Don Kişot'ta gizlenen Yahudi sırları

Don Kişot, İspanyol kripto Yahudileri veya Cristiano Nouvo (Yeni Hıristiyanlar) cemaatinin adeta kendi arasındaki iletişim dilidir ve Kabalacı Yahudiliğin romanımsı bir tefsir kitabıdır. Bu bakışta Don Kişot, ‘Don Kişot’ değil, ‘Don Keşot’tur.

Bazılarına göre eserin kahramanı Don Kişot bir dönemin ‘son’ muhafazakârı, bazılarına göreyse gelecek rasyonel dünyanın ve modernitenin ‘ilk’ kahramanıdır. Yaşadığı kritik dönemin bir ürünü olarak bakıldığında her ikisini birden temsil ediyor olması ihtimalinin yüksek olduğu görülür.
İspanya’da 5. yüzyıldan itibaren egemen olan Vizigotların Katolikleşmesiyle birlikte Yahudiler de zorla Hıristiyan yapılmaya başlanır. İlk Katolik-Yahudi ‘Converso’ kültürü böylece doğar. Müslümanların İspanya’yı ele geçirmesiyle daha rahat bir hayat tarzını tecrübe eden dönme Yahudilerin önemli bir kısmı Yahudiliğe döner. Sonuçta Orta Çağ’ın Müslüman egemenliği Yahudilere oldukça rahat bir ortam sağlar.
Irak’ta Sura ve Pumbedita okullarından yola çıkan, bir müddet Tunus’ta Kayrevan’a yerleşen Yahudi entelektüelleri ve din adamları, İspanya’ya geçince 11. yüzyıldan itibaren Yahudi-İspanyol uygarlığı parlamaya başlar. Ne var ki, 13. yüzyıldan itibaren İspanya’yı yeniden ele geçirmeye başlayan Katolikler, Yahudilere tekrar baskı yapmaya başlarlar.
Bu süreç 1492’de zirveye ulaşır ve İspanya’daki son Müslüman devleti ortadan kalkınca Müslümanlar ve Yahudiler zorla Hıristiyan yapılırlar. Müslümanlara ‘Morisko’, Yahudilere de ‘Marano’ veya ‘Cristiano Nouvo’ denilir. Bununla birlikte ne Müslümanlar, ne de Yahudiler tam olarak Hıristiyan olurlar; ikili bir kimlik geliştirirler. Aslında bu ikili kültür, Yahudilerin ikinci diasporadan beri bildikleri bir tutum olduğu için varlıklarını daha güçlü bir şekilde korumalarına katkıda bulunmuştur.
İspanyol Yahudilerinin oluşturduğu ikili kimlik ‘Converso’ adıyla bilinir. Converso Yahudiliğinin dağıldığı 4 ana coğrafya vardır: Hollanda, İtalya, Doğu Avrupa ve Osmanlı İmparatorluğu.

13. yüzyıldan itibaren ortaya çıkmaya başlayan Conversoların Hollanda’da oluşturduğu kültürün en önemli ismi filozof Spinoza’dır. Hollanda Conversoları mistik, rasyonel ve felsefî bir Yahudilik oluşturdular.
İspanya ile Hollanda arasındaki siyasî çekişmeler Hollanda’daki Yahudilerin parlayıp korunmasına ciddi anlamda katkıda bulunmuştur. İtalya’ya göç eden Conversolar ise Rönesans’ın zeminini hazırlamışlardır.
Hıristiyanlığı tam anlamıyla benimsememiş olan Conversoların kendilerini bu dinin içerisinde kalarak ifade edebilmelerinin tek yolu, onunla Paganizmi uzlaştırarak liberal bir konjonktür meydana getirme imkânında yatıyordu. Bu nedenle Rönesans’ın arkasında İspanyol Yahudiliğinin az da olsa katkı payı aranmalıdır.
Converso mistisizminin (ki temelde Kabalistik/mistik geleneği esas alır) Doğu Avrupa’da şekil verdiği hareketlerden biri Hasidik Yahudilik, diğeriyse Osmanlı Sabetaycılığına benzer Frankist harekettir. Gerek Sabetay Sevi, gerekse ilk Sabetayist aileler bütünüyle İspanyol kökenli Sefarad Conversoları idiler. Mistik Sabetayist kültür de bütünüyle Converso mistisizminden esinlenmiş bulunuyordu.

Eserinin kahramanı Don Kişot, İspanyolca ‘Bay Zırh’ anlamına gelse de, kelime İbranice ‘Keşot’ (İbranice ‘hakikat’ anlamına gelir) olarak okunduğunda ‘Bay Hakikat’ manasını kazanır. Buradaki ‘hakikat’ şüphesiz Kabalacılıktaki tanrısal hakikati çağrıştırır. Don Kişot veya Don Keşot böylece hakikatin veya imanın sembolüdür. Mesih’in gelişini kolaylaştıran gerçeklik nesnesidir.
Öte yandan bir başka mistik şifre, Don Kişot’un efsanevî ve ütopik sevgilisi Tobosalı Dülsine’dir. Tobosa, İspanya’da bir yer adı olsa da, Cervantes, İbranice tov (tob) ve sad kelimelerinden oluşan Kabalistik bir terim olan Tobosa (‘hayırlı sır’) ile söz konusu şehir adı arasında bir benzetme kurgulamıştır. Tobosa veya ‘hayırlı sır’ Kabalistik literatürde Tanrı’nın Şekina’sına denk düşer. Şekina, Tanrı’nın diasporaya dağılan Yahudi halkını koruduğu tecellisidir ve hayırlı bir sırdır. Don Kişot’un peşinden koştuğu hayırlı sır ise Dülsine’dir. (Şekina, Kabalacılıkta Tanrı’nın dişil yanıdır.)
Romanda geçen bir başka şifreli kelime olan Kabelleria, adeta Kabala kelimesinin tam karşılığıdır. Kurtarıcı, kahraman, yani Don Kişot, misyonuna başlayacağı hana gelirken onu karşılamak için çalınan boru, kurtuluşun yaklaştığını işaret eden Şofar’ın çalınışına (Kabalistik gelenekte Mesih, Şofar’la karşılanır) denk düşer. Adeta misyonunun farkına vardığı Montesinos Mağarası, Mount Sinos, yani Musa’nın vahiy aldığı Sina Dağı’na yönelik üstü kapalı bir atıftır. Ayrıca romanda bir borç verme hikâyesi geçer. Bu da, Talmud, Nedarim 25’de geçen ‘Kayna de Rabba’ (Rabbinin değneği) hikâyesinin aynısıdır.
Başka örnekler de sıralamak mümkün. Özellikle ‘cumartesi kaynayan kemikler’ gibi birtakım ibareler, alışılmış Yahudi inançlarına gizli göndermeler taşır.
İspanya’dan ayrıldıktan sonra veya ayrılmadan önce Conversoların pek bilinmeyen bir literatürü vardır. Bu yazarlar İspanya’dayken, literatürlerinin şifrelerle dolu olduğunu ve Hıristiyan olarak tanınan pek çok kişinin söyleminde birtakım mistik referansların bulunduğunu biliyoruz. Cervantes’i etkilemiş olan Diego de San Pedro (1437-1498) ve Fernando de Rojas (1465-1541) gibi romancıların eserlerinde de mistik referanslar mevcuttur. İtalyan Rönesans sanatında Maranoların etkisi ayrıca incelenmesi gereken bir konudur.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.