143 yıldır Haçlı engeline takılan camii

Taksim’de bir camii inşası partiler üstü milli bir hedef olarak ele alınmıştır. Demokratik dönemde manevi ve milli bir iklim oluşturmuş ve Cumhuriyet Halk Partisi’nde de bu gidişe uyum sağlama isteği belirmiştir. Böylece partiler üstü bir araya gelme durumu olmuş ve Taksim meydanında bir camii yapılması hedeflenmiştir.
Taksim’de bir camii inşası partiler üstü milli bir hedef olarak ele alınmıştır. Demokratik dönemde manevi ve milli bir iklim oluşturmuş ve Cumhuriyet Halk Partisi’nde de bu gidişe uyum sağlama isteği belirmiştir. Böylece partiler üstü bir araya gelme durumu olmuş ve Taksim meydanında bir camii yapılması hedeflenmiştir.

143 yıllık sabır ve gayretin sonucunda Taksim Camii nihayet açılıyor. 1950 yılından itibaren sağcı veya solcu fark etmeksizin, her siyasinin açma sözü verdiği ve bir şekilde girişimde bulunduğu Taksim Camii, Hıristiyan âlemi ve içimizdeki Bizans hayranlarınca engellenegeldi. Başta 27 Mayıs ve 28 Şubat olmak üzere darbelere bile gerekçe oldu. Gerçek Hayat’ın bu ayki ‘Yuvarlak Masa sohbeti'nin konuğu TBMM eski Başkanı ve Refahyol hükümetinin Kültür Bakanı İsmail Kahraman oldu.

Kültür Bakanı olması hasebiyle Taksim Camii’nin yapılma sürecinin de fâillerinden biri olan İsmail Kahraman’la Taksim Camii’nin hikâyesini konuştuk. Kahraman’a göre bu işin tam 143 yıllık mâzisi var. 93 Harbi sonrası imzalanan Ayastefanos Antlaşması’nda Pera’ya (Beyoğlu) bir kilise yapılması maddesinin yanı sıra bir de cami inşası maddesi yer alıyordu. Ortodoks kilisesi 3 yıl içinde tamamlanıp, 1880 yılında açıldığı hâlde, Haçlılar 143 yıldır Taksim’de cami yapılmasına izin vermedi. Geçen yaklaşık bir asır aradan sonra Ayasofya’yı ibadete açan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, inşâallah bu Ramazan’ın son cumasında Taksim Camii’ni ibadete açacak! Bu hasreti bitiren Allah’a hamd olsun!

143 yıllık sabır ve gayretin sonucunda Taksim Camii nihayet açılıyor. 1950 yılından itibaren sağcı veya solcu fark etmeksizin, her siyasinin açma sözü verdiği ve bir şekilde girişimde bulunduğu Taksim Camii, Hıristiyan âlemi ve içimizdeki Bizans hayranlarınca engellenegeldi.
143 yıllık sabır ve gayretin sonucunda Taksim Camii nihayet açılıyor. 1950 yılından itibaren sağcı veya solcu fark etmeksizin, her siyasinin açma sözü verdiği ve bir şekilde girişimde bulunduğu Taksim Camii, Hıristiyan âlemi ve içimizdeki Bizans hayranlarınca engellenegeldi.

Taksim Camii, uzun yıllar tüm siyasilerin ve halkın gündemi olmuş, ancak bugüne kadar atılan her adım sonuçsuz kalmış. Siz Taksim Camii’nin hikâyesini nereden başlatıyorsunuz?

Rumi takvime göre 1293’e denk geldiği için “93 Harbi” olarak isimlendirilen Osmanlı Rus harbi, miladi 1877-1978 yılında gerçekleşmiş ve büyük mağlubiyetler yaşanmıştı. Topraklarımızın büyük bir kısmını kaybetmiştik ve Ruslar İstanbul Yeşilköy’e kadar gelmişlerdi. 3 Mart 1878 çok ağır hükümleri olan Ayastefanos anlaşması imzalandı ise de padişah 2. Abdülhamid anlaşmayı yürürlüğe koymadı ve 13 Temmuz 1878’de toplanmasını sağladığı Berlin Konferasında şartları büyük ölçüde değiştirtti.

Ayastefanos anlaşmasına göre Ruslar, İstanbul Pera’da yani Beyoğlu’nda bir Ortodoks kilisesi yapılması maddesini ekledi, Osmanlı olarak biz de Pera’da bir cami inşa edeceğimiz maddesini ilave ettik. Pera’da Ağa Camii birde Tarlabaşı tarafındaki Kamer Hatun Camii’ inden başka cami yoktur. Ruslar 3 sene sonunda Aya Triada isimli kiliseyi tamamlayıp 1880’de açılışını yaptılar. Biz, 1878’de anlaşma maddesine koyduğumuz camiyi ancak 2021’de yapabildik. Her yapmaya kalktığımızda dünya ayağa kalktı ve Hristiyan âlemi oraya bir cami yaptırtmadı.

Haçlı savaşı devam ediyor

Hristiyan âlemi mi yaptırmadı Taksim’e cami?

Elbette. Haçlı savaşları 1095 ile 1272 arasında 177 sene de 8 sefer olarak sürmüştür. Bitti zannedilen Haçlı seferleri günümüze kadar devam edegelmiştir. Hatırlarsanız 11 Eylül’deki ikiz kuleler hâdisesinden sonra ABD Başkanı Bush “Bu bir Haçlı savaşıdır” demişti. 7 Haziran 2015 genel seçimler neticesinde AK Parti iktidara tek başına gelemediğinde, İtalya’daki La Repubblica gazetesi “Bu Yüzyılın Selahaddin Eyyubi’si yenildi” diye manşet atmıştı. Selahaddin Eyyubi Kudüs’ü Haçlılardan kurtaran büyük bir asker, komutan ve hükümdardır.

Yani Haçlı savaşı devam ediyor. Taksim’de de Ayasofya’da da devam ediyor. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan bir dünya lideridir. Kıymeti bilinmelidir. Taksim’i de yaptı, Ayasofya’yı da açtı.

Ayasofya ile Taksim Camii'nin kaderi bir

Taksim Camii ile Ayasofya Camii’nin kaderi bir sanki. İkisi de bir sene arayla ibadete açılıyor. Taksim’e cami yaptırmak için ilk ne zaman harekete geçiliyor?

Oralar Haçlıların dokunulmaz yerleri. İkisine de dokunulamaz zannediyorlardı. Onları yenebilmek, buraları açmak ve yumruğunu masaya vurabilmek her kişiye nasip değildir. Bu Cumhurbaşkanımıza nasip oldu. “Ben yürürüm, Cenab-ı Hak yardım eder” dedi.

Oralar Haçlıların dokunulmaz yerleri. İkisine de dokunulamaz zannediyorlardı. Onları yenebilmek, buraları açmak ve yumruğunu masaya vurabilmek her kişiye nasip değildir.
Oralar Haçlıların dokunulmaz yerleri. İkisine de dokunulamaz zannediyorlardı. Onları yenebilmek, buraları açmak ve yumruğunu masaya vurabilmek her kişiye nasip değildir.

Taksim’deki cami yokluğunun ıstırabı daima devam etmiştir, ne yazık ki hükümetlerdeki hassasiyetler 1950’ye kadar yoktu. 1950’de Demokrat Parti geldikten sonra, 11 Ekim 1951’de İlim Yayma Cemiyeti kuruldu ve 7 gün sonra da ilk İmam Hatip okulu İstanbul Aksaray’da 19 öğrenciyle eğitime başladı. İmam Hatip okullarını açmak için kurulan İlim Yayma Cemiyeti, camiamızın ilk sivil toplum kuruluşudur. Bütün derneklerin önderidir.

1950’ye kadar halkın dernek veya cemiyet kurması mevzu bahis bile değildi, devletin kurduğu ve idare ettiği kuruluşlar vardı. Dernek sayıları ilk defa Demokrat Parti zamanında bini geçmiştir. Bu dernekler arasında bir de Taksim Camii’ni Yaptırma ve Yaşatma Derneği var. Zannediyorum 1956’da kuruldu. Bu derneğin kuruluşunda İstanbul Valisi ve Belediye Başkanı Fahrettin Kerim Gökay var, tüccarlar, sanayiciler var. Vehbi Koç, Nuh Kuşçulu, Refik Bürüngüz ve pek çok isim mevcut.

Siyasetin tamamı ‘Evet’ diyor

Bu listedekiler zaruretten girmiş insanlar mı yoksa samimiyetle mi bu işin içindeler?

Taksim’de bir camii inşası partiler üstü milli bir hedef olarak ele alınmıştır. Demokratik dönemde manevi ve milli bir iklim oluşturmuş ve Cumhuriyet Halk Partisi’nde de bu gidişe uyum sağlama isteği belirmiştir. Böylece partiler üstü bir araya gelme durumu olmuş ve Taksim Meydanı’nda bir camii yapılması hedeflenmiştir. Cami arazisi olacak yer, birçok kamu kurum ve kuruluşun mülkiyetinde olduğu için o alanın derneğe intikali zaman almıştır. Mesela Ziraat Bankası’na ait olan bir parselin derneğe devrindeki imza İsmet İnönü’ye aittir. İnönü 1960 sonrası kurulan koalisyon hükümetinin başbakanı idi. Daha önce Menderes’in, sonraları Ecevit’in, Demirel’in imzası olan kararlar var. Başbakanların tamamı ‘evet, hadi’ diyor, Anıtlar Yüksek Kurulu burası tarihi ve Arkeolojik sit alanı diyor, bürokrasiye görünmez bir el takılıyor, cami yapılmasına izin verilmiyor.

Anıtlar kurulu engeli

Görünürdeki engel hep Anıtlar Kurulu mu oldu? Kim vardı içlerinde ve siyasete karşı güçlerini nereden alıyorlardı?

Bugünkü adı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu, eski adıyla Türkiye Anıtlar Kurulu. Bu kurulun üyeleri sanat tarihçileri arasından 3 yıllığına seçilirdi. Bu üyelerin ismini de genel müdür teklif eder. Bunlar devlet içinde kendi başına bir kurumdur. Siyaset gelir ‘burada cami yapacağım’ der; Anıtlar Kurulu karar verir: “Burası sit alanıdır ve burada cami yapılamaz”. Yıllar boyu bu yasak sürmüştür.

Bu yasak ne zaman kalktı?

Erbakan-Çiller 54. Hükümetinde Kültür Bakanı olduğumda hedefimiz Ayasofya’daki zincirleri kırmak ve ibadete açmak, Taksim Camii’ni de yapmaktı. Kültür ve Tabiat Varlıkları Genel Müdürü Altan Akat’a önceki tarihlerde alınmış 3 ayrı sit alanı kararını kaldırarak kaydının değiştirilmesini rica ettim. “Bunu bekliyorum inşallah beni üzmezsiniz, ben de sizi üzmem” dedim.

Bu konuşmamızdan sonra genel müdür üst kurulu olağanüstü toplamış ve alınan kararı bana getirdi. 3 defa red kararı veren ve Taksim’de cami yapılamaz diyen üst kurul bu kez “Buradaki eserler topraktan yapılma çanak çömlektir. Bunlardan uygun görülenler arkeoloji müzesinde sergilenebilir. Dolayısıyla burası ne şehir ne de arkeolojik sit alanı değildir” dedi. Yani ‘Burası sit alanıdır, dokunulamaz’ kararı kaldırılmış oldu.

Taksim’de teravih sözü

O günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı…

Evet. Refah Partisi 1995 seçimlerinde 1. parti olarak çıkmıştı ve 28 Haziran 1996’da Doğruyol partisi ile koalisyon olarak Prof.Dr. N. Erbakan ve Çiller 54.Hükümeti kurdu. O dönem İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dı, Beyoğlu Belediye Başkanı da Nusret Bayraktar beydi. Sit alanı değildir kararından sonra sıra belediyenin proje tasdikine geldi. O dönem belediyelerdeki çoğunluk partimizde idi. Beklentimiz cami kararının rahatlıkla geçmesi yönünde idi lakin Halk Partisi belediye meclis üyeleri ayaklandılar “Vay efendim bunlar burada cami yapacaklar” diye.

Ramazan günü Gezi Parkı içindeki bir çadırda iftar yaparken, rahmetli Erbakan Hoca “Bir dahaki Ramazan’da teravihimizi Taksim Camii’nde kılacağız” dedi. Çünkü büyük bir sevinç içindeyiz ve seri hareket edeceğiz. Engelleri aşmışız.

Taksim Camii’ne Semavi Eyice engeli

İstanbul’daki Anıtlar Kurulu’nun başında ünlü Bizans sanat tarihçisi Prof. Semavi Eyice vardı. Ben evvela onlardan ‘burada cami yapılabilir’ izni çıkarmalarını rica ettim. Taksim Meydanı’nda Bizans’tan kalma üçlü su yolunun kuleleri vardır. Biri Divan Oteli önünde, biri Gezi’nin ucunda diğeri de maksemin orada. Maksemden önceki 2 kuleyi biraz yana taşıyalım yine 3’lü devam etsin dedim fakat anıtlar İstanbul kurulu başkanı Semavi Eyice, Nuh diyor peygamber demiyor. “73 yıllık ömrümü inkâr edemem. Ben böyle bir eserin zedelenmesine izin veremem” dedi.

Bunun üzerine görev müddeti bitmiş olan Semavi Eyice’nin yerine ilahiyat öğrenimi yanında mimarlık diploması ve sanat tarihi diploması olan Kadir Topbaş’ı tayin ettik. Allah Büyükşehir Belediye Başkanımıza gani gani rahmet eylesin. Basının karşı tavrını bir misal olsun diye ifade etmek istiyorum. Kadir Topbaş beyin kurul üyeliği için gazetelerinde “Muhallebiciden Anıtlar Kurulu üyesi yapıldı” başlığını attılar. Kadir beyin babası meşhur Saray Muhallebicisi’nin sahibidir.

Ayasofya’nın iskelesini söktürmediler

96 yılında yaptığınız girişimler 28 Şubat dönemiyle mi kesildi?

Biz o camiyi 97’ye yetiştirirdik. Ama engel oldular. Beyoğlu belediyesinde halk partililer engellediler, toplantı yaptırmadılar, gündemden düşürmeye çalıştılar. Biz bir yıl, iki gün hükümette kaldık. Bir sene daha kalsaydık, Trabzon’daki Ayasofya'nın tamiratını bitirdik deyip açıyorduk. Ayasofya'dan iskeleyi söküyorduk ki darbe geldi.

Biz o camiyi 97’ye yetiştirirdik. Ama engel oldular. Beyoğlu belediyesinde halk partililer engellediler, toplantı yaptırmadılar, gündemden düşürmeye çalıştılar.
Biz o camiyi 97’ye yetiştirirdik. Ama engel oldular. Beyoğlu belediyesinde halk partililer engellediler, toplantı yaptırmadılar, gündemden düşürmeye çalıştılar.

Ben ‘iskeleyi sökeceğiz’ diye talimat vermiştim. Bir hafta geçmeden Amerika'dan heyet geldi. Ayasofya'nın kubbesindeki Paratoneri değiştirmek için para teklif ettiler. ‘Bizim paramız var’ dedik. Bir hafta on beş gün sonra bir heyet daha geldi, ‘Ayasofya'nın kubbesindeki bakırları değiştirelim, 5 milyon dolar size verelim’ dediler. “Bizim paramız var, değiştiririz, siz o parayı İstanbul surlarına verin” dedik. 3. bir heyet geldi, bütün tamiratları yapmak üzere 5 milyon dolardan fazla para teklif ettiler. Amaçları iskeleyi söktürmemek. 1935’te kurulmuş iskeleyi 1997’de söktürmüyorlar. Tayyip Erdoğan olmasaydı Ayasofya da açılamazdı.

Şükürler olsun ki 140 sene bir gecikme ile de olsa Taksim’e cami yapıldı. Taksim ‘Pera’ olmaktan çıktı. Muhteşem camiden ezan sesleri göğe yükseliyor. Allah nice hizmetler ve eserler kazandırsın. Bu hedefi de aşan Sayın Cumhurbaşkanımıza şükranlarımızı sunuyorum, emeği geçenlerden Allah razı olsun.

İsmail Kahraman kimdir?

Cumhurbaşkanlığı yüksek istişare kurulu başkan vekili, Türkiye Büyük Millet Meclisi 27. başkanı, 54. hükümetin kültür bakanı, 20, 21 ve 26. dönemde İstanbul Milletvekili olarak da görev yapan İsmail Kahraman, 1940 tarihinde Rize'de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Karabük'te, liseyi Haydarpaşa Lisesi'nde tamamladı.

İsmail Kahraman
İsmail Kahraman

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu ve İstanbul barosuna kayıtlıdır. Birçok üniversite ve STK’nın kurucu ve mütevelli üyesidir. Gençlik yıllarında İstanbul Hukuk Fakültesi Talebe Cemiyeti başkanlığı ve yükseköğrenim gençliğini temsil eden Millî Türk Talebe Birliği'nin (MTTB) 48'inci dönem genel başkanlığını da yapan Kahraman, evli ve dört çocuk babasıdır.