmesine engel olamazsınız.

1299 yılı

Malazgirt savaşından, hatta tarihi verilere göre bu tarihten çok daha öncesinden beri Anadolu’da tutunan, burayı yurt belleyen Türkler için durum pek de iç açıcı görünmüyor.

Doğusunu Moğol’un yakıp yıkıp fakirleştirdiği, batısını Bizans’ın tuttuğu bu kara parçasında Türkmen boyları bin parçaya bölünmüş. Her biri üç evlek arazi çevirip ‘beylik’ olma iddiasında.

Tam o esnada Kayı boyu ‘bir rüyada bir çınar, bir çınarda bir umur’ görüp bu kıtanın geleceğine ilişkin kalıcı, keskin bir inisiyatif kullanıyor. Bir avuç sayılabilecek bir toplulukla Bizans’ın surlarını, Kosova’nın ovalarını, Bosna’nın ormanlarını hayal ediyorlar.

Palazlanan, Bursa’yı bir ‘merkez kent’ haline getiren, Balkanlarda epey bir fütuhat gerçekleştiren, Bizans’ı iyice yorgun düşüren Devlet-i Osmanî, Ankara’da Timurlenk karşısında dehşetli bir mağlubiyete uğruyor.

Söylemem gerekir: Hayal kurma ve o hayalin peşine düşme konusunda bizden iyisi bulunmaz.

1402 yılı

Palazlanan, Bursa’yı bir ‘merkez kent’ haline getiren, Balkanlarda epey bir fütuhat gerçekleştiren, Bizans’ı iyice yorgun düşüren Devlet-i Osmanî, Ankara’da Timurlenk karşısında dehşetli bir mağlubiyete uğruyor. Padişahı esir alınıyor. Bursa Ulu Camii, Timurlenk’in ordusunun atlarına ahır oluyor yahu. Daha ne olsun?

11 yıl sürüyor Osmanlı’da karışıklık. ‘Bu iş bitti’ diyor herkes. ‘Kayı’nın nefesi tükendi, Osmanlı’nın hükmü buraya kadarmış.’

Öyle olmuyor ama. Çelebi Mehmet, ne yapıp edip yeniden berkitiyor devleti. Osmanlı’nın hayal kurmasını kaldığı yerden devam ettiriyor. Bu öyle bir hayal ki ‘Osmanlı artık tarih oldu’ cümlesinin kurulmasının üzerinden sadece 40 sene geçtikten sonra İstanbul’un fethi gerçekleşiyor ve Devlet-i Âli Osman ‘çağ açıp çağ kapatan bir imparatorluk’ olarak alıyor tarih sahnesindeki yerini.

Söylemem gerekir: ‘Biz bitti demeden hiçbir şey bitmez’ cümlesi en çok bize yakışır.

30 Ekim 1918

Mondros Mütarekesi ile 1. Dünya Savaşı’ndan mağlup olarak ayrıldığı kesinleşmiş bir ülkedir artık Osmanlı. Payitahtının dillere destan boğazında İngiliz gemileri demirlidir. ‘Türkler mi, Osmanlılar mı? Onlar artık tarihin tozlu sayfalarında bir anıdan ibaret’ cümlesi dolaşımdadır. Bu kez ilk defa, neredeyse Türkler de bu cümleye iman edecek gibidirler. Tünelin ucunda hiçbir ışık emaresi yoktur.

Devlet-i Âli Osman ‘çağ açıp çağ kapatan bir imparatorluk’ olarak alıyor tarih sahnesindeki yerini.
Devlet-i Âli Osman ‘çağ açıp çağ kapatan bir imparatorluk’ olarak alıyor tarih sahnesindeki yerini.

Mondros’tan bir yıl sonra Sivas’ta millet duruma el koyuyor. ‘Kuvva’ çıkıyor ortaya. Direniş başlıyor. 1923’teki tam bağımsızlıkla sonuçlanan bu eşsiz öykü; yokla, yoksullukla kazanılan bir ‘varoluş mücadelesi’dir aslında. Daha azı değil.

Söylemem gerekir: ‘Hele zoru gelsin, onun da çaresi bulunur’ diyen bir halktan çekinmek gerekir.

Ya sonra?

Sonrası biraz karışık... Sonrası sürekli bir yeniden başlama hikayesi.

1950 yılında minarelerde Arapça ezan yeniden başlıyor diyeyim de ötesini siz anlayın. İnançları, değerleri, önemsedikleri işgal edilen bir halk yeniden ve yeniden ve yeniden başlıyor her şeye. Tıkıldığı o küçük odada, yok sayıldığı o mektepte ‘yeni bir dünya hayali’ kuruyor hep.

  • Söylemem gerekir: ‘Biz bitti demeden hiçbir şey bitmez’ cümlesi en çok bize yakışır.

Her seferinde bir kesinti, bir müdahale, bir durdurma girişimi… Her seferinde bir ‘dur bakalım’ emri.

Lakin millet durmaz. Usul usul yürür. Bir ırmak gibi akar. Kimi zaman yükselir, kimi zaman suyu çok azalır, fakat asla kurumaz.

Söylemem gerekir: Başına ne gelirse gelsin, kendisine ne yapılırsa yapılsın Anadolu yeniden başlamak için kendinde güç bulan insanların kıtasıdır.

28 Şubat’ı dahi ‘bir yeniden başlama’ öyküsüne dönüştüren bu aziz insanları anlayarak başlayacak başlaması gereken neyse.

Ve başlayacak emin olun başlaması gereken. Zira Anadolu kıtasının kaderidir yeniden başlamak. Kaderi belki geciktirebilirsiniz, ama asla tecelli etmesine engel olamazsınız.