Zihnimde kelimeler

Bütün şifreleri bul, oku. Akıllı adamın işidir okumak. Okumaz isen akıbetin zifiri karanlık olmak.
Bütün şifreleri bul, oku. Akıllı adamın işidir okumak. Okumaz isen akıbetin zifiri karanlık olmak.

Farklı diyarlardan gelmiş insanlarla tanış ve unutma hepimiz bu handa yolcuyuz. Dünya kardeşim de sarıl ama unutma kim olduğunu. Unutma sebebini, arz üzerinde neden var edildiğini.

Sofra kurdurmaz bana açlığım, bilirim hiçbir sofra doyurmaz açlığımı. Sofranın sahibi yüreğimde değilse.

Yolculuğunun çıkınında düğümledi beni sevdiğim gittiği her yere taşır yanında. Hayat bizatihi bir yolculuk değil mi? Sevdiğinden ayrı yol alınır mı?

Şahmeranın kucağında dolanıyor insan sadece süfli duyguların ıslak ve büyülü aldatmacasında. Taşeron nefs, patronu şeytana gülücük atarken yakalandığında kontrol ele geçer değil mi?

Söz vermiyorum hiçbir şey için. Bilmiyorum ki yarını. Ben sahiplenmiyorum hiçbir duyguyu dünden bugüne aşktan başka.

Asanı vur arz’a cesaretle. Ey İnsanoğlu ağzından çıksın ışığın sözleri. Karatma yüzünü, olma kimsenin oyuncağı. Hürriyet ancak teslim olduğunda her şeyin sahibine gerçek bir hürriyete dönüşür unutma.

Aşk öyle bir sihir ki dillendirir adamı Asur’dan, Mısır’a, Tuva’ya. Ne sınır tanır, ne mekân, ne dur bilir, ne kal. Mayasında aşk olmayanın ne aklı vardır ne fikri. Hayalleri ise kuru, çorak, arsız.

Ölüm nedir ki Aşkın yanında. Aşk bizatihi ölüm değil mi? Ölmeden evvel ölmek aşkın bizatihi kendisi. Ölüm bile korkutamaz asla âşık gönülleri işte bu yüzden değil mi?

Ateş böcekleri gibi yanan şehrin ışıklarını izle biraz tepeden, yukarıdan engin bir gönülle. Çık dışına rutinin ve dışardan bak kendine, eşyaya, hayata. Anlatırsın istersen gördüklerini kelimeler yeterli gelirse.

Güçlü bir ses seni sarsın ve sarmalasın akşam olurken ciğerlerinde. Yeni bir müjde bekler gibi Cebrail’den, yeni bir görev verilecekmiş gibi göklerden.

Farklı diyarlardan gelmiş insanlarla tanış ve unutma hepimiz bu handa yolcuyuz. Dünya kardeşim de sarıl ama unutma kim olduğunu. Unutma sebebini, arz üzerinde neden var edildiğini.

Eski menkıbeleri anlatsın sana ermiş ve dinle onu bütün hücrelerinle. Kadim kültür nasıl geçer başka türlü insana. İnsan nasıl dönüşür hikmetli ışığa aslını yok sayıp öykünüyorsa arsıza, soysuza?

Muhabbet ile sarılmaz ise ruh, beden sarılsa neye yarar.

Yalınayak bas yerlere, temiz toprağa ve bütün ön yargılardan sıyrıl ve yaşa menkıbeni. Kire, pasa bulaşma hepsi tuzak bil ki sana. Bilgiyi sundular ne bekliyorsun ki daha.

Buhurdanlıklardan çıkan kokular ve tütsüler içinde bırak kendini. Kılıfından soyunsun ruhun selam dursun aşkın önünde çırılçıplak. Eşyayı soktu isen gönlüne her yer aç her yer doyumsuz. Son ise arsız ve soysuz.

Ateş yak çölde ve ne olur göğe yükselen kıvılcımları izle ve çağır yürekten Aşkı.

Çalan ney değil dinle, bu aşkın serencamı. Davulları duy ve raks et derinden güçlü bir silkeniş ile gerçeğin önünde. Bak o zaman gözleri sürmeli yağız delikanlı gibi gerçek yoldaşın olacak Faran Dağları’nda. Azığın ise aşk.

Eline aldığın taşı değerli bilme, sende değerlenecek bunu böyle bil. Taş ise senin ona yüklediğin değerden başka ne?

Gönül gözü eser derinlerden gökyüzüne, görenleri bulur sevda işte o zaman ne kumlar yakar ayaklarını ne aşkın acısı gönlünü. Viran edemez cennetini keşfetti isen özünü, özün hikmetini.

Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken, sen HİÇ ol.

Kelimelere takılma çıkan ağıza takıl. Kabuğu bırak öz derdin olsun asıl.

Aklının kimyası ile aşkının kimyası aynı değil ki. Kelimelerin kifayetsiz kaldığı anlarda sadece sus.

Muhabbet ile sarılmaz ise ruh, beden sarılsa neye yarar. Sarsılan beden ise bu muhabbet değil gafil, tamamen hormonal.

Zaman buhurdanlıktan çıkan kokunun sirayet etmesi gibi gerçeğe nüfuz etme zamanı. Nüfuz et, ol, oldur.

Bütün şifreleri bul, oku. Kâinatın şah damarına yakın ol. Akıllı adamın işidir okumak. Okumaz isen akıbetin zifiri karanlık olmak.

Hadi ötelere geçme, aşma, yükselme, bulma, kazanma, sıçrama yok olma zamanı.

Hadi kendini yeniden okuma zamanı.